Yapay zekâ dünyasında bu hafta çok önemli bir satın alma gerçekleşti. NVIDIA, açık yapay zekâ ekosisteminin en önemli platformlarından Hugging Face’i 12,93 milyar dolara satın almak üzere anlaşmaya vardı. İlk bakışta bu, teknoloji dünyasının alıştığımız milyar dolarlık satın almalarından biri gibi görünebilir. Ama bence öyle değil, çünkü NVIDIA’nın satın aldığı şey yalnızca bir teknoloji şirketi değil. Bir Ekosistem.
Hugging Face bugün 18 milyondan fazla geliştirici, araştırmacı ve içerik üreticisinin kullandığı; 3 milyondan fazla yapay zekâ modelinin, 500 bin veri setinin ve 1 milyon uygulamanın paylaşıldığı dev bir platform. Bir anlamda yapay zekâ dünyasının ortak çalışma alanlarından biri, şimdi bu alan, dünyanın en güçlü çip şirketinin çatısı altına giriyor. NVIDIA’yı bugüne kadar büyük ölçüde GPU’larıyla tanıdık. Yapay zekâ devriminin ihtiyaç duyduğu hesaplama gücünün en önemli sağlayıcısı haline geldi ve son birkaç yılda dünyanın en değerli şirketlerinden birine dönüştü. Fakat Hugging Face hamlesi bize NVIDIA’nın bundan sonraki stratejisinin yalnızca daha güçlü çipler satmak olmadığını gösteriyor. NVIDIA, yapay zekânın bütün değer zincirinde olmak istiyor.Donanımda var, hesaplama altyapısında var, yazılımda var. Şimdi geliştiricilerin modelleri bulduğu, denediği, geliştirdiği ve paylaştığı ekosistemin de merkezine yerleşiyor.
Bence burada çok daha önemli bir tartışma başlıyor: Açık yapay zekâ ne kadar açık kalacak? NVIDIA satın alma açıklamasında Hugging Face’in tüm yapay zekâ ekosistemine açık kalacağını özellikle vurguluyor. Geliştiricilerin istedikleri modeli, yazılım altyapısını, bulut sağlayıcısını ve hatta hesaplama platformunu seçmeye devam edebileceklerini söylüyor. Bu oldukça önemli bir taahhüt ,çünkü açık modeller yapay zekânın demokratikleşmesinde kritik bir role sahip.
Bugün küçük bir girişimin, üniversitedeki bir araştırmacının veya sınırlı bütçeye sahip bir şirketin sıfırdan milyarlarca dolarlık bir yapay zekâ modeli geliştirmesi gerekmiyor. Açık modelleri kullanabiliyor, değiştirebiliyor, kendi verisiyle özelleştirebiliyor ve yeni çözümler geliştirebiliyor. İnovasyonun yalnızca birkaç teknoloji devinin laboratuvarlarında gerçekleşmesini engelleyen yapılardan biri tam da bu. Bu nedenle NVIDIA–Hugging Face anlaşmasını yalnızca bir şirket satın alması olarak okumamak gerekiyor. Bundan sonrası için ‘’Yapay zekânın geleceğini kim şekillendirecek? Büyük kapalı modeller mi? Açık modeller mi? Yoksa açık ve kapalı sistemlerin birlikte yaşadığı yeni bir ekosistem mi? Önümüzdeki dönemin asıl teknoloji savaşı burada yaşanacak. Yapay zekâ yarışının ilk aşamasında en iyi modeli geliştirmek önemliydi. İkinci aşamasında hesaplama gücüne sahip olmak öne çıktı.Şimdi ise üçüncü aşamaya geçiyoruz:
Geliştiricilerin nerede buluştuğunu, hangi araçları kullandığını ve inovasyonun hangi platformların üzerinde gerçekleştiğini belirlemek. Bu konu Türkiye açısından da son derece önemli. Bizim yapay zekâ stratejimizi yalnızca “yerli büyük dil modeli geliştirelim” noktasına sıkıştırmamamız gerekiyor. Üniversitelerin, girişimlerin, mühendislerin ve sanayinin birlikte geliştirebildiği açık yapay zekâ ekosistemleri oluşturmak sanırım çok daha kritik olacak. Bunu şöyle tanımlyabiliriz; Geleceğin teknoloji liderleri yalnızca en güçlü modeli geliştirenler olmayacak, başkalarının da üzerinde teknoloji geliştirmek istediği ekosistemleri kurabilenler olacak. NVIDIA’nın yaklaşık 13 milyar dolarlık Hugging Face hamlesi belki de tam olarak bunu söylüyor:
Gelecekte asıl güç, yapay zekâya sahip olmak değil; yapay zekânın geliştirildiği dünyanın merkezinde olmak olacak.