Rekabet hukukuna uyum konusunda şirketlerin son yıllarda görüş açıları ve proaktif yaklaşımları oldukça gelişti. Bunun sebebi hepimizin farkında olduğu gibi, kurumun çok aktif denetim ve yaptırım uygulaması, ve cezaların pek de milyon liraların altına düşmüyor olması. Ancak geçen hafta yaşanan son dakika gelişmesi, pek çok kesimi şaşırttı diyebiliriz.
Türkiye gıda sektörünün en önemli kollarından olan beyaz et endüstrisi, geçen hafta eş zamanlı operasyonlarla karşılaştı. Sektörün önde gelen firmalarına Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 133. Maddesinde düzenlenen “denetim kayyımı” (aslında onay makamı olarak kayyım) atandı ve aralarında üst düzey yöneticiler ile şirket ortaklarının da bulunduğu kişiler hakkında gözaltı kararları verildiği iddia edildi.
Denetim kayyımının, sık gördüğümüz “yönetim kayyımlığı” modelinden farklı olduğunu belirtelim. Yönetim kayyımlığında şirketin mevcut yönetim kurulunun yetkileri sona erer ve şirketin idare, temsil yetkileri kayyıma devredilir. Burada öyle bir durum yok. Denetim kayyımı, daha ziyade bir “onay” mekanizmasıdır.
Bu operasyon, sadece bir ceza soruşturması olmanın ötesinde; idari yaptırımlarla yönetilen rekabet hukuku süreçlerinin doğrudan ceza uygulamaları ve şirket yönetim hakkına doğrudan etkilerle birleştiği bir dönüm noktasını da temsil etmektedir diye düşünüyorum.
Türk Ceza Kanunu 237. Maddesindeki “fiyatları etkileme” suçunun denetim kayyımlığıyla bağlantısını da ceza hukuku uzmanı meslektaşlarıma bırakıyor ve işin biraz da asıl çıkış noktası olan Rekabet Hukuku detaylarına kısaca değinmek istiyorum.
Beyaz et sektöründe rekabet hukuku ayağında, geçtiğimiz sene sonuçlandırılan ciddi bir soruşturma vardı. Rekabet Kurulu, 13 şirkete, rekabeti sınırlayıcı anlaşma ve uyumlu eylemler isnadıyla 3,7 Milyar TL civarında idari para cezası uygulamıştı. Ayrıca şirketlere çeşitli yükümlülükler getirmişti. Bu firmalar, güncelledikleri satış listelerini yeniden satıcıları dahil olmak üzere alıcılarına duyurdukları andan itibaren doğrudan uygulamaya koymakla yükümlü kılınmıştı. Ayrıca, şirketlerin ileri tarihli fiyat listesi uygulamalarına son verilmesi gerektiği belirtilmişti. Bu tedbirlerin amacı, rakiplerin birbirlerinin geleceğe yönelik fiyatlandırma stratejilerini önceden öğrenerek pazarı hizalamalarını engellemekti. Rekabet hukukunun son yıllarda en dikkat edilen nüanslarından biri aslında, bu köşede de birkaç kez değindiğimiz bir konu.
Sonuç olarak, Rekabet Hukuku en yerelden en uluslararası ölçekteki şirketlere kadar tüm firmaları ilgilendiren, özellikle “satış ve pazarlama” departmanlarının her daim dikkat etmesi gereken kilit bir konu. Yakın zamanda da öneminin pek azalmayacağı açıkça görülüyor.