Zor olmasa idi kolayın, yokluk olmasa idi varlığın, kötülük olmasa idi iyiliğin yada hastalıklar olmasaydı sağlıklı olmanın kıymetini asla bilemezdik.

Yaşamda her durumun bir aksi, bir karşıtı var. "Akıl" kelimesi ise tek bir karşıt anlamı olmayan kelimelerden. Kullanıldığı yere ve felsefi bağlama göre cehalet, duygu, içgüdü veya delilik kavramları aklın karşıtı olarak değerlendirilebilecek kelimeler.

Bugün ülkemiz, adalet, ekonomi, eğitim ve benzeri değişik anlamlarda zorlu günler yaşamakta. Hayatın içinde hepsi var denilebilir. Dünyanın binlerce yıllık tarihinde ve bugün, hemen her ülke, değişik nedenlerle benzer durumlar yaşamıştır. Hatta eğitim durumuna bağlı olarak birden fazla defalar yaşayanlarda, yaşamakta olanlarda az değildir.

Dünyanın en mutlu ve müreffeh yaşayan toplumları hangileri diye bakıldığında, en belirleyici özelliklerinin eğitim konusundaki başarıları olduğu gözlemlenmektedir. Bu bir tesadüf olamaz. Demokratik yaşam biçimine, bireyin eşitliğine ve karşılıklı saygıya en güçlü şekilde bağlı olanlar, bunu zorla, ikazla yada mecbur olduklarından değil, adeta buna muhtaç olduklarını hissederek yaparlar. Çünkü demokratik yaşama biçiminin sevdiklerine sağladığı huzur ve güven, başka hiçbir yolla kendiliğinden, doğal olarak gelmez. Bu standart, inanç ve özveri ile sağlanmış tercihlerin sonucudur. Alışılan, bu yaşam tarzının sağladığı huzur ve güven ortamı asla bozulmak istenmez. Bu noktada alınmış eğitimin getirdiği otokontrol insan benliğini düzen dışına çıkmaktan alıkoyar.

Bizimki gibi toplumlarda yaşanan sıkıntıların nedeni ise insani içgüdülerin terbiyesinin ne manaya geldiğinin dahi anlaşılamaması. Örneğin kabaca demokrasiden beklenti, haklarının olduğu ve bunları serbestçe kullanabileceği yönündedir. Başkalarının haklarının da olduğu ve bunlar çakıştığında iki tarafında kurallara uyarak özveride bulunması gerektiğini düşünmek dahi akıllarından geçmez. Çünkü eğitimi yoktur yada noksandır.

İşte bu noktada, eğitimsiz bir toplumu yönlendirebilecek, kötü niyetli ve baskın karakterli olanların sebep olabilecekleri zararların mertebesini ölçmek bir tarafa, çoğu zaman bunları yapanların kendileri dahi ne yaptıklarının bilincinde olmayabilirler.

Kendimiz adına bir değerlendirme yaparsak, ciddi bir tecrübeden öğrenerek geldiğimiz ortada. Düşmanımız da belli. Yıllardır değişmedi. Onlar Dünyayı yönetmeye, toprağımızdaki zenginliklere sahip olmaya çalışanlardır. Defalarca denediler yine denemekten de hiç vazgeçmediler. Elbette onlarda öğreniyor, yöntemlerini geliştiriyorlar. Öğrendikleri ve ısrarla üzerine gittikleri en önemli yöntem ise cehaleti araç ve maşa olarak kullanmak.

Başa dönersek. Bu ülke ve vatan kolay kurulmadı. 7 düvele karşı savaşmış can vermiş, kan vermiş, millet olmayı başarmış bir toplumuz. Bugün yine zor günler geçiriyor olmamıza bakıp da hayaller kuranlar varsa, tarihi bir kez daha okuyup, dikkatle ve doğru yorumlamaları zamanı gelmiş demektir. Cevaplar oradadır. O zaman aldıkları eğitimin derinliğini ölçmeleri mümkün olacak..