Tam 28 yıl önce, bir avuç idealist arkadaşımızla birlikte, bölgemizin kalkınmasına katkı sağlamak, üretimi desteklemek ve geleceğe kalıcı bir eser bırakmak amacıyla yola çıktık. O günlerde elimizde büyük hayallerimiz, inancımız ve çalışma azmimiz vardı. Zaman içerisinde bu hayaller, ortak akıl ve ortak emekle gerçeğe dönüştü.

Emin adımlarla ilerleyerek altyapısını oluşturduğumuz organize sanayi bölgemiz bugün 20 binden fazla insanımıza istihdam sağlayan, üretimiyle ülke ekonomisine katkıda bulunan, çevresel ve sosyal sorumluluklarıyla örnek gösterilen bir merkez haline gelmiştir. Bu başarı tesadüf değildir; yılların emeğinin, dayanışmasının ve ortak hedeflere olan inancın sonucudur.

Kurucu başkanlığının şahsıma nasip olduğu bu yolculukta, görev alan tüm arkadaşlarımızla birlikte adeta bir bayrak yarışı anlayışıyla hareket ettik. Her yönetim, kendisinden öncekinden aldığı bayrağı daha ileriye taşımaya çalıştı. Bayrağı yere düşürmeden, başarılarla, güzel hikâyelerle ve kalıcı eserlerle süsleyerek bugünlere ulaşmanın haklı gururunu yaşıyoruz.

Bu süreçte emeği geçen tüm yönetim kurulu üyelerine, sanayicilerimize, çalışanlarımıza, kamu kurumlarımıza ve bölgemize katkı sunan herkese şükranlarımı sunuyorum. Çünkü bu eser yalnızca birkaç kişinin değil, binlerce insanın ortak emeğinin ve alın terinin ürünüdür.

Elbette bugün ulaştığımız noktadan gurur duyuyoruz. Ancak biliyoruz ki başarı, geçmişte yapılanlarla övünmekten çok geleceğe hazırlanabilmektir. Dünyanın hızla değiştiği, teknolojinin üretimi yeniden şekillendirdiği bir dönemde, daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha rekabetçi bir sanayi yapısını oluşturmak için çalışmaya devam etmeliyiz.

Bizler, gelecek nesillere sadece fabrikalar ve yollar değil; üretim kültürü, çalışma disiplini, dayanışma ruhu, teknik ve teknolojiyi de içine alan azim içinde çalışmaya devam ediyoruz ve gelecek nesillere bayrak teslim etmeyi de ihmal etmiyoruz.

Bugün geriye dönüp baktığımızda, yıllar önce atılan o mütevazı adımın nasıl büyük bir değere dönüştüğünü görmek hepimiz için mutluluk ve gurur kaynağıdır. 30*60 ebadında bir tahta kutu ile evraklarını teslim aldığımız ve evimizden getirdiğimiz bir yemek masası ve 15 sandalye ile başladığımız bu yolculuğun hikâyesinin bir parçası olmaktan dolayı kendimi son derece şanslı hissediyorum.

Ayrıca Bursa’nın simgeleri olan şeftali, zeytin, ıhlamur, kestane, meşe, ladin, köknar ve deniz çamı gibi bin bir çeşit ağacı bölgemize ektik. Kırmızı yapraklı ve kırmızı meyveli erik ağaçlarıyla süslediğimiz caddelerimiz, tarım ile sanayinin bir arada ve uyum içinde var olabileceğini gösteren önemli bir örnek olmuştur.

Hep birlikte daha nice başarılara, daha güçlü bir sanayiye ve daha güzel yarınlara ulaşacağımıza yürekten inanıyorum.

Hepinize teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.

Yalçın Aras