Yine Milli Eğitim ve liyakatten yoksun kadroların yanlışları, hataları. Bitmedi, bitmiyor.

2026-Milli Eğitim Bakanlığı Akademi giriş sınav sonuçlarının açıklanmasının ardından, puan hesaplama işleminde 2026 yılı yerine yanlışlıkla 2025 yılı soru ağırlıkları kullanılmış ve bu nedenle 391 bin 906 öğretmen adayının puanlarının hatalı hesaplandığı ortaya çıkmış.

Yapılan açıklamaya göre öğretmen adaylarının toplam doğru ve yanlış sayılarında herhangi bir hata yokmuş. Sorun puan dönüşüm ağırlıklarında imiş. ÖSYM hatanın tespiti sonrasında puanların 2026 yılı soru ağırlıklarına göre yeniden hesaplanacağını ve sonuç belgelerinin güncellenerek adayların erişimine açılacağını duyurmuş.

Bu arada önemli olduğunu ve incelenmesi gerektiğini düşündüğümüz bir konuda şikayetler konusu. İnternette MEB tarafından düzenlenen ve denetlenen pek çok değişik konuda yapılan sınav ile ilgili şikayetler yer alıyor. Bireysel görünse de bir hak ihlali varmı yokmu mutlaka incelenmesi ve muhataplarına bilgi verilmesi gerekmez mi? Bu gençler kendilerine bir gelecek inşa etmek gayreti içinde bu sınavlara katılmaktalar ve her birinin şikayeti çok önemli sayılmaz mı, kul hakkı değilmidir?

Bir kişinin şikayeti dahi önemli iken 392 bin gencin geleceği konusunda böylesine sorumsuz davranmanın mutlaka bir karşılığı olması ve tekrarının önlenmesi adına da ciddi tedbirler alınması gerekmez mi?

-------------------------------------

Google, “Türkiye’de doğrudan kamu eliyle ya da iktidar tarafından kurulmuş devlet tekelinde işletilen bir alışveriş merkezi (AVM) modeli yoktur” diyor. Ancak kamu bankalarının borç yapılandırmaları, yerel belediye iştirakleri ya da özelleştirilen kamu arazileri üzerinden iktidar politikalarıyla ilişkilendirilen ve kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olan "zarar eden AVM" süreçleri mevcut ve ortada.

Bazı Partili yerel belediyelerin, bölge ticaretini canlandırmak amacıyla kendi iştirak şirketleri ya da hasılat paylaşımı modelleriyle inşa ettirdiği ancak konsept hataları, yanlış konumlandırma, liyakatsiz personel veya ekonomik kriz nedeniyle "hayalet AVM" konumuna düşen çok sayıda yerel çarşı ve alışveriş merkezi projesi ülkemizin gerçeği. Mağaza doluluk oranları yüzde 50'nin altına düşen bu merkezler, belediye bütçelerine ciddi operasyonel yükler de getiriyor.

Son olarak, vatandaşın yüksek fiyatlardan sürekli şikayeti üzerine kamu teşviki ile Tarım Kredi marketleri kurulmuştu ancak bunların 2026 yılının ilk yarısında 1 Milyar liranın üzerinde zarar ettiği, her 7 çalışanından birini işten çıkardığı ve 30 şubesini kapatmak zorunda kaldığı açıklandı. Bu Şirketin gelecek yıl halka arzı planlanmakta idi ancak durum ortada. Şimdi öncelikle mevcut zararın kapatılması ve sonra gerisi düşünülecektir. Mevcut zarar ise kuvvetle muhtemel, diğer pek çok diğer kamu zararında olduğu gibi bir sorumlusu bulunamayacağından, hazineden yani halk tarafından ödenerek kapatılacaktır.