Son zamanlarda çokça gündeme gelen bu sözcük üzerinde biraz durmak istiyorum. Önceki yıllarda çok önem verilen bu kavram, son zamanlarda daha basite indirgenir oldu. Hâlbuki küçükten büyüğe her örgütü ve organizasyonu ayakta tutan, sürdürülebilir kılan en önemli unsurlardan biri liyakattir.
Kendi meslek hayatımda bunun önemini çok kez gördüm. Avrupa'daki bir örgütte (Avrupa Çimento Birliği - CEMBUREAU) 20 yılı aşkın süre ülkemizi temsilen bulundum. Yılda iki veya üç kez Brüksel'de toplanıyorduk. Bu toplantılara, birliğin Türkiye'deki üyesi olan Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliğini (TÇMB) temsilen katılıyordum.
Orada gördüğüm şu oldu: Özellikle dört ülkenin, Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya'nın temsilcileri toplantılara hazırlıklı geliyor, gündem maddeleri hakkında görüş bildiriyor ve yapılan ön hazırlıkları yönlendiriyorlardı. Fikir beyan eden komisyon üyeleri, konularında tecrübeli ve saygın kişilerdi.
Alınacak kararlar bazı ülkelerin kaldırabileceğinden ağır olduğunda, o ülkelerin temsilcileri itiraz ediyorlardı. Bu durumda konu ya o anda yeniden düzenleniyor ya da bir sonraki toplantıya erteleniyordu. Hele tüm ülkeleri ilgilendiren bir husus söz konusuysa inceleme ve hazırlık yıllarca sürebiliyordu. Sonunda herkesin, bazı tavizlerle de olsa, üzerinde uzlaşabileceği ortak bir metin kabul ediliyordu.
Peki, bu kararların alınmasına katkıda bulunmak, gerektiğinde farklı görüşler ortaya koyabilmek için temsilcilerimizde hangi niteliklerin bulunması gerekir? Öncelikle; bilgi, birikim ve liyakat.
Eğer bu niteliklere sahip bir temsilciniz orada değilse, siz ancak görüşleri ve beyan edilenleri dinler, sonucu kabul etmek zorunda kalırsınız. Farklı veya karşı görüş belirtebilmek için hazırlıklı olmanız gerekir.
Delegasyon önemlidir ama ülkenizi layıkıyla temsil edebilmek için bilgi ve birikiminizin de yeterli olması gerekir. Ancak o zaman sizi önemsiyor, dinliyor ve istediğiniz düzeltmeleri yapıyorlar.
Ben kişisel olarak 45 yıllık meslek ve yönetim hayatımda bu bahsettiğim hususlara çok özen gösterdim. Sonuçta bunun faydasını da gördüm. Çünkü liyakat, yalnızca bulunduğunuz yönetim kademesiyle değil, bilginiz ve birikiminizle de yakından ilgilidir
Ülkemizin yüz yılı aşkın Cumhuriyet tecrübesi, Avrupa ve dünya ile bütünleşme sürecimiz, yeterince liyakatli kişileri önemli görevlere getirmemizi gerektiriyor. Bugün ülke olarak çektiğimiz pek çok sıkıntının arkasındaki en büyük sebep, işinin ehli insanların bulunup onlara uygun görevlere getirilmemeleridir. En büyük israf, en büyük kayıp, yetenekli ve liyakatli insanlarımızın israf edilmesidir.
Teknoloji ve yönetimdeki gelişmeler, yeni iletişim modelleriyle birlikte çok hızlı bir değişim gösteriyor. Buna ayak uydurmamız için yeterli insan gücümüz mevcut ama bunu değerlendirecek iyi bir organizasyona ihtiyaç var.
Acele etmezsek biz ancak izleyici durumunda oluruz.
Sağlıkla kalın.