Bu sene 1 Mayıs Cuma gününe denk geldi. Hava tahminleri 1 mayıs günü Bursa’da sıcaklığın 10 derece civarı, yağış olasılığının yüzde 75 civarında olacağını söylüyordu. Yanılmadılar. Bayram daha güzel bir bahar havasını hak ediyordu yine de 3 gün önce yapılan kutlamalar coşku içinde geçti. Geçen hafta yaşanan madencilerin dramı da herkesi etkiledi. Neyseki işçimiz ve halkımızın olgunluğu ile yurdumuzun her şehrinde mutlu ve kazasız belasız sonuçlandı.
Tüm işçi ve emekçilerin bayramı kutlu olsun. Halkımızın da bahar bayramı. Mayıs ayı yine dolu dolu geçecek. 6 Mayıs günü de Hıdrellez. Hava sıcaklığı 22 derecelere çıkıyor. 10 Mayıs anneler günü. Ve 19 Mayıs. Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı, milletimizin esaretten kurtuluş mücadelesinin başladığı ilk gün. Bizzat Atatürk tarafından Türk gençliğine armağan edilen Gençlik ve Spor Bayramı. Bu sene Kurban bayramı da Mayıs ayında. 26/30 Mayıs.
İşçimiz açısından tatil günleri diye bakarsak ise, 1 mayıs takip eden Cumartesi Pazar ile 3 gün, 19 Mayıs 1 gün arada 1 gün idari izin ile 4 gün, kurban bayramı 4,5 gün, arada 1,5 gün idari izinle 9 güne çıkıyor. Aradaki 2 hafta sonu iznini de dahil ederseniz mayıs ayında 18 gün tatil olacak.
Sanıyorum bu işçi bayramına, maden işçilerinin sonu mutlu biten mücadelesi damga vurdu. Aylarca maaşlarını ve sosyal haklarını alamayan, aileleri ile birlikte çok zor durumlara düşen bu insanların, haklarını alabilmek için uzunca bir yürüyüş ve sonrasında günlerce süren açlık grevi neticesinde, 15 gün içinde tüm haklarını alabilecekleri müjdesinin yarattığı huzur ve sevinci kendilerinden daha iyi kimse bilemez. Bu mücadelenin kimse zarar görmeden bitmiş olması da büyük mutluluk.
Elbette devletten binlerce maden işletme ruhsatı alabilen kişiler yada firmaların, çalışanlarını bu duruma düşürebilmesi dikkatlerden kaçmamalı. Bu tip kişilerin emeği böylesine istismar edebilmesinin önlenmesi, kul hakkı istismarını ve kötü niyetli bireylerin piyasayı kirletmesini de önler. Türkiye’de, çalışma ortamını kirleten, ahlakı bozan böylesi iş adamı müsveddelerinin ayıklanması şarttır. Bu en çok dürüst işverenleri mutlu eder. Çünkü bu tip kendini bilmez, para dışında hiçbir konuda bakışı olmayan küçük düşünebilen insanlar, bütün bir iş camiasının hak etmedikleri şekilde yanlış yargılanmasına sebep olurlar.
Yıllardır iş hayatında, üretim ve istihdam yaratma gayretiyle mücadele ederim. Babam memurdu, annem ev hanımı ve terzi. Bana en büyük destekleri okutup mühendis olmamı sağlamaları idi. Huzur içinde uyusunlar. Hem okudum hem çalıştım. Maaşlı işçi de oldum, yöneticide. Ve sonunda işveren de. Uzun seneler cumartesi, pazar demeden günde 18 saat çalışarak mücadele ettik. Mimar olduk, mühendis olduk. Muhasebeci olduk. Avukat olduk. Sadece kendi iş kanunlarımızı değil, iş yaptığımız ülkelerinde iş kanunlarını, gümrük işlemlerini öğrendik. Malzeme temini, fiyat çıkarma, pazarlama, satış. Ne lazımsa oradaydık. Sonra büyüdükçe, personelimiz oldu. Yıllarca sadece kendi hatalarımızın değil, personelimizin yaptığı onlarca hatanın da bedelini ödedik. Bu arada pek çok da sivil toplum örgütünde aktif görevler yaptık. İlk kez, o da bir arkadaşımın zoruyla 5 gün ailece tatil yaptığımızda büyük oğlum 6 yaşında idi. 46 yıldır iş hayatındayım bir gün aksamadan her ay, önce çalışanların haklarını verdik. Türkiye de tekstilin geleceği endişesi ile mesleğim inşaat işlerine dönmek üzere tekstil fabrikamı kapattığımda önce 380 çalışanımın tazminatlarını ödedim. İşçi hakkı ve kul hakkı her zaman kutsal olmuştur. Aralarında bir kaç çürük elma çıkmıştır ama çalışanlarımın hemen hepsine her zaman saygı ve sevgi duymuşumdur. Çünkü hiçbir üretim işçisiz ve işverensiz bir anlam ifade etmez.