Tıp etiğindeki yararlılık ilkesinin en büyük etik değer olduğunun kabulü yüzyıllarca varlığını sürdürdükten sonra 1960'ların sonlarından itibaren yavaş yavaş etkisini azaltmaya başlamıştır. Ortaya çıkan yeni durumda hekim, hastasının yalnızca tıbbi yönden yararını öngörmeyecek; ona özerk bir kişi olmasından kaynaklanan haklarını da kullanabilme fırsatı tanıyacaktır ki, bu olgu “özerkliğe saygı ilkesi” olarak tanımlanmaktadır. Bu ilkenin hekim tarafından layıkıyla uygulanmasının anlamı, tıbbi bir müdahale sırasında hastanın bireysel haklarına dikkat edilmesi ve tıbbi karara hastanın da katılımının sağlanmasıdır. Böylelikle, hem hastanın tıbbi müdahaleden dolayı uğrayabileceği zarar riski azaltılmakta, hem de hekim- hasta ilişkisi içerisindeki hasta haklarının temellendirilmesi sağlanmış olmaktadır.

Tarihsel yönden tıp etiğinin zaman içerisinde dikkat çeken önemli bazı noktalarından söz edilebilir. Ancak hekim-hasta ilişkisine hasta özerkliği kavramının yerleşmesi, sanırız ileride tıp etiğinin en önemli tarihsel dönemeçlerinden biri olarak anılacaktır. Hasta, sağlığı ile ilgili bir rahatsızlığının giderilmesi amacıyla hekime başvurduğunda hekim ile hasta arasında üstü örtük de olsa bir tür “sözleşme” durumu ortaya çıkar. Adı konsun, konmasın bu sözleşmenin doğrultusunda hastanın yarar görmesi vazgeçilemez ögedir.[1] Ancak hastanın yararı konusu günümüz değerleri içerisinde yeni boyutlar içerisinde yorumlanmaktadır.

Ağrı-acıdan kurtulması, sakatlıktan çıkması, iyileşip yaşamını sürdürülmesi konusunda hastalarının adına doğrudan sorumluluk almaları, hekimliği toplum yaşamında başka örneği kolay kolay görülemeyecek bir meslek grubu haline getirmiştir. Hekim hastası için mutlak olarak yararına (ve iyiliğine) davranmak durumundadır. Hipokratik etiğin en önemli belgelerinden olan Hipokrat Andı’nda hekim “kendi hüküm ve yetenek-bilgisi doğrultusunda hastanın “yararı” na olacak diyet uygulayacağım” demektedir. Bu ifadenin genel yorumu hasta için neyin yararlı olacağını, hekimin bilebileceği ve bu konudaki sorumluluğunun hekime ait olduğu şeklindedir.[2]

Hekimin hastasına yararlı olmak için çabalaması bir ilke olarak bugün de varlığını sürdürmektedir. Ancak değişen dünya koşulları ve değerleri çerçevesinde bu ilkeye mutlak bağlılık artık yeterli gelmemektedir. Görülmektedir ki, yeni ilke ve değerler hekim-hasta ilişkisinin etik boyutunda kendini göstermekte, yeni etik kavramlar ilave olmaktadır. Hekim-hasta ilişkisinde hasta yararlılığı tıp etiğinde tek ve mutlak bir ilke olmaktan çıkma sürecine girmiştir. Yararlılık ilkesi günümüzde artık öteki ilkelerle “yarışan” bir ilkedir.

İngilizce'de özerklik anlamında kullanılan "Autonomy" Eski Yunanca'dan gelme bir sözcüktür. Bu sözcük Yunanca’da “kendi-kendine” anlamına gelen "autos" ile kural, yönetim ya da yasa anlamlarına gelen “nomos” sözcüklerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Özerklik sözcüğünün bugün anladığımız anlamda kullanılmasının tarihsel ilk örneklerini eski Yunan kültüründe görüyoruz. Burada, özerklik, Yunan şehir devletlerinin, herhangi bir dış baskı altında kalmadan kendi kural ve yasalarını yapabilme ya da kendi-kendini yönetebilmeleri anlamında kullanılmaktaydı.[3] Özerklik kavramının bugün kullanım alanlarından biri “hasta özerkliğine saygı” ilkesi çerçevesinde tıp etiği alanıdır.

