Logimat Fuarı, Almanya’da her yıl düzenlenen ve her türlü üretim yapan işletmelerin lojistik ihtiyaçlarına yönelik en son teknolojilerin sergilendiği önemli bir organizasyondur.

Yaklaşık 12 yıldır bu fuara kesintisiz olarak hem firma olarak katılıyoruz hem de bizzat fuarı gezme fırsatı buluyorum.

Bu yıl fuarı gezerken Bursa’dan bir grup iş insanına rastladım. İçlerinde iyi bir mühendis ve başarılı bir sanayici dostum da vardı. Bana şöyle dedi:

“Fuarın bazı hollerine girdiğimde moralim bozuluyor. Herkesin anlayabileceği şeyler sergilemiyorlar.”

Hemen hangi holden bahsettiğini sordum ve doğruca oraya yöneldim.

“Bakalım anlayamadığımız şeyler neler?” diye düşünerek içeri daldım.

Bahsi geçen salonu daha dikkatli gezmeye başladım.

Çok hızlı çalışan robotlar, birbiriyle sürekli iletişim halinde olan makine sistemleri…

İlk bakışta tanıdık gibi görünüyorlar ama biraz dikkat edince fark ediyorsunuz: Öncekilerden çok daha hızlılar. Hem de gerçekten çok hızlı.

Ayrıca insan unsurunu neredeyse tamamen ortadan kaldıran üretim sistemleri ve bunları destekleyen arka plandaki lojistik altyapı…

Ortalıkta dolaşan otonom mobil robotlar…

Üstelik bu alana yeni giren, dünyaca ünlü otomobil markaları da var.

Daha dikkatli sorular sormaya başladım.

Neden bu kadar hızlı çalıştıklarını, cihazların birbirleriyle nasıl iletişim kurduğunu öğrenmeye çalıştım.

Çok daha fazla yük kaldırabilen robotlarda kullanılan metallerden bahsettiler.

“Isınma gücünü azaltmak için seryum kullandık” dediler.

“Sürtünme katsayısını artırıp motor devrini yükseltmek için iterbiyum ve lütesyum kullandık.”

Mıknatıs sisteminde neodimyum kullanarak hassas sinyalleri daha güçlü hale getirdiklerini, böylece cihazların kendi içlerindeki iletişimin hızlandığını anlattılar.

Robotların daha güçlü kaldırabilmesi için kullanılan paladyum ve rodyumdan söz ettiler.

Tüm bu sistemlerin, uçtan uca üretim teknolojileriyle ve arka plandaki depolama sistemleriyle yazılımlar aracılığıyla desteklendiğini söylediler.

Kendi kendime mırıldanıyorum:

“Bırakın anlamayı, aklımda tutmaya çalışmak bile büyük başarı…”

Sonra mühendis arkadaşımın söylediklerini düşündüm.

Aslında bana çok medeni bir şekilde “Boşuna gitme, bir şey anlamazsın” demeye çalışıyormuş diye düşündüm.

Sonra kendi kendime şöyle dedim:

Demek ki birileri boşuna “nadir toprak elementleri ve metalleri” demiyor.

Mühendis arkadaşımı aradım ve şöyle dedim:

“İyi ki öyle dedin. Yoksa gitmeyecektim. Ama merak başka bir şey…”

Gittim, gördüm, sordum.

Duyduklarımı telefonuma kaydettim.

Çünkü bunları gençlere aktarmak gerektiğini düşündüm.

“Nasıl anlatacaksın?” diye sordu.

Ben de şöyle cevap verdim:

“Hiçbir şey anlamadım…

Ama hiçbir şey anlamadığımı da anlatmak lazım.”

Saygılarımla,

Yalçın Aras