Eski Büyükşehir Belediye efsane başkanlarımızdan ERDEM SAKER sürekli olarak Bursa’mızın çevre sorunlarını dile getiriyor ve bunlardan en önemlisi ve hayatı önem taşıyan Nilüfer Çayının kirliliğini anlatıyor. Geçtiğimiz hafta yine EKOHABER GAZETESİ’nde konuyu bu kez de BUSİAD‘ın önderliğinde çözüm önerilerini anlatıyor.
Bu konu ile ilgili çok ilgi çeken iki yazımı yazmıştım ve bu yazılarımı tekrar yayınlama ihtiyacı duydum.
Birincisi bu hafta ikinci yazım ise haftaya BURSA ANAYASASI başlıklı yazım.
Birincisinden başlıyorum.
Nilüfer Marmara Bölgesi’nin önemli akarsularından biridir.
103 km uzunluğundaki Nilüfer çayı, Uludağ’ın güney yamaçlarında 850 metre yükseklikteki 2 mağaradan çıkar. Başlangıç bölümünde adı Aras Suyu’dur. Bu su batı doğrultusunda akarken çeşitli kollarla birleşerek “Nilüfer” adını alır.
Doğancı mahallesi yakınlarında önüne kurulan bir barajla (Doğancı Barajı) Bursa kent içme suyunun önemli bir bölümünü depolar. Ayrıca kentin içme suyu gereksinimini karşılamak üzere, daha yüksekte Karaislah dolaylarında Nilüfer Barajı yapımı bitirilmiştir. Antik çağ kaynaklarında adı “Odrys” çayı olarak geçen Nilüfer, Bursa Ovası’nı suladıktan sonra Uluabat Gölayağı’na dökülür. Bursa Ovası ve çevresinin derelerini ve Çayırköy Ovası’ndan Ayvalı Dere’yi alarak Uluabat Gölü’ne ulaşan Nilüfer, daha sonra Susurluk Çayı ile birleşerek Karacabey Boğazı’ndan Marmara Denizi’ne dökülür.
Yukarıdaki bilgileri internet ansiklopedisi Wikipedia’dan aldım.
Bursa’da yaşayanlar olarak Nilüfer deresi veya kollarının üzerinden geçmeyen yoktur ama kaçımız farkındayız bilemiyorum.
Bursa’da yaşayıp da bir şekilde basını takip edenlerin Nilüfer çayının bir çevre felaketi ile karşı karşıya kaldığını bilmemesine olanak yoktur diye düşünüyorum.
Ben her gün bununla ilgili haber okuyor ve umutlarımı günden güne kaybediyorum, çünkü çok önemli bir konuyu maalesef görmezlikten geliyoruz.
Her yerel seçim propagandasında kullanılan bu kurtarma operasyonu maalesef bugüne kadar gerçekleşmiş değil.
Maddeler halinde acil olarak neler yapmamız gerektiğini söylemek istiyorum.
1.Bursa’da Nilüfer çayının içinden geçtiği belediyeler bir araya gelmeli.
2.Hazırlanacak olan planda ilk madde 103.000 metrenin her bir metresinin fizibilitesi çıkartılmalı.
3.Nehire direk etki eden ve kirleten unsurlar teker teker sıralanmalı.
4.Yine Nilüfer çayına endirekt etki eden kirleticiler tespit edilmeli.
5.Nilüfer çayının geçtiği her bir köy ve muhtarlığı eğitimden geçirilerek çalışmalara dahil edilmeli.
6.Bütün bu çalışmalar neticesinde ıslah için gerekli maliyet çıkartılarak bir an önce harekete geçilmeli.
7.Bütün bu organizasyonlar Büyükşehir Belediyesinin önderliğinde hayata geçirilmeli.
8.Gerekirse bu projeye Organize Sanayi Bölgeleri, BEBKA,Başda Uludağ Üniversitesi olmak üzere ve son olarak da BTSO dahil edilerek temiz akan bir Nilüfer çayı elde edilmeli.
9.Acil olarak da ilk etapta kirletici unsurlar bir an önce durdurulmalı.
10.Geleceğimizi kurtarmak olarak demiyorum, çünkü klasik cümleler toplumumuzu artık etkilemiyor onun için Nilüfer çayını kurtarmak çocuklarımızı , torunlarımızın torunlarını kurtarmak demektir.
Canlıların yaşadığı ve çevreye can veren Nilüfer çayı hem ovayı, hem doğayı hem de Marmara denizini kurtaracaktır.
Eğer istenirse Nilüfer Çayı’nda 2 yıl sonra balık tutulabilir.
Yetkililere duyurulur.