Özerklik kavramının tıp etiğine girmesi tesadüfi ya da bilinçli bir davranış sonucu değil, insan ilişkilerinin günümüzde vardığı noktanın bir sonucudur. Batı dünyasında insan hayatına verilen önem ve kişilik haklarının gelişmesi bunda en önemli çıkış noktasıdır. Bu değişim süreci Batı dünyasında başlamış sonra diğer dünya ülkelerine yayılmaya başlamıştır. Bu değişime yol açan etmenler arasında demokratik katılım, çoğulculuk, medyanın katkısı, yaşamın her alanındaki otoriter eğilimlere karşı beslenen kuşkuculuk ve daha başkaları yanında tıp bilim ve teknolojisindeki büyük gelişmeler sayılabilir. Bu bağlamda her türlü toplum ve etkinlik birimlerindeki yetki ve güç sahiplerinin, kişilerin özerkliğine saygı göstermeleri ve korumaları beklenir hale gelmiştir.

Bir kişinin “özerkliği” nden söz etmek o kişi açısından serbestçe ve kendi öz/ussal yetileri ile seçme ve davranışta bulunabilme anlamına gelebilir. Özerklik birey özgür ve herhangi bir dış baskı altında kalmadan, bağımsız olarak kendi başına düşünebilme, kendi hakkında karar verebilme ve bu karara dayanan bir eylemde bulunabilme yeterlilik/yetkinliği içerisindedir (yasal sınırlar içerisinde). [4] - [5] Bu yeterlilik ve yetkinlik çerçevesinde yapılan eylem ve seçimler; yani özerk eylem ve seçimler, çağdaş dünya insanında bulunması beklenen bireyseldeğerlerinön koşullarından biri olarak kabul edilmektedir. [6] - [7]

Bununla birlikte çevre koşulları içerisinde, insanın etkilenmeden bunu nasıl gerçekleştirebileceği tartışılır bir konudur. Ancak en azından özerk bir kişiden söz edebilmek için onun serbestçe ve kendi usu ile davrandığını varsaymamız gerekmektedir. Kişi özerkliği tartışması içerisinde bir başka öge “yeterlilik”dir (competence). Yeterlilik bu çerçevede, dış bir baskı-zorlama altında kalmadan serbest ve ussal davranabilme yeteneği anlamına gelmektedir. Bu koşullardaki, “yeterli” kişinin bir özerkliğinden söz edebiliriz.[8][9]

Çalışmalarınızda başarı, ailenizle birlikte esenlik ve mutluluklar diler, en içten saygılarımızı sunarız.

Jur. Dr. Mevci Ergün


[1] Childress JF.: Respect for Person. In: Who Should Decide. Paternalism in Health Care. New York: Oxford University Press, 1982 (Aydın, agm., Naklen)

[2] Gillon B.: Autonomy and the principle of respect for autonomy. BMJ 1985; 290:1806-8 (Aydın, agm., Naklen)

[3] Beauchamp TL, Childress JF.: Principles of Biomedical Ethics. 4th ed, New York: Oxford Uni. Press, 1994 (Aydın, agm., Naklen)

[4] Gillon B.: Autonomy and the principle of respect for autonomy. BMJ 1985; 290:1806-8 (Aydın, agm., Naklen)

[5] Faden RR, Beauchamp TL.: A history and theory of infor­med consent. New York: Oxford University Press, 1989:241-62 (Aydın, agm., Naklen)

[6] Childress JF.: Respect for Person. In: Who Should Decide. Paternalism in Health Care. New York: Oxford University Press, 1982 (Aydın, agm., Naklen)

[7] Gillon R.: Autonomy and consent. In: Lockwood M, ed. Moral dilemmas in modern medicine. New York: Oxtord University Press, 1988:111-25 (Aydın, agm., Naklen)

[8] Gillon R.: Autonomy and consent. In Lockwood M, ed. Moral dilemmas in modern medicine. New York: Oxtord University Press, 1988:111-25 (Aydın, agm., Naklen)

[9] Ergün, M.: Hekimlerin Sorumluluğu, Ankara 2022, s.179 vd.