Geçen yıl cari açık liginde ilk 10'da yer alan Türkiye, bu yılın ocak-mart döneminde 23.7 milyar dolarlık bir açık verdi. Ve cari açık miktarı en yüksek ülkeler sıralamasında ikinci sıraya yerleşti.
Sayın Bakan Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, enerjide dışa bağımlılığı azaltan yapısal dönüşüm çalışmalarına devam edeceklerini belirterek, "Mayıs’ta yıllıklandırılmış cari açık 37,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Küresel ekonomideki şoklara karşın cari açığın sürdürülebilir seviyelerde kalması ekonomimizin dayanıklılığını gösterirken, makro finansal istikrarı da desteklemektedir. Brüt dış finansman ihtiyacı ve brüt dış borç stoku uzun dönem ortalamalarının altında seyretmektedir. Sağladığımız kazanımları kalıcı hale getirmek için yüksek katma değerli üretimi ve ihracatı artıran, enerjide dışa bağımlılığı azaltan yapısal dönüşüm adımlarımıza devam edeceğiz" demiş. Hatırlarsanız Cumhurbaşkanı Yardımcısı sayın Cevdet Yılmaz, özellikle 2025 yılı tarım sektörü verilerini değerlendirirken "Tarım sektöründe %12,7 negatif büyüme gerçekleştirdik" demişti. Sayın Şimşek’in açıklaması da benzer zorlama savunma gayreti gibi.
Bizim bildiğimiz 2025 yılının tamamında cari açık 25,2 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Sayın Şimşek’in ifadesine göre, 2026 Mayıs ayındaki açık miktarı, geçen yılın toplam açığını şimdiden %48 oranında geçmiş durumda. Yıl sonunda ne olacağı konusuna girmemek en akıllıca yol, çünkü yanılma payı yüksek. Dış güçler olarak, küresel şokların hangi seviyede çarpacağı belirsiz ama önce arayıp hazırlıksız olan bizi bulacağı kesin görünüyor. İyi haber ise ABD’yi geçemeyeceğimiz haberi. Adamların 2026 ilk çeyrekte cari açığı 226.8 milyar dolar.
Türkiye'nin cari açığı, diğer ülkelerle karşılaştırıldığında oldukça çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü verilerine göre, 2025'te yapılan açıklamalarda, dünyanın en çok cari açık veren yedinci ekonomisi olacağı öngörülen Türkiye, bu yılın ocak-mart döneminde ABD dışındaki tüm ülkelerden daha fazla açık vermiş durumda. Yüksek enflasyona sahip Arjantin gibi ülkelerde cari açık birkaç milyar dolara düşerken, enerji ithalatına bağımlı Japonya ve Hindistan cari fazla verirken, Türkiye'de durum neden bu kadar farklı? Ayrıca cari açığın artması, lira üzerinde değer kaybı baskısını artırarak ekonominin sıcak parayı çekmek için yüksek faiz politikası uygulamasına da neden olmakta.
T.C. Cumhurbaşkanlığı strateji ve bütçe kurumu her yıl gelecek adına açıklanan cari açıkla ilgili hedefini, 2026 yılı için şöyle açıklamış:
Orta Vadeli Program (OVP) Hedefi: Hükümetin 2026-2028 Orta Vadeli Programı kapsamında 2026 yıl sonu için öngördüğü cari açık 22,3 milyar dolardır. Bu miktarın GSYH'ye oranının %1,3 olması hedeflenmektedir.
Piyasa katılımcıları ve Ekonomistlerin Temmuz 2026 itibarıyla yapılan son anketlerde, yıl sonu cari açık tahminleri ortalama 52,2 milyar dolar seviyesinde olmuş. Tahminler 45 milyar dolar ile 62,8 milyar dolar arasında geniş bir bantta değişmiş.
Küresel finans devi JP Morgan Temmuz 2026 raporunda, Türkiye'nin 2026 yıl sonu cari açığının 48 milyar dolar (GSYH'ye oranı %2,8) seviyesine ulaşacağını öngörmüş.
Gerek tahminler ile gerçekleşenler gerekse yeni tahminler arasındaki büyük farkların nedeni, Türkiye’de bütçe disiplini olmaması, uygulamanın zaman, kural ve temayüllerden bağımsız olması, özetle Türkiye ekonomisindeki plansızlıktır. Sayın bakan Şimşek, cari açıktaki konumumuzu küresel ekonomideki şoklara bağlamış. Ancak bu şoklar sıralamada üstümüzde olan bütün Dünya ülkeleri için aynıdır. Mesele sizin ne kadar hazırlıklı olduğunuzla alt yapınızın gücü ile ilgilidir. ABD ise kendi parası dolar üzerinden yapılan bütün değerlendirmelere karşı kayıtsız kalma ayrıcalığına sahip 350 milyon nüfuslu dev bir ülke.
Şimdi enflasyonun 2027 yada 2028 sonunda kaç olabileceği konusunda fikir beyan edenlere nasıl güvenilsin de bir iş yapılsın?