Günümüz dünyasında şehirler büyüyor, ekonomiler genişliyor, teknoloji hızlanıyor. Ancak aynı hızda artan başka bir şey daha var: ‘’Yorgunluk’’ İnsanlar yalnızca daha fazla üretmenin değil, daha anlamlı yaşamanın yollarını arıyor. İşte tam bu arayışın ortasında, yarım asrı aşkın süredir varlığını sürdüren, benim henüz öğrendiğim ilginç bir deney duruyor: AUROVİLLE

1968 yılında Hindistan’da kurulan Auroville, klasik anlamda bir şehir değil. Ne bir şirket, ne bir devlet projesi, ne de turistik bir cazibe merkezi olarak tasarlanmış. Auroville’in çıkış noktası oldukça iddialı: insanlığın birliğine hizmet eden, para, din, milliyet ve politik kimliklerin ötesinde bir yaşam modeli kurmak.

Öğrendim ki bugün Auroville’de 60’tan fazla ülkeden gelen insanlar birlikte yaşıyor. Ortak paydalarını ise şöyle tanımlıyorlar : sürdürülebilirlik, paylaşım, kolektif sorumluluk ve bilinçli yaşam. Biraz okudum, konu hakkında belgeselde mevcut, ve bence bu projeyi ilginç kılan şey yalnızca felsefesi değil; pratikte denenen çözümler. Auroville’de yenilenebilir enerji kullanımı, ekolojik mimari, doğal yapı malzemeleri, suyun döngüsel kullanımı, yerel tarım ve topluluk temelli üretim modelleri günlük hayatın bir parçası olmuş. Para tamamen ortadan kalkmış değil; ancak merkezde kâr değil, ihtiyaç ve denge var.Şu an burada kalabiliyorsunuz, hergün topluluk için herhangi bir işte çalışırsanız size Aurovillan parası ödüyorlar, içeride bulunan küçük oteller veya evlerde kalabiliyorsunuz. Kendi başına yetebilen bir ekosistem oluşturulmuş, tarıma odaklı çalışmalar mevcut ve elektirik , su kendileri üretiyorlar. Şehrin oluşturulması esnasında 160 ülkeden farklı tür ağaç ve Toprak getirilmiş.

Bugünün iş dünyası açısından Auroville’in verdiği mesaj oldukça güçlü: Verimlilik yalnızca hızla, büyüklükle ve ölçekle ölçülmek zorunda değil. Uzun vadeli değer, insanla doğa arasındaki dengeyi koruyarak da üretilebiliyor. Elbette Auroville kusursuz bir model değil. Anladığım kadarı ile şu anda zorlukları, eleştirileri ve tartışmaları var. Ancak asıl kıymeti burada yatıyor: Auroville, “hazır cevaplar” sunmuyor; doğru soruları sorduruyor. Bir şehir yalnızca beton ve altyapıdan mı ibarettir? Ekonomik büyüme, insan mutluluğundan bağımsız düşünülebilir mi? Teknoloji ilerlerken, insan neden geri düşmelidir?

Bugün sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm, sosyal girişimcilik ve yeni ekonomi modelleri konuşulurken; Auroville bize şunu hatırlatmalı, ‘’Gelecek yalnızca teknolojiyle değil, niyetle de inşa edilir’’ Gelecek dünyasında biliyoruz ki bazılarımız çok çok ayrıcalıklı bir dünyada yaşayacak, onlar için sınırsız kaynaklar devam edecek, belki bu özel alanlardan biri de Auroville olacak ve belki herkes Auroville’de yaşayamayacak. Ama herkes, Auroville’in bugün sorduğu sorulardan kendine bir pay çıkarmalıdır. Bugün asıl ihtiyaç duyduğumuz şey ; ‘’Daha hızlı değil, daha bilinçli bir gelecek’’ olacak.