Marka hukukunda kural; markanın tek sahibi olmasıdır. “Tek sahip ilkesi”66[1] ya da “marka sahibinin tekliği” adlı bu ilkeye göre, marka kural olarak birden çok kişi adına tescil ettirilemez.
Söz konusu ilke, ret nedenlerine ilişkin SMK m.5 (1.ç) ve m.6 (1) hükümle-rine dayanmaktadır.[2]
Bazı durumlarda tek sahip ilkesi ve SMK m.5 (1.ç) ve m.6 (1) hükümleri uygulanmamakta, mükerrer markalar birlikte var olmaktadır. Mükerrer marka kavramı; başlangıçta tesciline itiraz edilmemesi nedeniyle farklı kişiler adına tescil edilmiş ve uzun süredir varlığını sürdüren markaları ifade etmektedir.[3]
Marka sahibinin tekliği istisnalarından ilki, SMK m.5 (3) hükmünde düzenlenmiş olan muvafakat kavramıdır.[4] Diğer istisna ise, SMK m.25 (6) hükmünde düzenlenen sesiz kalma yoluyla hak kaybıdır. Anılan hükme göre; “Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sesiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.”
İşte söz konusu istisnaların gerçekleştiği durumlarda, mükerrer markalar birlikte varlıklarını sürdürmekte; marka sahibi markasının aynısının ya da benzerinin bir başkası adına tescil edilmiş olmasına katlanmaktadır.[5]
Mükerrer marka sahibi, aynı zamanda markasının seri markasını oluşturma konusunda da kazanılmış (müktesep) hak sahibidir. Konu hakkında Yargıtay inancına göre de, mükerrer markaların seri markalarının tescili engellenmemelidir; zira bir işletme ile özdeşleşmiş markanın zaman içindeki değişiklik ve gelişmelere uyum sağlaması ve asli unsuru korunarak seri markalar yoluyla kendini yenilemesi, zorunlu veya gerekli olabilir.[6] Bu itibarla; marka sahibinin, kendi markasının seri markalarını, bu markalar mükerrer marka sahibinin markasıyla aynı ya da benzer olsa bile tescil ettirme hakkı bulunmaktadır.[7]
Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine ait sayılır (SMK m.7/2). Bu nedenle, marka üzerindeki hak mutlak hak niteliğini taşır. Marka hakkı, sahibine, yasaklamak da dahil inhisari haklar ve yetkiler verir. Söz konusu haklar, malvarlığı ve kişisel yararları içerir.[8]
Marka sahibi markasını kullanarak ya da başkasının kullanmasına izin vererek markasından ekonomik menfaat elde eder. Marka sahibinin, kişisel menfaatleri ise ünü ve itibarı ile ilgilidir. Marka hakkı koruyucu yetkileri de içerir.
Marka hakkının, sahibine “marka sahibi” denilir. Marka hakkı tescille aslen ve mirasın geçmesi ya da hukuki bir işlemle devren kazanılır.
Marka sahibinin, izni alınmadan markasının kullanılmasının önlenmesini ta-lep etme hakkı vardır (SMK m.7/2).
İstisnalar dışında, bir marka kural olarak birden çok kişi adına tescil ettirilemez.
Bir marka üzerinde müşterek veya iştirak halinde mülkiyet olabilir. Bu tür mülkiyet çoğu kez mirasla geçişlerde doğar. Söz konusu hallerde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyetine ilişkin hükümleri uygulanır (TMK m. 688 vd.).
Marka hakkının birden fazla sahibi olması durumunda sahiplerden birinin kendisine düşen payı tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması halinde, diğer pay sahiplerinin önalım hakkı vardır (SMK m.148/3).[9]
Çalışmalarınızda başarı, ailenizle birlikte esenlik ve mutluluklar diler, en içten saygılarımızı sunarız.
[1] Tekinalp, age., s.381 (Ergün, M.: Yan Sanayide Fikri Mülkiyet Hukuku Uygulama Kılavuzu, Ankara 2023, s.87 Naklen)
[2] Yıldız, agm., s.97 (Ergün, age., s.87 Naklen)
[3] Bkz., Ece kararı, Yargıtay 11. HD., 19.09.2008 Tarih, E.2007/7547 Esas ve 2008/10251 Karar sayılı içtihat metni (Ergün, age., s.87 Naklen)
[4] Arkan, S.: Sınai Mülkiyet Kanununun 5.3 Maddesiyle İlgili Bazı Düşünceler, BATİDER, C.xxııı, S.3, Anhkara 20+17, s. s.5 vd. (Ergün, age., s.87 Naklen)
[5] Yıldız, agm., s.98 (Ergün, age., s.87 Naklen)
[6] Yargıtay 11. HD., 19.09.2008 Tarih, 2007/7547 Esas ve 2008/10251 Karar Sayılı içtihat metni (Yıldız, agm., s.99 Naklen)
[7] Yıldız, agm., s.100 (Ergün, age., s.88 Naklen)
[8] Ergün, age., s.293
[9] Ergün, M.: Yan Sanayide Fikri Mülkiyet Hukuku Uygulama Kılavuzu, Ankara 2023, s.87-88