Geçen hafta Bursa İş Dünyasının güçlü temsilcisi BUSİAD’ın Yeşil Bursa Çalışma Gurubu toplantısında Nilüfer Çayı kirliliğini masaya yatırdık. BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu 2025 yılında BUSİAD olarak ‘’Herkesin Bildiği Sır: Nilüfer Çayı’’ başlıklı bir rapor hazırladıklarını söyleyerek sözlerine başladı ve Nilüfer Çayının Bursa için önemini, mevcut durumunu ve özellikle kirlilik seviyesini ortaya koyarak farkındalık yaratmayı amaçladıklarını, vurguladı. Bu farkındalığı yaratırken yapılan analiz sonuçlarını, bu analiz sonuçlarına göre kirleticileri ve bu kirliliğin etkilerini irdelemeye çalıştıklarını açıkladı. Raporu gerek basın yoluyla, gerekse bütün otoritelere ziyaretlerle duyurmaya, tarafların konuya dikkatini çekmeye çalıştıklarını, ancak geçen bir yılda Nilüfer Çayıyla ilgili herhangi bir şey yapılmadığını da üzülerek gördüklerini, söyledi. Konunun takipçisi olduklarını, Nilüfer Çayının her geçen gün Bursa için daha fazla tehdit oluşturduğunu göstermek amacıyla, ‘’Herkesin Bildiği Sır: Nilüfer Çayı’’ raporunu güncellediklerini, açıkladı. Gelin raporun dikkat çeken bölümlerine göz atalım;

Nilüfer Çayı Bursa için yalnızca bir akarsu değil, kentin su kaynağı, tarımsal üretimi, sanayisi, ekolojik yapısı, yerleşim alanları ve yerleşim kalitesiyle doğrudan ilişkili stratejik bir doğal sistemdir. Bu nedenle Nilüfer Çayındaki kirlenme yalnızca çayın kirliliği değil, Bursa’nın su döngüsündeki bozulma olarak düşünülmelidir.

Nilüfer Havzası, Bu ovası ve çevresindeki tarımsal alanlarla bağlantılıdır, su kalitesindeki değişimler, tarımsal sulama suyu kalitesini, toprak kalitesini, ürün güvenliğini, tarımsal verimliliği etkilemektedir. Bu nedenle Nilüfer Çayının su kalitesinin korunması aynı zamanda Bursa’nın tarımsal altyapısının korunması anlamına gelir.

Bursa Türkiye’nin önemli sanayi merkezlerinden biridir, çeşitli imalat sektörlerinin yoğunlaştığı havzada su kullanımı ve atık su yönetimi kritik öneme sahiptir. Bu nedenle Bursa’daki sanayileşmenin çevresel etkilerinin izlenebileceği önemli bir alıcı ortamı ve çevresel gösterge sistemi niteliğindedir. Burada önemli olan yalnızca arıtma sistemlerinin bulunması değil, havzaya giren toplam kirlilik yükünün, kaynak bazında belirlenmesi ve değişiminin izlenmesidir.

Nilüfer Çayı, çok çeşitli su canlıları yaşam ortamıdır. Ancak su kalitesindeki bozulma, habitat parçalanması, debi değişimleri ve kıyı alanlarının yapılaşmasıyla birlikte değerlendirildiğinde çayın ekolojik işlevlerinde önemli kayıplar ortaya çıkmaktadır.

Nilüfer Çayı, Bursa’nın doğal, ekonomik ve sosyal sistemlerini birbirine bağlayan bir yaşam koridorudur. Çayın su kalitesi ve ekolojik bütünlüğündeki değişimler yalnızca bir çevre sorununu göstergesi değil, Bursa’nın sanayileşme, kentleşme, tarım, su yönetimi biyolojik çeşitlilik ve sürdürülebilir kalkınma performansının da bir göstergesidir. Bu nedenle Nilüfer Çayının korunması, tek bir dere yatağının korunmasının ötesinde, Bursa’nın gelecekteki çevresel ve ekonomik dayanıklılığının korunması olarak değerlendirilmelidir.

Nilüfer Çayının coğrafi konumu, üç temel nedenle stratejik öneme sahiptir;

· Doğal sistemlerin kesişme noktasıdır. Uludağ’ın yüksek kesimleri, dağlık alanlar, Bursa Ovası, tarım alanları, akarsu koridorları ve aşağı havza sistemleri birbirine bağlanmaktadır.

· Bursa’nın ekonomik faaliyetlerinin yoğunlaştığı alandan geçmektedir. Çay ve kolları, yerleşim, sanayi, tarım ve altyapı faaliyetlerinin oluşturduğu baskılarla karşı karşıyadır.

· Mansapta daha geniş ekosistemleri etkileyebilecek bir taşıma sistemi oluşturur. Bu nedenle Nilüfer Çayında meydana gelen kirlilik yalnızca Bursa’nın içindeki bir akarsu sorunu olarak değerlendirilmemelidir. Kirlilik ve su rejimindeki değişimler aşağıdaki havzadaki su sistemleri ve ekosistemler için de önem taşımaktadır.

Nilüfer Çayı Bursa’nın en yoğun yerleşim kuşağından geçmektedir. Özellikle Bursa Ovasına ulaştığı kesimden itibaren çevresindeki yerleşim yoğunluğu büyük ölçüde artmaktadır. Bursa nüfusunun önemli bir bölümü Nilüfer Çayı sistemiyle ilişkilidir, bu da çayı kent yaşamı açısından stratejik bir konuma oturtmaktadır. Kentteki nüfus artışı, konut alanlarının genişlemesi, atık su miktarının artışı, ulaşım ve yüzeysel akış baskısının artması su ekosistemi üzerindeki baskıyı da artırmaktadır.

Dolayısıyla Nilüfer Çayının geleceği yalnızca bugünkü nüfusla değil, nüfusun mekânsal büyüme eğilimiyle birlikte değerlendirilmelidir.