Çin’in dev üretim kapasiteleri birçok sektörde küresel dengeleri değiştirecek büyüklükte. Çin, dünya imalat sanayii üretiminin yaklaşık üçte birini tek başına gerçekleştiriyor. Çimento da bunlardan biri. Dünyadaki kurulu çimento üretim kapasitesinin yaklaşık yüzde 40’ına sahipler ve Çin dış pazarlara daha fazla yöneldiğinde, dünya çimento ticaretindeki rekabet de artıyor.
Son dönemde bunun örneklerinden birini yaşıyoruz. 2026 yılının Ocak-Temmuz döneminde Çin’in çimento ve klinker ihracatı 15,5 milyon tona ulaştı. Bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 200 artış var.
Bu artışın temel nedeni Çin iç pazarındaki daralma. Yıllardır süren hızlı konut üretiminin ardından Çin’de büyük bir arz fazlası oluştu. Nüfusun azalmaya başlamasıyla konut talebi düştü. Altyapı yatırımları da geçmiş yıllardaki hızında değil. Nitekim, 2026’nın ilk yarısında gayrimenkul yatırımları yüzde 18, çimento üretimi de yüzde 8 geriledi. Üretim, 2010’dan bu yana görülen en düşük seviyelerden birinde. Bazı büyük şirketlerde kapasite kullanım oranı yüzde 50’lere kadar gerilemiş durumda.
Böyle bir ortamda üreticilerin önünde iki yol bulunuyor. Ya üretim kapasitesi azaltılacak ya da kullanılmayan kapasite dış pazarlara yöneltilecek. Son ihracat rakamlarıyla ikinci seçeneğin daha fazla tercih edildiğini görüyoruz.
Çin’in dış pazarlara sunduğu ürünün yüzde 70’ten fazlasını klinker oluşturuyor. Hammadde ile çimento arasındaki ara ürün olan klinker, vardığı ülkedeki tesislerde öğütülerek çimentoya dönüştürülüyor. Yani Çin, hazır çimento ihraç etmenin yanında, yerel çimento üreticilerinin tedarikçisi olarak da pazara girmiş oluyor.
Çin’in artan ihracatı özellikle Afrika, Güneydoğu Asya ve Orta Asya’ya yöneliyor. Bu bölgeler Türkiye’nin de önemli çimento ve klinker pazarları arasında. Rekabet yalnız Çin’den değil. Türkiye’nin geleneksel ihracat pazarlarında Vietnam, Mısır, Cezayir ve Pakistan gibi üreticiler de önemli rakipler arasında. Özellikle Vietnam ve Çin’in Batı Afrika’ya sevkiyatlarını artırması fiyat rekabetini zorlaştırıyor.
Çinli üreticiler ihracat yapmanın yanında, doğrudan dış pazarlarda üretim kapasitesi de satın alıyor. Öne çıkan örneklerden biri Huaxin Cement. Şirket son yıllarda Zambiya ve Malawi’de Lafarge’ın faaliyetlerini, Güney Afrika’da Natal Portland Cement’i, Umman’da Oman Cement’in çoğunluk hissesini ve Nijerya’da Lafarge Africa’nın büyük bölümünü satın aldı.
Uzun yıllar dünyada talebin lokomotifi Çin oldu. Birçok üretici ve yatırımcı hesaplarını Çin'in büyümesine göre yaptı. Son dönemde ise Çin’deki değişim nedeniyle farklı bir durum doğuyor. Çin’de talep düşerken Hindistan, Güneydoğu Asya ve Afrika’nın ağırlığı artıyor.
Ülkemiz için dış pazarlardaki fiyat baskısının önümüzdeki dönemde artması beklenebilir. Türk çimento sanayisinin rekabet gücünü koruması ise düşük karbonlu üretim, enerji verimliliği ve güçlü lojistik avantajlara bağlı görünüyor.
Sağlıkla kalın.