İnsanlar bir yol çizerler kendilerine. Bazen istemli bazen istemsiz.

O yol kimi zaman bir otobandır, kimi zaman cambazın ipi…

Cambazın ipinde bir şey olmaz da otobanda başına gelmedik kalmaz.

Al Pacino’nun başrolünü oynadığı “Carlito’nun Yolu” filmini bilmem kaçıncı kez izlerken ve dahi sonunu bilirken niye bu kadar heyecanlanırım hâlâ anlamıyorum. Galiba o yolda düşünürken, yani Carlito ile o yolu yürürken, ilk izlediğimde hissettiğim duygunun ayak izlerine basıyorum da ondan. Aynı o ilk izlediğim heyecanı takip ediyor ve sonu güzel biteceği hissine kapılıyor, “Hah, işte bitti!” demek istiyorum galiba.

Önümüzde bir sürü örnek ve yol vardır. İnatla o kötü sona doğru yürürüz. Sokaktaki adam kumar oynar, iş insanı yanlış kararlar verir, politikacı tarihe bakmaz ve sonunda yol çıkmaza girer.

Kumar oynayan Ahmet Efendi her şeyini kaybeder, iş insanı intihar eder, Saddam ve Kaddafi en güçlü olduklarını sandıkları anda yerle yeksan olurlar. Oysa Ahmet, Mehmet’in sonunu; iş insanı, başka bir iş insanının sonunu; Saddam ve Kaddafi ise Çavuşesku’yu, Pol Pot’u, Somoza’yı görmüştür.

“Bana bir şey olmaz,” dediler, güçlüydüler.

Ama onlara çok şey oldu.

Hem de çok fena olur, olacak.

Aynı şeyi yaparak farklı sonuç bekleyenlerin sonu Carlito’nun sonudur. O tren kalkar ama içinde sen yoksundur.

Anlayan anlasın. Lafın tamamı aptala söylenir.

Haziran ayında gittiğim GAP gezisinde okul arkadaşım Ömer Atalay’ı aradım.

“Turla geldik, haber vermesem olmaz, gönül koyma. Bilgin olsun ben Antep’teyim,” dedim.

Durur mu? Uçar gibi geldi yanımıza. Bizimle gezdi dolaştı.

Antep’in kadim çarşısına doğru birlikte yürürken kucağında bir tepsi pideyle genç bir kadın çıktı fırından.

Ömer, sanki o anı bekliyormuş gibi kadının yolunu kesti.

“Arkadaşlar bizim şu pidemizden tatsınlar,” deyip elini uzattı.

Bu bir rica değildi, bir sessiz anlaşmaydı sanki. Kadın tepsiyi uzattı. Ömer, sıcacık pidelerden birer parça alıp bize dağıttı.

O kadar lezzetliydi ki…

Bunu dünyanın hiçbir yerinde yapamazsınız. Bunu hiçbir millete anlatamazsınız. Çünkü anlamazlar.

Bu bizim yolumuzdur.

Carlito olmasa da olur.