İnsanlık tarihinde çok az sayıda insan yalnızca yaşadıkları döneme değil, sonraki çağlara da iz bırakabiliyor. Leonardo da Vinci, bu isimlerin başta gelenlerinden. Yakın zamanda hediye olarak gelen ve Da Vinci'yi anlatan bir kitabı okudukça, ne derece önemli bir sanatçı, ama aynı zamanda bir mühendis, bir mimar ve bir bilim adamı olduğunu hayranlıkla gördüm.
Leonardo Vinci, 1452’de Toskana’nın Vinci kasabasında, evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelmiş. Bu durum, o dönemdeki toplumsal ve mesleki engeller yüzünden üniversiteye gitmesini ve klasik Latince eğitimi almasını büyük ölçüde engellemiş. Doğayı incelemeyi tercih etmiş, kuşların uçuşunu, suyun akışını incelemiş, gördüklerini çizmiş ve sürekli sorular sormuş.
Resim yaparken anatomi bilgisinden, makine tasarlarken matematikten, doğayı incelerken sanatçı gözünden yararlanmış. Bugün "disiplinlerarası çalışma" dediğimiz yaklaşımı, bundan beş yüz yıl önce kendi hayatında uygulamış.
En ilginç projelerinden biri İstanbul için hazırladığı köprü projesi. 1502 yılında Sultan II. Bayezid'e bir mektup göndererek, Haliç'in iki yakasını arada hiçbir destek ayağı olmadan birleştirecek dev bir köprü yapmayı teklif etmiş. Yaklaşık 240 metre uzunluğunda, dönemin mühendisliğinin çok ötesinde bir tasarım. Proje hayata geçirilememiş. Ancak yüzyıllar sonra MIT (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) araştırmacıları, Leonardo'nun çizimlerini ayrıntılı biçimde inceleyip ölçekli bir model üzerinde test etmiş ve tasarımın, dönemin malzeme ve mühendislik imkânlarıyla bile uygulanabilir olduğunu göstermişler.
Yüzyıllar sonra geliştirilen birçok teknolojinin temel fikirlerinin, Leonardo'nun çizimlerinde yer aldığı görülüyor. Kuşların uçuşunu uzun yıllar gözlemleyerek geliştirdiği uçuş makineleri ile "hava vidası" adını verdiği tasarım, modern havacılığın öncü fikirleri arasında kabul ediliyor. Kaplumbağa kabuğundan ilham alarak çizdiği zırhlı savaş aracı, modern tankların öncülerinden sayılıyor. Su altı için tasarladığı dalgıç kıyafeti ve nefes alma düzenekleri de, daha sonra geliştirilecek dalış ekipmanlarına ilham kaynağı olmuş. Bu tasarımların çoğu kendi döneminde üretilemese de, Leonardo'nun çağının çok ötesinde olduğu görülüyor.
Leonardo'nun bilimsel merakı yalnızca makinelerle sınırlı değil. İnsan vücudunun yapısını anlamak için anatomi çalışmalarına büyük önem vermiş, çok sayıda kadavra üzerinde incelemeler yapmış. Kasları, kemikleri, organları ve damar sistemini olağanüstü bir ayrıntıyla çizmiş.
Bu birikimi, resimlerine de yansımış. Mona Lisa, Son Akşam Yemeği gibi meşhur eserlerinde insan anatomisini, ışığı, gölgeyi ustalıkla kullanmış. Hepimizin bildiği Mona Lisa'nın gülümsemesi, sanat tarihinin en çok konuşulan ayrıntılarından biridir.
Leonardo da Vinci'nin hayatından alacağımız en temel ders şu olsa gerek: Merak etmek, soru sormaktan vazgeçmemek ve dünyaya tek bir pencereden bakmamak.
Sağlıkla kalın.