Önceki yazılarımda, ülkemizin iklim çeşitliliği içindeki bölgelerimizin tarım ve hayvancılık yeteneklerini ve de bu yeteneklerimizin değerlendirilmesinde örnek almamızın büyük artılar yaratacak modelini, bugün dünyanın zengin ülkelerinin ön sıralarına yerleşmiş Hollanda’nın zenginlik modelini, sizlerle paylaştım. Bugünlerde medyamızın öne çıkan haberlerinde, çarşı, pazarda alışveriş yapanlarla yapılan söyleşilerde, yüksek fiyatlar nedeniyle aylarca sofralarına et sokamadıklarını, ancak kısıtlı olarak beyaz eti tüketebildiklerini anlattıklarını, izliyoruz.

İşte tam zamanı, ülkemizin tarım ve hayvancılığını yönetenler, karar vericiler, üreticiler, lütfen gidin Hollanda’ya, tarım ve hayvancılıkta nasıl bol miktarda ürün uygun fiyatlarla halka sunuluyor, tarım ve hayvancılıkta nasıl zengin olunuyor, gözlerinizle görün, bilgi alın ve ülkemizin dört mevsim iklim koşulunda ve de çok geniş alanları kaplayan verimli topraklarında bu uygulamaların nasıl harekete geçirilebileceğini belirleyin. Ben yerinde inceleme şansını yakalamış bir kişi olarak, Hollanda hayvancılığındaki zenginliğinin köşe taşlarını önünüze sermeye çalışacağım bu hafta, hayvancılık sektörüyle ilgisi olanlar belki okur, ilgilenir, uygulamaya gayret eder umuduyla...

Hollanda’da tarım ve hayvancılığının yarattığı zenginliğin, sınırlı tarım arazisine, sınırlı çayır ve meraya sahip olmalarına rağmen yüksek verimlilik düzeninde ürettikleri ürünlerle büyük ihracat rakamlarına ulaşmasını, kooperatifleşmenin yanında bir de bilim ve teknolojiye dayandığını görüyoruz. Tarım ve hayvancılık sektöründeki yaratıcı fikirlerin ve oluşumların kalbi Wageningen Üniversitesi ve Araştırma Merkezinde atmaktadır.

Hollanda, hayvancılık sektöründe de gelişmiş ülkelerin ön sıralarındadır, çayır ve mera büyüklüğü 900.000 hektardır. Et, süt, süt ürünleri ve yumurtanın yanı sıra yün ve deri üretimi de yapılmaktadır. Sektör yılda 22 milyar dolarlık bir mali değer oluşturmaktadır. Çiftliklerde toplam 20 milyonu aşkın hayvan bulunmaktadır. Bunların 1,7 milyondan fazlası süt ineğidir ve yılda 15 milyon tondan fazla üretilen sütten yağ, peynir, süt tozu ve çeşitli süt ürünleri üretilir. Tavuk eti üretiminde de dünyada 30. yumurta üretiminde 20. sıradadır. Üretilen tavuk eti ve yumurtanın yaklaşık 2/3’ü ihraç edilir. Bu durum Hollanda’yı kümes hayvanları ticaretinde de en seçkin ülkelerden biri yapmaktadır.

Balıkçılık sektörü incelendiğinde yılda 490 bin ton balığın uluslararası pazarlara sunulduğu görülür.

Hollanda’nın hayvansal ürün üretiminde ve de ihracatında yer alan ürünlerini şöyle sıralayabiliriz;

Süt ve süt ürünleri: Süt üretimi, Hollanda hayvancılık sektöründeki üretim değerinin neredeyse yarısını oluşturur. Tek başına süt ve yumurta ihracatının değeri 14 milyar dolar civarındadır. Ülkede 13 milyon tonun üzerinde çiğ süt üretilirken, sadece üretilen peynir miktarı 900 bin tondur.

Et Üretimi: Ülkenin et ihracatı toplam 13 milyar dolardır. Hollanda yaklaşık 4 milyondan fazla sığır, 11 milyondan fazla küçükbaş hayvan üretmektedir.

Kanatlı Hayvan ve Yumurta: Ülke genelinde 100 milyonu aşan hacmiyle dünya tavukçuluğunun önde gelen ülkelerinden biridir. Tavuk eti üretiminde dünyada 30. yumurta üretiminde 22. sıradadır. Üretilen tavuk eti ve yumurtanın 2/3’ü ihraç edilmektedir. Tavuk eti, yumurta ve civciv satışında dünyada ilk üç ülke arasına girmektedir.

Hayvancılıkta bilim dünyasının yakın takibindedir. Hayvanların kulaklarına yerleştirilen çipler, boyun tasmaları ve ayak bileklikleri ile her bir hayvanın sağlık durumu, süt verimi, hareketliliği ve üreme döngüsü 7/24 izlenir.

Veri Odaklı Hayvan Takibi: Süt ineklerine takılan sensörler ve çipler sayesinde hayvanların vücut ısısı, geviş getirme sıklığı, adım sayıları ve süt verimi analiz edilir. Bu sistemler olası hastalıkları belirti göstermeden, günler önce teşhis edilmesini de sağlar.

Genetik İyileştirme: Dünyadaki süt ve peynir üretiminin bel kemiği olan Holstein-Friesian cinsi ineklerin genetik yapısı sürekli geliştirilerek dünya standartlarında yüksek süt verimi elde edilmektedir.

Çayırlarda Otlatma Düzeni: Yine bir Hollanda ziyaretimde bir büyük baş hayvan çiftliğini gezmiştim, çayırın bir ucuna su hendeği, diğer ucuna da tuz hendeği yerleştirilmişti. Hayvanlar otlaya otlaya su hendeğine geliyorlar ve su ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Sonra dönüp otlamaya devam ediyorlar ve tuz hendeğine geldiklerinde tuz yiyerek tuz ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Çiftlik sahibi aradaki mesafenin, minimum enerji sarfıyla maksimum et ve süt oluşumu sağlayacak tarzda araştırmacılar tarafından belirlendiğini anlatmıştı.

Yukarıdaki uygulamaları ve bilgileri ülkemiz hayvancılığını geliştirmesi yolunda atılacak adımlara ışık tutar umuduyla sektör temsilcilerinin ve bilim insanlarının dikkatine sunuyorum.