Yeni bir yıla girerken şirketlerin ajandalarında genellikle benzer başlıklar yer alır: bütçe, ihracat hedefleri, yeni pazarlar, dijitalleşme ve verimlilik. Ancak bu başlıkların çoğunda ortak bir eksik dikkat çeker. Marka ve patent, hâlâ pek çok firmada “yıl içinde bakarız” denilen dosyalar arasında kalır. Oysa günümüz ekonomisinde marka ve patent, yalnızca hukuki koruma araçları değil; doğrudan rekabet gücünü, fiyatlama kabiliyetini ve sürdürülebilir büyümeyi belirleyen stratejik varlıklardır.

Türkiye’de özellikle sanayi ve ihracat odaklı firmalarda fikri mülkiyet bilincinin son yıllarda yükseldiğini görüyoruz. Ar-Ge merkezleri, tasarım merkezleri ve teknoloji odaklı yatırımlar artarken, patent başvuruları da bu dönüşümü takip ediyor. Ancak sayısal artış, her zaman doğru strateji anlamına gelmiyor. Yeni yıla girerken asıl soru şudur: Markalar ve buluşlar gerçekten doğru ülkelerde, doğru kapsamda ve doğru zamanlamayla mı korunuyor?

Marka tarafında en sık yapılan hata, tescilin tek ülke ile sınırlı tutulmasıdır. Oysa markalar artık doğdukları pazarda değil, ulaştıkları pazarda risk altındadır. İhracat yapılan ülkelerde tescili olmayan markalar, taklit, alan adı ihtilafları ve gümrükte durdurma gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabiliyor. Bu nedenle yeni yıl ajandasında, mevcut ve hedef pazarlar doğrultusunda marka haritasının güncellenmesi kritik öneme sahip.

Patent tarafında ise başvurunun kendisinden çok, başvurunun kalitesi ve kapsamı öne çıkıyor. Sadece “patent almış olmak” yeterli değil. Korumanın rakipleri gerçekten ikinci seçeneğe atıp atmadığı, lisanslama ve yatırım süreçlerinde değer yaratıp yaratmadığı artık daha fazla sorgulanıyor. Uluslararası patent başvurularında doğru ülke seçimi ve zamanlama, maliyet kadar stratejik sonuçlar da doğuruyor.

Yeni yıla girerken firmaların kendilerine sorması gereken bazı temel sorular var. Mevcut markalarımız hangi ülkelerde korunuyor? Yeni ürün ve teknolojilerimiz için patent stratejimiz var mı? Tasarım ve yazılım gibi alanlarda koruma yeterince değerlendiriliyor mu? Bu soruların yanıtları, yalnızca hukuk departmanlarını değil, finans, pazarlama ve üst yönetimi de doğrudan ilgilendiriyor.

Marka ve patent ajandası, artık yılın sonuna sıkıştırılacak bir kontrol listesi olmaktan çıkmalı. Yeni yıl hedefleriyle birlikte ele alınan, büyüme ve ihracat stratejilerinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmeli. Çünkü günümüz ekonomisinde rekabet, yalnızca daha fazla üretmekle değil, üretileni doğru şekilde koruyabilmekle kazanılıyor.

Yeni yıl, şirketler için yalnızca yeni rakamlar değil, doğru koruma, doğru strateji ve uzun vadeli değer yaratma fırsatı sunuyor. Marka ve patent ajandasını güçlü kuranlar, bu fırsatı avantaja dönüştürenler olacak. Verimli ve keyifli bir yeni yıl dilerim.