Uzun yıllar otomotiv sektöründe çalışmış biri olarak son dönemde şu cümleyi çok sık duymaya başladım ve mühendis olarak bundan hoşlanmadım. “İyi mühendis bulmak zorlaştı.” Bu sorun yalnızca şirketlerin sorunu değil, sanayinin, teknolojinin, üretimin ve ülkelerin rekabet gücünün geleceğini ilgilendiren stratejik bir mesele olarak bugün önümüzde. Dünya hızla dönüşüyor.Elektrikli araçlar, Yapay zekâ, Robotik sistemler, Yarı iletken teknolojileri, Sürdürülebilir enerjiyle beraber tüm bu dönüşümün merkezinde ortak ihtiyaç ‘Nitelikli Mühendis’ olarak karşımıza çıkıyor.

World Economic Forum verilerine göre; önümüzdeki yıllarda en hızlı büyümesi beklenen alanlar arasında: Yapay zekâ , Veri bilimi , Robotik , Yenilenebilir enerji , Otonom sistemler, Mühendislik ve teknoloji temelli uzmanlıklar yer alıyor. Ancak aynı raporlar başka bir riski işaret ediyor: Yetenek açığı büyüyor. İşverenlerin karşılaştığı en büyük sorunlardan biri artık teknoloji değil; doğru yetkinlikte insan bulmak. Bu durum yalnızca Türkiye’ye özgü değil, küresel ölçekte birçok şirket; mühendis açığı nedeniyle projelerini ertelemek, yatırımlarını yeniden planlamak ve dönüşüm süreçlerini yavaşlatmak zorunda kalıyor. Teknoloji satın alınabilir, makine kurulabilir, yazılım geliştirilebilir. Ancak; deneyimli, analitik düşünebilen, problem çözebilen, iş birliği kurabilen, ve öğrenmeye açık mühendis yetiştirmek zaman ister.

Peki neden mühendis açığı büyüyor? Sebepler çok katmanlı.Bir yanda; gençlerin mühendislik mesleklerine bakışı değişiyor.Diğer yanda; teknolojinin dönüşüm hızı eğitim sistemlerinin önüne geçiyor. Daha da önemlisi; bugün mühendislerden yalnızca teknik bilgi beklenmiyor. Artık bir mühendis; veriyi anlamalı, iletişim kurmalı, yapay zekâyı kullanmalı, sürdürülebilirlik bakışına sahip olmalı ve disiplinler arası çalışabilmelidir. Başka bir ifadeyle: Mühendislik yeniden tanımlanıyor. Burada kritik soru şu: Yetiştirdiğimiz mühendislerin potansiyelini kullanabiliyor muyuz? birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de, kadın mühendislerin temsil oranı, liderlik pozisyonlarına geçişi ve görünürlüğü hâlâ geliştirilmesi gereken alanların başında geliyor. Türkiye’de mühendislikten mezun kadın oranı %18-21 aralığında , bu verilere göre çözümün önemli bir parçası, mevcut yetenek havuzunu büyütmek olmalıdır.

Mühendis açığı yalnızca insan kaynağı sorunu değildir. Ayrıca rekabet gücü sorunudur, inovasyon sorunudur, üretim sorunudur ve geleceği şekillendirme kapasitesi sorunudur. Çünkü mühendisler yalnızca ürün geliştirmez. Sorun çözer, sistem kurar, dönüşüm yönetir, geleceği tasarlar. Artık şu soruyu daha yüksek sesle sormalıyız: Yapay zekâyı nasıl geliştireceğiz yerine bu teknolojileri geliştirecek insanları nasıl yetiştireceğiz?

Çünkü yarının dünyasında en değerli kaynak; petrol olmayacak, veri de olmayabilir. Nitelikli insan olacaktır. Belki ülkelerin gerçek rekabet avantajı; doğal kaynakları değil, yetiştirebildiği mühendisler olacak. Bugün sessizce büyüyen mühendis açığı, yarının en büyük stratejik risklerinden biri olabilir. Buraya son sorumu bırakıyorum ‘Geleceği inşa edecek mühendisleri yetiştiriyor muyuz? Yoksa yalnızca açığın büyümesini mi izliyoruz?