Dünyada enerji dönüşümünün hızlandığı bir dönemden geçiyoruz. Karbon emisyonlarını azaltma hedefleri doğrultusunda bir yandan kömür kullanımı azaltılmaya çalışırken, bir yandan da kömürün farklı kullanım alanları ön plana çıkıyor. Kömür, enerji üretiminde kullanılan bir yakıt olmasının yanında yeni nesil teknolojiler sayesinde kimya sanayisinin stratejik bir hammaddesi olarak önem kazanıyor.

Son yıllarda geliştirilen süreçler sayesinde kömürden metanol, amonyak, hidrojen, sentetik yakıtlar ve plastik sanayisinde kullanılan temel kimyasallar ekonomik ölçekte üretilebiliyor.

Bu dönüşümün önde gelen örneklerinden biri Çin. Son yıllarda kömürü kimya sanayisinin önemli bir girdisi olarak değerlendiren büyük yatırımlar gerçekleştiriyorlar. Kömür gazlaştırma ve kömürden kimyasal üretim tesisleri sayesinde petrokimyaya alternatif üretim zincirleri oluşturuyorlar, bazı temel kimyasallarda dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyorlar. Benzer çalışmalar ABD, Güney Afrika ve Hindistan gibi ülkelerde de sürdürülüyor.

Ülkemiz açısından da bu konu çok önemli. Petrol ve doğal gaz bakımından kaynaklarımız sınırlı olsa da önemli büyüklükte kömür rezervlerimiz var. Türkiye, toplam kanıtlanmış kömür rezervi büyüklüğü bakımından dünyada 12. sırada yer alıyor. Bu rezervlerin yalnızca enerji üretiminde kullanılmasına odaklanmak yerine, bir bölümünü yüksek katma değerli kimya ürünlerine dönüştürebilecek teknolojilerin araştırılması ve geliştirilmesi uzun vadede ülkemiz için yeni fırsatlar oluşturabilir.

Kömürün farklı kullanım alanlarından biri de tarım. Özellikle düşük kaliteli linyitlerden elde edilen leonardit; humik ve fulvik asit açısından zengin doğal hammaddelerden biri. Bu maddeler organomineral gübre üretiminde kullanılarak toprağın organik yapısının güçlendirilmesine, su tutma kapasitesinin artırılmasına ve bitki gelişiminin desteklenmesine katkı sağlayabiliyorlar.

Burada asıl mesele sahip olduğumuz doğal kaynaklardan ne kadar katma değer üretebildiğimiz. Kömürün doğrudan yakılmasıyla elde edilen ekonomik değer ile ileri teknoloji kullanılarak kimya, tarım veya sanayi ürünlerine dönüştürülmesiyle sağlanan değer arasında büyük fark bulunuyor. Örneğin, KÖMÜRDER Başkanı Muzaffer Polat’ın dikkat çektiği üzere, kömürün tonu 100 dolarken, kömürden üretilen üre gübresinin tonu 750-800 dolara ulaşıyor. Günümüzde ülkelerin rekabet gücünü belirleyen en önemli faktörlerden biri, doğal kaynaklarını ne ölçüde teknolojiye ve yüksek katma değerli ürünlere dönüştürebildikleri.

Elbette çevresel etkiler ve karbon emisyonları göz ardı edilemez. Ancak karbon yakalama sistemleri ve daha verimli prosesler sayesinde çevresel etkileri azaltılmış üretim için yoğun çalışmalar yürütülüyor.

Geleceğin sanayi politikaları, doğal kaynakları en yüksek katma değeri sağlayacak şekilde değerlendirirken çevresel sorumluluğu da gözeten çözümler üzerine şekillenecektir.

Sağlıkla kalın.