Türkiye olarak bir konuda net olmalıyız.

Her alanda kararlı biçimde kaliteden vazgeçmemeliyiz. Üretimde, eğitimde, hukukta kısacası hayatın her alanında kaliteyi temel ilkemiz haline getirmeliyiz. Çünkü kalite sabır ister, ancak eninde sonunda mutlaka karşılığını verir.

Kısa vadede zorlanabiliriz. Maliyetler artabilir, rekabet ortamında dezavantajlı görünebiliriz. Ancak uzun vadede kazanan daima kalite olur. Elli yıllık tecrübemle açıkça söyleyebilirim ki ucuz üretim geçici kılar, kaliteli üretim ise daima ayakta tutar.

Türkiye’nin özellikle sanayi üretimindeki geleceği, yavaş ilerlese bile markalaşma ve kalite ile şekillenecektir. Uluslararası rekabet her geçen gün sertleşirken; pahalı enerji ve hammadde, verimsiz üretim süreçleri, eski makineler, yetersiz ölçüm ve raporlama altyapısı gibi sorunlara ek olarak karbon vergisi de kapıdadır. Tüm bu zorluklara rağmen vazgeçemeyeceğimiz tek bir gerçek vardır o da kaliteli üretim.

Bugün geldiğimiz noktada, pahalı üretimi kalite ve düşük karbonla buluşturamadığımız takdirde, en büyük ihracat pazarımız olan Avrupa Birliği ile sürdürülebilir ticaret yapmak giderek zorlaşacaktır. İki hafta önce de ifade ettiğim gibi, CİBAM yalnızca bir karbon vergisi değil; aynı zamanda küresel ölçekte bir eleme mekanizmasıdır.

Ülke olarak enerji verimliliğini zorunlu hale getirmeli, karbon ölçümünü doğru ve etkin biçimde uygulamalı; kaliteli, uzun ömürlü ve düşük emisyonlu üretimi teşvik etmeli ve ödüllendirmeliyiz.

Eğer ihracat başta olmak üzere her alanda kalıcı olmak istiyorsak, pahalı ama kalitesiz üretimi değil; verimli, somut, ölçülebilen ve tartılabilen nitelikli üretimi baş tacı etmeliyiz.

Aksi takdirde kalitesizliği pahalıya satamayız.

Kalite; eğitimden başlayarak her alanda gençliğe ve gelecek nesillere yol gösterecek, ülkemizin geleceğine ışık tutacaktır.

Saygılarımla,

Yalçın ARAS