Geçen hafta güney batımızda yer alan Muğla ilimizin, şarkılara konu olmuş Bodrum ilçesine yolumuz düştü. Yeni denilebilecek İstanbul İzmir otobanımıza, şehrimizden giriş yaptık, Aydın ilimizin Söke ilçesinden çıktık. Ve Bodrum’a kadar gidiş geliş çift yollardan devam ettik. Allah ayağına taş değirmesin Devletimiz yapmış, hizmetimize açmış.

Ancak yolun Bursa İzmir arası gidişte ve dönüşte cep yakıyor. Gidiş 1440 dönüş 1410 ceman 2850 Türk lirası. Mazotun litresi ise 80 küsür lira. Gidiş geliş bir depo gidiyor. Rakamlara bakılınca “vay canına” diyorsun. Ama 3 gidiş- 3 geliş şeritli otoyolda önünde onlarca araç gidiyor, dikiz aynasına bakıyorsun peşinden onlarca araç geliyor. Yol üzerinde her 35 km’de bir, gidiş ve gelişte karşılıklı Oksijen dinleme noktaları yapılmış. Hangisinde dursan insan kaynıyor. Demek bu maliyetler bir kısım insanımızı çok da etkilemiyor diye düşünmek mümkün ancak bu yolda hiç kamyon yada tır görmedim. Gerçek etki nakliyede.

Bodrum’da fiyatlar birazda tutturabildiğine. Dondurmanın topu en ucuz 80 lira. Marinada falan yersen topu 400 lira. Alabildiğine pahalı bir kasaba. Yine de geçen yıla göre enflasyondan çok etkilenmemiş ya da turizmdeki daralmadan etkilenmiş denilebilir. Fiyat artışları düşünülenden daha makul. Geçen seneki kadar kalabalık da değil. Yani pazara yada markete gidersen arabanı koyacak birkaç yer buluyorsun. Belki biz öyle görmüş olabiliriz ama yabancı turist sayısında çok önemli azalma var gibi. Bodrum’un meşhur çarşısı bom boştu desem yeridir. Bizim geçtiğimiz saat veya havanın 35 derece sıcaklıkta olması da etkilidir muhakkak.

Sık sık Bursa fiyatları ile karşılaştırma yapıyoruz. Mesela kavun karpuz fiyatları neredeyse aynı. Ancak dondurma yada marka mağazalar derseniz ciddi farklar var. Çarşı pazarda genelde mahalli yetiştiricilerin ürünlerine baktık. Bursa fiyatlarına yakın. Halbuki arada ciddi nakliye farkları olmalı. Biliyoruz ki bu dönemde en ciddi maliyet kalemi nakliye masrafları. .

Orada da araçlara yaklaşıp yardım isteyenler, geçinmek adına yardım alma çabası harcayanlar az değil. Bodrum’un dağınıklığı, şantiye görünümü, cadde ve sokakların toz toprağa bulanmış klasik hali hep aynı. Belediye yazları birkaç kat artan nüfusla baş etmekte çok zorlanıyor.

Ülkemizde parayı sokakta toplayıp, harcarken hesap yapmayan nüfusun sayısı için yüzde 10 denilir ama otoyoldaki araç sayısına ve markalara bakarak basit bir hesap yapsanız yüzde 20 bile denilebilir. Bodrum ve yakın çevresindeki emlak fiyatlarına bakıldığında da bu anlaşılıyor. Zengin sayısı artıyor bu ortada ne var ki bu zenginliğin kaynağı üretim değil bu da ortada. Demek ki katma değer yaratmıyor ve kalıcı olmayabilir.

Buna mukabil yüzde 80 çoğunluk için şartlar vahim. Ülkemizin gündeminin siyasi konulara çekilmesi, geçinme sıkıntısı içindeki insanımızın sorunlarına çare olmuyor, tersine biriken sorunların açtığı yaralar büyüyor, tedavi zorlaşıyor. Ülkemiz ekonomisinin geleceği adına ciddi sorunlar birikiyor. Nereden bakılırsa bakılsın acil reformlara ihtiyaç olduğu şüphesiz.

Sorunları çözmesi gerekenler, oylarımızla seçip milletvekili yaptığımız ve bu iş için maaş verdiğimiz ve pek çok masraflarını ödeyip ayrıcalıklar tanıdığımız 600 vekilimiz. Her vatandaş sayın milletvekillerinden ettikleri yeminin her kelimesine bağlı kalarak görevlerini layığı ile yapmalarını bekliyor.