Bir ürün satıyorsunuz, bayilik anlaşması yapıyorsunuz, ya da aracılık sözleşmesi oluşturmanız lazım. Binbir türlü ticari sözleşme türü hayal edebiliriz. Bir bayilik sözleşmesini ilk sayfadan incelemeye başladınız, değişiklikler yapmadınız, ama son kısımda örneğin “İspanya hukuku uygulanacak, Madrid mahkemelerinde uyuşmazlık çözülecek” yazıyor ve bu, hoşunuza gitmedi. “Türk hukuku, İstanbul mahkemeleri” olsun dediniz. Tek bir ifadeyle aslında bu sözleşmeyi, ve sözleşmeye konu ticari ilişkinin kurallarını belki de tamamen değiştirdiniz. Neden?

Çünkü örneğin, bu bir “münhasır” bayilik sözleşmesiyse, ileride yollar kötü ayrıldığında duruma göre “denkleştirme tazminatı” alabiliyor bayi. Bu tazminat türü, bayinin o çevrede ürünü yıllar içinde tanıtma karşılığında artık bundan sonra “menfaat edememesinden” ötürü alacağı tazminat bedelini karşılıyor. Fakat önemli bir detay var. Türk hukukunda bu tazminatı önceden sözleşmeyle engelleyemiyorsunuz, yani feragati yasak. Sadece fesih esnasında mümkün, o da fiilen pek mümkün değil, haliyle. Ancak, örneğin İspanyol hukuku uygulanan bir sözleşmede feragat edilebiliyor. Anglosakson hukukunda da keza öyle. (Saydığımız sonuçların geçerliliği tamamen durumun detaylarına göre değişebilir tabi ki, misalen verilmiştir).

Ya da örneğin, sözleşmede cezai şart yazmıştınız. Ancak karşı taraf ABD’li ve “Amerikan hukuku uygulanacak” diye tek bir değişiklik yaptı, geri kalan 10 sayfaya dokunmadı. Dediniz ki “fark etmez”. Ancak önemli bir detay gizli. Sırf bu değişiklik yüzünden cezai şartınız geçersiz sayılacak. ABD mevzuatı gereğince cezai şartın niteliğinin ve tanımınının kapsamlıca değişmesi gerekir.

Başka bir örnek, İstanbul Tahkim Merkezi’nde uyuşmazlıklar çözülsün dediniz. Karşı taraf gitti, İsviçre’de ICC tahkimi’nde dava açılsın dedi. İş, 20-30 bin euroluk bir iş. Dava açmak için ICC Tahkimi’nde daha kapıyı çalmanız, zaten işin kendisinden daha çok tutacak, ve fiilen bu sözleşmede kimse artık mahkemeye/tahkime gitmeyecek aslında.

Sonuç olarak: Bir uluslararası sözleşmenin en önemli kısmı, sözleşmeye hangi hukukun uygulanacağı ve davaların hangi yerde, nasıl görüleceğidir. Sözleşmeye burayı okuyarak başlanmalıdır.

Bu işlerle ilgilenen bir avukatın, ticari müzakerelerle pek haşır neşir olmamış kişilerle konuşurken ilk duyduğu ifadeler genelde şöyledir: “Diğer tarafla her konuda anlaştık, sözleşme kaldı sadece, şunu aradan çıkaralım da parayı alalım.” Keşke öyle olsa. Sözleşme, o parayı gerçekten alabilmenizin ve daha da önemlisi gelecekte cebinizden fazlasıyla çıkmamasının sigortası. Aynı zamanda işin nasıl yürütüleceğinin de rehberi.