1. Adi Kefalet

Bu, Borçlar Kanununa göre asıl olan kefalet tipidir. Kefaletin, müteselsil olduğuna dair bir açıklık bulunmadığı veya bu hususta tereddüt olunduğu takdirde, adi olarak kabul edilmesi gerekir.

Alacaklı, ancak asıl borçlunun borcunu ödemekte aczi veya onun aleyhinde yapılacak takiplerin çok masraflı ve zor olması hallerinde adi kefile başvurabilir. Bu gibi haller dışında kendisine müracaat edilen kefil, önce asıl borçluya karşı takibe geçilmesi def’ini ( tartışma def’i) ileri sürebilir.

Tartışma def’inin ileri sürülemeyeceği haller şunlardır (BKm. 486/ I):

a. Borçlunun iflası

b. Borçlu hakkındaki takibin alacaklının kusuru olmaksızın semeresiz kalması

c. Borçluyu, Türkiye’ de takibin imkansız olması

d. Adi kefilin kendisi iflas ederse

2. Kefile, Rücua Ve Zarara Kefalet

a. Kefile kefalet

Kefile kefil, alacaklıya karşı asıl kefilin taahhüdünü kural olarak adi kefalet suretiyle temin eden kimsedir (BKm.480/I).

b. Rücüa kefalet

Rücua kefil, ilk kefile karşı onun asıl alacaklıya ödemede bulunduktan sonra asıl borçluya karşı ileri süreceği rücu alacağını tekeffül eder. Bu husustaki sözleşme, ilk kefille rücua kefil arasında yapılır.

İlk kefil, önce asıl borçluya müracat etmedikçe, rücua kefil ona karşı tartışma def’inde bulunabilir.

c. Zarara yada açığa kefalet

Zarara kefil, asıl borcun tamamı için değil sadece alacaklının asıl borçludan takip neticesinde elde edemediği kısım için tekeffülde bulunur. Bu açığın kesin bir borç ödemeden aciz belgesiyle kanıtlanması gerekir.

Zarara kefalet hususunda Türk Borçlar Hukukunda herhangi bir hüküm yoktur.

3. Müteselsil Kefalet

Müteselsil kefalet, kefilin sorumluluğunun tali olmadığı bir kefalettir (BKm.487).

Bu çeşit kefalette, kefil tartışma def’inden ve önce rehnin paraya çevrilmesi def’inden yararlanamaz.

Müteselsil kefalette alacaklı dilerse önce borçluya gitmeden kefilden talepte bulunabilir.

Müteselsil kefaletin mevcudiyeti için, müteselsil kefalet altına girmek iradesi sözleşmeden açıkça anlaşılmalıdır.

Ticari borçlara kefalet halinde, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça gerek asıl borçlu ile kefil, gerek kefiller arasındaki ilişkilerde teselsül hükmü cari olur (TTKm.7/II). İcra tutanağına geçirtilen kefaletler de müteselsil kefalet hükmündedir (İİKm.38, cümle2).

4. Birlikte Kefalet

a. Gerçek olmayan anlamda birlikte kefalet

Buna bağımsız kefalet de denir. Birden fazla kimsenin birbirlerinden habersiz olarak aynı borca kefil olmalarıdır. Her bir alacaklıya karşı borcun tamamından diğerlerinden bağımsız olarak sorumlu olur.

b. Gerçek birlikte kefalet

Gerçek birlikte kefalet, birden fazla kimsenin aynı borca her biri diğerinin veya diğerlerinin de kefil olduğunu veya olacağını göz önünde tutarak kefil olmalarıdır.

Gerçek birlikte kefalet de adi veya müteselsil olabilir.

Çalışmalarınızda başarı, ailenizle birlikte esenlik ve mutluluklar diler, en içten saygılarımızı sunarız.

Not: Tüm islam aleminin kurban bayramını gönülden kutlar, daha nice bayramlara sağlık ve mutlulukla kavuşmalarını dilerim.