Üretmek demek katma değer demek, emek demek, fayda demek, ekonomi demek.
Üretmek kalkınmak demek, refah demek, akıl demek, güç demek.
Üretmek var olmak demek, kâr demek, ekmek demek, aş demek.
Üretmek domates, patates, buğday, tarlada mahsul demek.
Üretmek ceviz, mandalina, portakal, muz, fındık demek.
Üretmek çiğnediğimiz nimet, yuttuğumuz yemek, içtiğimiz su demek.
Üretmek tarlada mısır, bahçede şeftali, denizde balık, fabrikada bardak, düşüncede kitap demek.
Üretmek bindiğimiz otomobil, uçtuğumuz uçak, yük taşıyan gemi demek.
Üretmek ayağımızdaki çorap, üstüne ayakkabı, bacaklarımızda pantolon, belimizdeki kayış, sırtımızdaki palto demek.
Üretmek seyrettiğimiz televizyon, gece karanlığında ışık, gündüz yol demek.
Üretmek insanlara istihdam yaratmak demek.
Üretmek gazete, roman, dergi, fikir, düşünmek demek.
Üretmek birçok kutsal inanışa göre de ibadet demek.
Üretmek bazı filozoflara göre ekonomide insanın varoluş biçimlerinden biri demek.
Üretmek felsefecilere göre insanın doğayı dönüştürerek kendini ifade etmesi demek.
Üretmek bilime göre doğayı planlayarak değiştirmek demek.
Üretmek kimine göre geleceği düşünerek geliştirmek demek.
Üretmek romanlara göre insanı insan yapan şey demek.
Üretmek halk ozanlarına göre bir tohum ekip dört bostan almak demek.
Üretmek ekonomistlere göre zenginlik ticaretle değil, üretimle başlar.
Üretmek çalışmak demek, barış demek, paylaşmak demek, hak demek, hukuk demek.
Üretmek demek genç kalmak demek, var olmak demek, hayattayım demek, faydalıyım demek.
Ünlü bir filozof demiş ya “madem ki düşünüyorum o halde varım.”
O zaman biz de diyelim ki “madem ki üretiyoruz o halde varız ve refahız.”
Enflasyonun panzehrinin her zaman üretim olduğunu birçok yazımda özellikle belirttim.
Bu yazımda da son söz olarak tekrar aynı ifademi hatırlamak istiyorum.
“Ramazan Bayramınızı kutlar, en derin sevgi ve saygılarımı sunarım.”