Son yıllarda yaşadığım bazı sağlık sorunları bana çoğu mekânın sağlıklı ve genç bedenler varsayılarak tasarlandığını hatırlatıyor. Oysa hayatın doğal akışı içinde hepimiz bir gün merdivenlerin zor geldiği bir dönemden geçebiliyoruz.
Yaz aylarını geçirdiğimiz evimizin girişindeki, yol kotu ile ev seviyesi arasındaki dik merdivenlere bir çözüm bulmak zorunda kalınca, bir asansör sistemi sipariş etme sürecine girdik.
Bu süreçte daha çok fark ediyorum ki asansörler yaşam kalitemiz ve hareket özgürlüğümüz açısından hayatımızın çok önemli bir parçası. Bu hafta, kendi örneğimin ötesinde, asansör konusunu genel çerçevede ele almak istiyorum.
İnşaat sektörünün 150’nin üzerinde alt sektörlerinden biri de asansör sanayi. Asansörler bir bina için çok kritik önemde ve tıpkı betonun standardını sorguladığımız gibi, asansörün de teknolojisini ve güvenliğini sorgulamamız gerekiyor.
Asansör denildiğinde akla genelde bina içi yolcu asansörü geliyor. Halbuki asansör sistemleri çok farklı ihtiyaçlara göre: Hastanelerde sedye asansörleri, alışveriş merkezlerinde panoramik cam asansörler, fabrikalarda yük ve servis asansörleri, şantiyelerde geçici dış cephe asansörleri, otoparklarda araç asansörleri ve eğimli arazilerde platform sistemleri gibi pek çok farklı türde üretiliyor. Hatta gemilerde, madenlerde ve yüksek kulelerde özel tasarlanmış endüstriyel sistemler kullanılıyor.
Modern asansör sektörünün başlangıcı ve ilk markası Otis (ABD). Kuruluşu 1853. İkinci en eski firma ise 1874’te kurulan İsviçreli Schindler. Türkiye'de ilk elektrikli yolcu asansörü, 1892 yılında Pera Palas Oteli'nde Otis tarafından kurulmuş ve Avrupa'nın da üçüncü en eski elektrikli asansörü olmuş. Dünyanın bugün önde gelen diğer asansör firmaları ise KONE (Finlandiya, 1910), Mitsubishi Electric (Japonya, 1921) Thyssen Krupp (Almanya, Krupp 50’lerde, Thyssen 70’lerde başlamış), Hitachi (Japonya, 1910) ve Hyundai (Güney Kore, 1984) olarak öne çıkıyor.
Türkiye’de ise asansör sektörü son 30–40 yılda önemli bir gelişim gösterdi. Başlangıçta daha çok montaj ve temsilcilik faaliyetleri yürütülürken, zamanla kabin, kapı sistemleri, kumanda panoları ve mekanik parça üretiminde ciddi bir yerli sanayi oluştu. Bugün başta İstanbul, Bursa, Konya ve Kayseri olmak üzere birçok şehirde faaliyet gösteriyorlar.
Yerli üreticiler iç pazarın yanı sıra en başta Rusya, Cezayir, Mısır, Irak, Ukrayna, Gürcistan olmak üzere, geniş bir coğrafyaya ihracat yaparak ülke ekonomisine katkı sağlıyorlar. Dünyada asansör ihracatında İspanya ile 5'inci sırayı paylaşan Türkiye, son 5 yılda 1 milyar 770 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Yakın zamanda bir yazımda konu ettiğim, kilogram başı değer ise 3,25 $ ve ülke ortalaması olan 1,5 $’ın oldukça üstünde katma değer yaratan, değerli bir sektör.
Şehirlerimizde dikey büyüme giderek arttığından ve bina güvenliği ana gündemimiz olduğundan, asansör konusu hayatımızda daha da önem kazanacak gibi görünüyor.
Sağlıkla kalın.