Geçtiğimiz günlerde Oscar ödül törenini ve ödül alan yapımları basından takip ettim. Değişen zamanın etkisiyle ve internet çağının yoğun haber ve medya kalabalığı içinde, artık pek Oscar ödüllerinden haberdar olamıyorum. Ama ödüller nedeniyle yaratılan gündem her yıl olduğu gibi bu yıl da dikkatimi çekti.

Hollywood sayesinde dünyada Amerikan kültürüne yönelik nasıl bir ilgi oluştuğuna ve bunun Amerika’nın yumuşak gücünü nasıl artırdığına son 60-70 yıllık süreçte şahit olduk.

Ülkemizin de benzer bir şekilde, özellikle televizyon dizileri ile farklı coğrafyalara ulaşarak küresel bir etki alanı oluşturmaya başladığını görüyorum ve bundan memnun oluyorum. Öyle ki TV dizisi ihracatı yaygınlığı açısından ABD’den sonra ikinci sırada olduğumuz söyleniyor.

Benim gençlik yıllarımda sinema, bugünkü kadar teknolojik imkânlara sahip değildi; ama hikâye anlatımının sadeliği ve derinliğiyle izleyici üzerinde çok güçlü bir etki bırakırdı. O günlerin kısıtlı imkanlarından bayrağı devralan dizi sektörünün, global bir kitleye hitap edecek teknik altyapı ve hikâye kurgusuna sahip olmasını son derece kıymetli buluyorum.

Türk dizileri, sektörün son 15 yılda hızlı bir şekilde büyümesi sonucu yaklaşık 170 ülkede yayınlanıyor ve toplamda yaklaşık 1 milyar izleyiciye ulaşıyor. Yıllık ihracat hacmi 1 milyar dolar seviyesine ulaştı.

Ancak en önemlisi bu dizilerin Türkiye algısı üzerindeki etkisi. Türk dizilerini düzenli olarak izleyen yabancı izleyicilerin Türkiye’ye bakışının daha olumlu olduğu görülüyor. Dizilere ilgi arttıkça, Türkiye’ye karşı duyulan merak, sempati ve yakınlık da artıyor. Sürekli izleyicilerin Türkiye’ye gitme isteğinin yüzde 30-40 oranında daha yüksek olduğu görülmüş.

Turizm verileri de bunu destekliyor. Özellikle Orta Doğu ve Latin Amerika’dan gelen turist sayılarında, Türk dizilerinin gözle görülür etkisi olduğu söyleniyor.

Bu etki yalnızca turizmle sınırlı değil. Türk dizilerini izleyen yabancıların Türkçe öğrenmeye daha fazla ilgi duyduğu, Türkiye’nin günlük yaşamına merak geliştirdiği görülmüş.

Latin Amerika, Orta Doğu ve Balkanlar, Türk dizilerinin en güçlü olduğu pazarlar. Bu bölgelerde yayınlanan dizilerimiz, yerel içeriklerle rekabet edebilecek izlenme oranlarına ulaşıyor. Bazı ülkelerde ise ilk sıralarda yer alıyor.

Araştırmalar, Türk dizilerinin sunduğu modern ama aynı zamanda geleneksellik barındıran yaşam tarzının, farklı ülkelerdeki izleyiciler tarafından “tanıdık” bulunduğunu ortaya koyuyor. İnsani duygular ve aile bağları izleyicinin hikâyeye daha kolay bağlanmasını sağlıyor. Diziler sayesinde dünyanın dört bir yanında insanlar Türkçe öğrenmeye, Türk yemeklerini denemeye, Türk müziğini dinlemeye başlıyor, Türk kültürüne sempati duyuyor.

Tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde, Türk dizilerinin Türkiye’nin en etkili yumuşak güç araçlarından biri hâline geldiği görülüyor. Bu alandaki ivme daha güçlü bir şekilde desteklenirse, dizilerin oluşturduğu etkiyi daha da ileri taşıyabiliriz.

Sağlıkla kalın.