Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir haber oldukça dikkatimi çekti. Yapay zekânın iş hayatında insanların yerini alıp alamayacağını tartışırken, Amerika'da bu tartışmayı teoriden çıkarıp gerçek hayatta denemeye karar vermişler.

San Francisco'da Andon Labs isimli araştırma şirketi, gerçek bir mağazanın yönetimini yapay zekâya teslim etmiş. Andon Market isimli mağazanın yöneticisi “Luna”, Anthropic'in Claude yapay zekâ modelleriyle çalışan bir sistem. Luna'ya 100 bin dolarlık bir bütçe verilmiş ve kendisinden mağazayı yönetmesi, çalışanları işe alması, ürünleri belirlemesi, fiyatlandırması ve en önemlisi para kazanması istenmiş.

Üstelik bu küçük bir simülasyon değil. Ortada gerçek bir mağaza, gerçek para ve gerçek çalışanlar var. Mağazadaki ürünlerden fiyatlara, çalışma saatlerinden işe alınacak personele kadar pek çok kararı yapay zekâ vermiş.

Sonuç ise pek beklendiği gibi olmamış.

Beş ay sonunda 100 bin dolarlık sermaye 61.186 dolara gerilemiş. Yani yapay zekâ yöneticinin idaresindeki işletme yaklaşık 39 bin dolar kaybetmiş.

Fakat benim asıl ilgimi çeken mağazanın zararından çok, çalışanlarla ilgili yaşananlar oldu.

Luna mağazanın çalışma kurallarını ve personel politikasını kendisi hazırlamış. Örneğin çalışanların sürekli işe geç kalması halinde uygulanacak yaptırımları belirlemiş. Çalışanlar geç kaldığında Luna çoğu zaman son derece anlayışlı davranmış. Hatta araştırmayı yürütenlerin açıklamalarına göre bir çalışan 23 vardiyanın 17'sine geç kalmasına rağmen sistem uzun süre gerekli yaptırımı uygulamamış.

Sonunda aynı yapay zekâ yöneticinin bu çalışanın işten çıkarılmasına karar vermesi ise haberin en çok konuşulan kısmı olmuş.

Bence deneyin en düşündürücü tarafı tam da burada başlıyor.

Bugün hepimizin önünde aynı soru var:

Yapay zekâ insanların işini elinden alacak mı?

Belki de soruyu biraz değiştirmemiz gerekiyor.

Yapay zekâ insanın yerini mi alacak, yoksa insanla birlikte çalışmayı mı öğrenecek?

İşletme yönetmek yalnızca verileri değerlendirmekten ibaret değil. Bir müşterinin neden o ürünü almadığını anlamak, çalışanınızın gerçekten mazereti olup olmadığını görmek, ne zaman tolerans göstereceğinize ve ne zaman sınır koyacağınıza karar vermek, piyasadaki değişimi sezmek, gerektiğinde daha önce koyduğunuz bir kuraldan vazgeçmek…

Bunların tamamı yıllar içerisinde oluşan tecrübenin, sezginin ve insan ilişkilerinin bir sonucu.

Bugün şirketlerde yapay zekâyı hiç kullanmamak bana göre doğru bir yaklaşım değil. Fakat bütün karar mekanizmasını yapay zekâya bırakmak da henüz doğru görünmüyor.

En güçlü model sanırım ikisinin arasında.

Yapay zekâ araştırsın, karşılaştırsın, analiz etsin, hatırlatsın, raporlasın ve alternatifler üretsin. İnsan ise tecrübesini, ticari sezgisini ve muhakemesini kullanarak son kararı versin.

Çünkü teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, işletmeler hâlâ insanlarla çalışıyor ve insanlara satış yapıyor.

İyi haftalar.