Zaten oldukça olumlu ama bazı sorunları olan bir teşvik sistemimiz vardı. Şubat sonu ve mart başı getirilen yeni Cumhurbaşkanı Kararı ve Genelge ile, ilgili teşvikler o kadar ciddi seviyelere çıkarıldı ki, şu anda sadece bizde değil, batı dünyasında da “Türkiye’nin yazılım geliştiricilere verdiği yüksek teşvik paketleri” konuşuluyor. Yeni düzendeki başlıca mevzuat paketimiz şu: 10962 sayılı “Hizmet İhracatının Tanımlanması, Sınıflandırılması ve Hizmet Sektörlerinin Desteklenmesi Hakkında Karar” ve bu kararın uygulama metni olan “Hizmet Sektörlerinin Desteklenmesine İlişkin Genelge”.
Özellikle app geliştiriciler için ciddi avantajlar var. Geliştiricilerin bazı ağır operasyonel maliyetleri, %50 oranında Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu üzerinden finanse ediliyor. Örneğin şirketler; hosting giderleri için yıllık 5 milyon TL'ye kadar, ürünlerinin yurt dışı dijital reklam ve pazarlaması için yıllık 50 milyon TL'ye kadar, App Store veya Google Play gibi platformların kestiği komisyon bedelleri için yıllık 20 milyon TL'ye kadar, yurt dışı stratejilerini belirleyecekleri pazar araştırması raporları ile kullanacakları yazılım lisansları için ise ayrı ayrı 2,5 milyon TL'ye kadar nakit destek alabiliyor.
Küçük bir ekiple küresel çapta büyümeyi hedefleyen şirketlerin en büyük gider kalemleri; müşteri edinme maliyetleri (CAC – Customer Acquisition Cost), platform kesintileri, hosting ve lisans giderleridir. Bu giderleri doğrudan hedefleyen bu yüksek limitli teşvikler, hukuki altyapısı sağlam kurgulanmış şirketler için benzersiz bir büyüme ve küresel rekabet avantajı sunabilir. Aynı zamanda yabancı bilişim şirketlerinin de Türkiye’de olan odaklarını artırma yoluyla ülkemize fayda sağlayabilir.
Düzenleme açıkça hizmet “ihracatını” hedefliyor. Genelge’nin bazı maddelerinde de açıkça, app veya tanıtım materyallerinde Türkçe kullanılması halinde, duruma göre yarısının destekleneceği veya hiç desteklenmeyeceği düzenleniyor. Mantıklı, çünkü teşvik programı açıkça Türk hizmet sektörlerinin dünyada markalaşmasını hedefliyor. İç pazara odaklı bir işi desteklemek istemiyor olabilir haliyle. Genelge, Türk markası vizyonunu da koruyor. Zira yurt dışında kira desteği ile ilgili madde, “Türk markasının menşeini farklı gösterecek ifade veya şehir/bölge isimlerinin kullanılmasını” yasaklıyor (örneğin Ahmet isimli Türk şirketi, teşvikle kiraladığı Londra ofisinde “Ahmet London” olarak kendi reklamını yaparsa; teşvikten faydalanamayabilir). Düzenleme ayrıca pek çok maddede, hukukun arkadan dolanılmasını engelleyecek ve şirketlerin hukuki düzenlerini düzgün tutmalarını teşvik edecek maddelere yer veriyor.
Umarız ki bu yeni teşvik düzenindeki oldukça olumlu düzenlemeler, danışman ordusu veya birkaç büyük oyuncunun tekelinde kalmaktan ziyade, dünyaya açılmak isteyen girişimcilerimizin gerçekten işine yarar.