Son dönemdeki aşırı artan ev ve araç fiyatları, bankadaki üç kuruşun getirisinden olma korkusu…

Bunların hepsi insanı bir yere kadar frenler. Ama insanın yenileme, geliştirme, iyileştirme isteği kolay kolay bitmez.

“Arabam iyi, tekeri dönüyor… Şimdilik değiştirmeyeyim ama azıcık güzelleştireyim,” diyen yurdum insanı, çözümü buldu:

Dijital ekran!

Hem de öyle böyle değil…

Geri görüş kamerası var, Bluetooth var, navigasyon var…

Neredeyse uzaya çıkacak. Üstelik fiyatı da “bir depo mazot” kıvamında.

Şimdi soruyorum:

Kim sadece radyo frekansı gösteren eski tip ekranla yetinir?

Bu ekranı taktırdın mı, hop… Araba bir anda “makyajlı kasa”!

Kilometre de düşükse, geçmiş olsun… Birkaç yıl daha araba alma derdi yok.

Tam “vatandaş kendi çözümünü bulmuş” derken…

Heyhat!

Bir haber: Bu ekranlar yasaklanıyormuş.

Gerekçe? Şoförün dikkatini dağıtıyormuş.

İnsanın aklıyla dalga geçmenin de bir seviyesi olur.

Çünkü aynı ekranlar, sıfır araçların hepsinde var!

Orada dikkat dağıtmıyor…

Ama bizim sonradan taktırdığımız mı tehlikeli?

Efendim neymiş…

Şoför film izliyormuş, kaza yapıyormuş…

İyi de kardeşim, bu millet arabada Netflix izlemeyi yeni mi keşfetti?

Asıl sinema salonu zaten cep telefonunun içinde!

Yolda bir araç yalpalıyorsa, sakın “şoför sarhoş” demeyin.

Yüzde doksan ihtimalle:

Ya TikTok’tadır,

ya WhatsApp’tan mesaj yazıyordur,

ya da gelen mesajı okumaya çalışıyordur.

Gerçek tehlike araçtaki ekran değil, eldeki ekran!

Madem trafik güvenliği düşünülüyor, o zaman radikal bir öneri:

Arabaya cep telefonu sokmak yasaklansın!

Saçma mı geldi?

Evet, geldi.

İşte araç ekranını söktürmek de tam olarak bu kadar saçma.

Bırakın artık vatandaş kendi aracına küçük dokunuşlar yapsın.

Üç-beş yıl daha arabasını kullanabilsin.

Çünkü bu ülkede artık en büyük lüks:

Aynı arabaya binmeye devam edebilmek.