Esat Adil Müstecaplıoğlu, 23 Ocak 1935 tarihli Savaş gazetesinde şöyle diyor:

“Çürük para sağlam parayı kovar. Bu şu demektir: Kâğıt para çıkınca altın ortadan kaybolur. Kötü demokrasilerde ise bu kanun şöyle formüle bürünür: Çürük kafa sağlam kafayı kovar. Çünkü kötü demokrasilerde en çok para eden şey demagojidir. Bir defa sağlam kafalar bir yana çekilince değer pazarında anarşi başlar. Birtakım ucuza mal olmuş kafalar hemen değerleniverirler. Vilayetimizin dört yanında sağlam kafaların değer pazarından uzaklaştıkları ve birer köşeye çekildikleri görülüyor. Bu, bir siyasal ve sosyal oluştur. Bir manevi dampingdir. Sonu iyi değildir.”

1935’te bu yazıyı yazan biri Esat Adil.

Meraklısı hayatını araştırıp okuyabilir.

Bazı insanlar radarıma takıldığında ve bu beni etkilediğinde kendime şu soruyu hep sorarım:

“Kimleri tanımadan ve daha neleri öğrenmeden öleceksin Özkan?”

İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi tehdidi kapımıza dayandığında Esat Adil, İmralı Hapishanesi müdürüdür. Ve Ankara’ya bir yazı yazar.

“Almanlar Bulgaristan’a girdi. Rusya’ya girme niyetindeler. Bunun için iki yolları var: Ya Karadeniz’in kuzeyinden girecekler ya da Anadolu üzerinden, yani güneyden.

Benim şöyle bir teklifim var. Bana izin verin Mudanya’da bir askeri eğitim kampı kurayım. Elimdeki mahkumları burada eğiteyim. Halktan bazı gönüllüleri de bu işe katarak güçlü bir milis kuvvet taburu oluşturayım. Şayet Naziler Anadolu’ya girerlerse bu kuvveti küçük gruplar hâlinde kullanarak vur-kaç taktiğiyle onları bezdireyim.”

Ankara bu fikri beğenir, Esat Adil’e izin ve destek verir.

Gerçekten de Esat Adil dediğini yapar. Güçlü bir tabur kurar. Eyleme hazırdır. Ancak bilindiği üzere Almanlar Anadolu’ya girmezler.

Savaş sonrası boşa düşen bu kuvvet ve tabii ki Esat Adil, bu kez memleket için tehlikeli bulunur. Bu adam pasifize edilmelidir. Müdürlükten atılır, taburu dağıtılır.

Sonra ne olur dersiniz? Ülke çok partili rejime geçtiğinde, Esat Adil Müstecapoğlu, Moskova’ya bağlı olmayan, yerli ve milli ilk komünist partisini kurar. Ve bu partinin birçok sorunun çözüm odağı olacağını düşünür.

Ancak Partisi 1952'de tekrar kapatılınca yeniden tutuklanan Esat Adil, bir kez daha yargılanır ve aklanır.

Partisinin ikinci kez kapatılmasından sonra siyasi faaliyetlerden uzak durur. 1958 yılında da ölür.

Esat Adil, Sabahattin Ali derken öğütmüşüz aydınlarımızı. Milliyetçiyse faşist demişiz, sosyalistse dinsiz.

Halk çıraysa onlar çakmakmış, bilememişiz.

Şimdi eski bir türküyü dinleme zamanı. Bunu en iyi İzzet Altınmeşe söyler. Hoşça kalın, değerli dostlarım.

Çırağda Yağ Tükendi

Ne Yaman Vakit Tükendi

Ne Sennen Bu Güzellik

Ne Mennen Ah Tükendi

Çakmağı Çak

Çırağı Yandırmamışam

Yarim İçin Potin Aldım

Tekini Yolda Salmışam

Çırağı Yandıraydım

Yol Üste Konduraydım

Yarim Bize Gelende

Heybesin Endireydim

Çakmağı Çak

Çırağı Yandırmamışam

Yarim İçin Potin Aldım

Tekini Yolda Salmışam

Çırağım Şule Verdi

Kölgesin Güle Verdi

Neylerim Yar Men Sennen

Tez Meni Dile Verdi

Çakmağı Çak

Çırağı Yandırmamışam

Yarim İçin Potin Aldım

Tekini Yolda Salmışam

Damda Çırağ Yandırır

Manin Görür Söndürür

Özü Keyf Sefada

Meni Dertten Öldürür

Çakmağı Çak

Çırağı Yandırmamışam

Yarim İçin Potin Aldım

Tekini Yolda Salmışam

Kerkük-Abdülvahit Küzecioğlu-Nida Tüfekçi