Bir TV platformunda yayımlanan ”Amerikan deneyi” adlı şimdilik beş bölümlük belgesel diziyi bir dostum tavsiye etmişti. Baştan sona dikkatlice keyif alarak izledim. Başta Hukukçu ve siyaset bilimci arkadaşlara da izlenmesini özellikle tavsiye ederim.

Bugün ülkemizde, dün başka bir rejimde, yarın olası bir başka coğrafyada demokrasiye, insan haklarına, topluma , toplum düzenine dair geride kalanlar, yaşananlar ya da yaşanacaklar üzerine kafa yorup anlamaya , kendince çözümler üretmeye çalışırken Amerikan Anayasasına haklar ve özgürlükler bildirgesine giden süreci bir de bu dizinin perspektifinden izlemek ayrı bir keyif.

Krallık- Mutlak iradeden , eşitlik, özgürlük, denetleme mekanizmalarıyla dolu bir yapıda mütevazi sayılabilecek ”Başkanlık” denen denetlenen bir baş iradeye geçiş deneyinin öyküsü. Bu tarz Amerikan yapımı belgesellerde ( Dönüm noktası - Turning Point- gibi bir başka izleme tavsiyesi) öz eleştirilere rağmen hafif Amerikan övgüsü –propagandasını hissetmemek mümkün değil. Ancak bunu aşıp ufku genişletme anlamında tarihi dersleri tekrar bünyeye yükleme gibi yararları muhakkak.

1982/86 İstanbul Üniversitesi Hukuk fakültesinde Kamu hukukunu okuduğumuz dönemlerde siyasal düşünceler tarihi, devlet teorileri ve sosyal devlet üzerine rahmetle andığım Pr.Dr. Ayferi Göze hocamız keza 1982 Anayasası mimarı Pr.Dr.Orhan Aldıkaçtı ve Pr.Dr.İlhan Akın hocalarımızdan dersler aldığımız için şanslıyız. Yine devrem ve yakın arkadaşım Prof. Dr. Oktay Uygun'un kaleme alıp hediye ettiği “ Devlet Teorisi” kitabı, devletin doğuşunu, tarihsel evrimini (kent devleti, feodal devlet, ulus devlet), meşruiyetini ve demokratik kurumları inceleyen kapsamlı akademik eseri muhteşem ve pek çok kurumda ders kitaplarında yerini almış durumda.

Bu geçmiş öğretiler şüphesiz çok daha değerli olsa da bahsedilen diziden kopardığım bazı “düşündürücü” dizeleri yorumsuz ve olduğu gibi satırlara aktarmak istiyorum.

“Toplumsal sözleşme ( Anayasa) yapılma amacı vatandaşların yaşama, özgürlük, mülkiyet ve mutluluğu arama haklarını korumaktır. Devlet bu hakları koruma görevini unutup bizzat kendisi bireysel özgürlükleri tehdit eden bir güce dönüştüğünde meşruiyet temelini kaybeder.”

"Güç, denetlenmediği her yerde kendi ahlakını yaratır."

“Yasama yürütme Yargı ( Montesque ) gibi denge ve denetleme (checks and balances) mekanizmalarının çökmesi, hukukun üstünlüğünün yerini keyfi yönetime ve güç odaklarının hegemonyasına bırakması durumunda Anayasa gibi temel toplumsal sözleşmeler fiilen hükümsüz kalır. Bu durumda , yönetenlerin yasaların üstüne çıkması hali, tarihte tiranlaşma olarak tanımlanır.”

“Toplumun "ortak iyi" çevresinde buluşmayı bırakıp aşırı particilik ve klikleşme nedeniyle bölünmesi demokrasinin kanser hücrelerinin çoğalmasıdır. Yönetim organları tüm halkın değil de sadece belli bir kesimin veya gücün çıkarını temsil etmeye başladığında ise toplumun geri kalanı nezdinde adalet hissi ve Anayasal sözleşmenin kapsayıcılığı biter.

"Bir ülkenin geleceği, sandıkta verilen oydan çok, günlük hayatta gösterilen etik duruşla şekillenir.”

“Anayasal Sözleşme, yurttaşların güvenlik ve düzen karşılığında devlete yetki devretmesine dayanır. Kurumlar işlevsizleştiğinde, yurttaşlar arasında ve yurttaş ile devlet arasındaki güven bağı tamamen koptuğunda toplumsal düzen yerini kaosa ve meşruiyet krizine bırakır.”

“Herhangi bir yönetim şekli bu amaçları yıkıcı hale geldiğinde, o yönetimi değiştirmek veya kaldırmak halkın hakkıdır ve toplumsal sözleşme meşruiyetini yitirmiş sayılır.”

"Sessizlik, adaletsizlik karşısında tarafsızlık değil, güçlüden yana taraf olmaktır."

"Kutuplaşma halkın tercihi değildir; iktidarı elde tutmanın en ucuz maliyetli yöntemidir."

"Sistem hatalarını 'kader' olarak adlandırdığımız an, adalet arayışından vazgeçmişiz demektir." "Umut, kurumların kusursuzluğunda değil, toplumun kendini onarma kapasitesinde saklıdır." "Geçmişin gölgelerinden kaçamazsınız; ya onlarla yüzleşirsiniz ya da onların içinde yaşarsınız." “Demokratik haklar, meşru idealler insan ve yaşamın gelişmesi uğruna verilen uğraş ve kurulmaya çalışılan sistem başarısız olursa suç sistemde değil, sistemi çalıştırmaktan vazgeçen insanlıkta olacaktır." "Umut, kurumların kusursuzluğunda değil, toplumun kendini onarma kapasitesinde saklıdır." "Eşitlik, özgürlük gibi muasır medeniyetin vazgeçilmezleri bir lütuf değil, toplumsal barışın temel şartıdır." "Demokrasi bitmiş bir proje değil, her neslin yeniden ödemesi gereken devasa bir borçtur."

İyi izlemeler ve saygılarımla..