3 Mayıs 2001 tarihinde IMF'ye yeni bir niyet mektubu sunuldu ve 17. Stand-by anlaşması yenilendi. Ekonomik Politikalar Bildirgesi'ne göre fiyat istikrarı politikasına devam edileceği ve enflasyon hedeflemesi stratejisinin uygulanabileceği ekonomik koşulların en kısa sürede sağlanacağı belirtildi. 2001 ekonomik krizinin etkilerinin devam etmesi ve 11 Eylül saldırıları ile dünya piyasalarındaki olumsuzluklar nedeniyle mevcut Stand-by anlaşmasının ihtiyaçlara cevap veremeyeceği düşünüldü ve yeni bir niyet mektubu hazırlanarak, 18. Stand-by anlaşması talep edildi. Yeni programda 2002, 2003 ve 2004 yılları için yüzde 35, 20 ve 12 enflasyon oranları hedeflenmiş olsa da fiili olarak enflasyon odaklı bir strateji uygulanamadı. Yine de 2001 yılı sonunda TEFE ve TÜFE'de sırasıyla yüzde 88,6 ve yüzde 68,5 olan yıllık enflasyon oranları 2002 yılı sonunda (3 kasım) yapılan genel seçimlerin etkisi sonrası, TEFE'de yüzde 30,8 ile son 16 yılın, TÜFE'de ise yüzde 29,7 ile son 20 yılın en düşük seviyesine gerilemiştir.

2002 seçimleri sonrasında, Türkiye ekonomisi enflasyonla mücadele konusunda bazı başarılar elde etti ve yıllık enflasyon oranları tek haneli rakamlara düştü. Tüfe, 2004’te 9.3, 2005’te 7.72, 2006’da 9.65, 2007’de 8.39 oldu. Sonrasında 2009, 2010, 2012,2013 ve 2016 tarihlerinde 6.53, 6.4, 6.16, 7.4 ve 8.53 olarak gerçekleşti. Dolar kuru 2010 yılına kadar 1.55 TL’yi geçmemiştir. Bu arada 2005 yılında Türk lirasından 6 sıfır atılmış ve liranın itibarı yenilenmiştir. Ancak, 2018 ve sonraki yıllarda, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve artan maliyetler nedeniyle enflasyon yeniden ciddi bir sorun haline geldi. Özellikle 2018 yılındaki ekonomik krizin ardından, enflasyon oranları hızla yükseldi ve toplumun çeşitli kesimlerini etkileyen bir kriz ortamı doğdu. 2018 aralık ayında dolar 5.29 lira idi.

2020’li yıllara girdiğimizde, Türkiye’de enflasyon oranları, küresel ekonomik belirsizlikler ve iç piyasalardaki dengesizlikler nedeniyle artış göstermeye devam etti. Güçlü bir enflasyonist baskı, gıda fiyatları, enerji maliyetleri ve döviz kurlarındaki artışla birleşerek, günlük yaşamı zorlaştırdı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, yıllık enflasyon oranları 2021 ve 2022 yıllarında belirgin bir şekilde yükseldi. 2021’de 36.08, 2022’de 64.27 oldu. 2022 yılında dolar 18.72 lira olmuştu. Günümüzde dolar kuru yükselmeye devam ediyor. 18 şubat 2026 günü öğle saatlerinde kur 43.75 lira idi.

Enflasyonun yükselmesi, yalnızca fiyatların artması değil, aynı zamanda alım gücünün düşmesi anlamına da geliyor. İnsanlar, temel ihtiyaç maddelerine erişimde zorluk yaşamaya başladı. Gıda, giyim, konut ve sağlık gibi temel harcamaların karşılanması, enflasyonun etkisiyle daha da zor hale geldi. Bu durum, sosyal huzursuzluğu da beraberinde getirdi.

Hükümet, enflasyonla mücadele amacıyla çeşitli politikalar geliştirme gayretinde olsa da istenen sonuçlara ulaşmak kolay görünmüyor. Faiz oranlarının artırılması, döviz rezervlerinin yönetimi ve mali disiplinin sağlanması gibi önlemler, enflasyonun kontrol altına alınmasına yönelik atılan adımlardan bazıları oldu. Ancak, bu politikaların etkinliği, zamanla belirsizlikler ve piyasa tepkileriyle sınırlı kaldı.

Sonuç olarak, Türkiye’de enflasyon, ekonomik istikrarı tehdit eden sürekli bir mesele olarak karşımıza çıkıyor. Geçmişten günümüze yaşanan bu süreç, ülkenin ekonomik geleceği açısından kritik bir öneme sahip. Enflasyonla mücadele, sadece ekonomik büyüme değil, aynı zamanda toplumsal refah açısından da hayati bir konudur.

Devam edecek…