Her vesile ile bu köşede dillendirdiğim, insanlığın yüz yüze gelmekte olduğu İklim Değişikliği Doğa Felaketi 1950’li yıllarda önce bilim insanları tarafından fark edilmiş, 1978’de Birleşmiş Milletler çatısı altında ülke liderleri tarafından masaya yatırılmış, toplumların yaşamlarında, atmosfere bırakılan karbon salınımının bu felaketin tetikleyicisi olması nedeniyle bu salınımların azaltılması yolunda atılması gereken adımlar belirlenmiştir. Birleşmiş Milletler, 1992 yılında ülke liderlerinin yanında 20 bin sivil toplum kuruluşu mensubunun da katıldığı RİO KONFERANSINDA konuyu masaya yatırmış, yerküre üzerindeki insan yaşamının İklim Değişikliğini etkilemeyecek düzene sokulması kararları, alınmıştır. Bu konferansta aldıkları ortak karaları uygulamaya sokan ülkeler, yer küre üzerindeki kendi yaşamlarını ve de doğayı güvenceye alma, karbon salınımlarını azaltma, 2050 yılına varıldığında da sıfırlama yolunda adımlar atmaya başlamışlar ve de devam etmekteler.
Hafta sonları hep izlediğim, Halk TV’de yayınlanan ve Serhan Asker tarafından sunulan Görkemli Hatıralar programı geçen hafta Muş’un Varto ve Van’ın Muradiye ilçelerindeydi. Varto programında öne çıkan eleştiri konusu bölgede kurulması planlanan Jeotermal Enerji Santralı idi. Muradiye programında da Muradiye Şelalesinin yer aldığı Bendimahi çayı üzerinde kurulması planlanan Hidroelektrik Santral eleştirildi. Programları izlerken düşündüklerimi aşağıda sizlerle paylaşacağım bu hafta.
Evet, her iki oluşum da doğanın bugünkü yapısını bozacak, belki güzelliklerini zedeleyecek hareketlerdi, bir doğa seven olarak buna hak vermemek mümkün değil. Ama olaya uzun ve geniş bir perspektif içinde bakacak olursak ve de yer küre üzerindeki yaşantımızı uygun koşullar içinde sürdürmek istiyorsak, bu süreç içinde atmosfere bırakacağımız, iklim değişikliğini tetikleyen, karbon salınımlarını azaltacak düzenin kurulmasını sağlamak zorunda olduğumuzu da anlarız. Gelin bu gözle TV programında izlediklerimi değerlendirelim;
Önce Varto’da kurulması planlanan jeotermal enerji santralına göz atalım. Jeotermal enerji yer kabuğunun derinliklerinde depolanan ısıdan elde edilen yenilenebilir bir enerji kaynağıdır. Yer altındaki sıcak su ve buhar, derin kuyularla yüzeye çıkarılarak, türbinleri döndürür ve enerji üretilir. Doğrudan kullanım yöntemiyle de konutların, seraların ve bölgesel ısıtma sistemlerinin termal ihtiyaçları sağlanır. Ayrıca termal turizm ve tarımda seraların ısıtılmasında da etkin bir enerji kaynağıdır. Halen İzmir ve Ege Bölgesinde kullanılmaktadır, Balçova ve Narlıdere’de 15 bin konut jeotermal enerjiyle ısıtılmaktadır ve İzmir Büyükşehir hudutları içinde 220 bin konutun enerji ihtiyacını karşılayacak proje üzerinde çalışılmaktadır. Varto’da kurulması planlanan jeotermal enerji santralinin yapıları bölgenin bir miktar tarım alanını yok edecektir, ama bölgeye getireceği artılar ile karşılaştırıldığında Vartolulara daha büyük faydalar üreteceği, açıktır. Öncelikle kışın hem zehirli dumandan kurtulacaklar, hem de temiz ve konforlu bir enerji sisteminin ev sahibi olacaklar, kendileri de ucuz ısınacaklar. Ülke açısından bakarsak, sadece Varto’da değil, ülkenin jeotermal enerji bölgelerinde bu sistemin geliştirilmesi, Türkiye’yi karbon kirlenmesinden kurtaracak etkin bir adım olacaktır. Yazımın başında da vurguladığım gibi 2050 yılında kullanmak zorunda kalacağımız karbon salınımı olmayan önemli bir enerji kaynağına şimdiden sahip olma şansımızı iyi değerlendirmeliyiz.
Gelelim Van gölüne akan Bendimahi Çayı üzerinde kurulması planlandığı söylenen hidroelektrik enerji santralına. Bu çay üzerinde 10 yıldır işletmede olan toplam 41,45 MW gücünde Ayrancılar HES ve Şelale HES bulunmaktadır. Halk TV programında bahse konu edilen yeni HES için halen resmi bir duyuru ve yatırım kararının olmadığını öğrendim. Bir DSİ’li olarak doğal kaynaklarımızın ülkemizin gelişmesi yolunda kullanılması gereğine inanırım. Ancak bu kullanımın, çok yönlü, sosyal, ekonomik ve doğa değerlerini koruyacak, geliştirecek yapıda oluşması önemlidir. Bendimahi Çayı Van Gölü havzasının önemli su kaynaklarından biridir ve sulak ekosisteme ev sahipliği yapar. İnci Kefali, Siraz Balığı, Aynalı Sazan ve kuş türleri Bendihami çayı havzasının değerli doğa varlıklarıdır. Halen mevcut HES’lerin varlığı ile bu doğa hazinemiz pek zarar görmemiş görünüyor ama yeni HES yapımı çayın su rejimini alt üst edebilir ve içindeki çok değerli canlı yaşamı yok edebilir. Halen böyle yapılaşmanın söz konusu olmaması sevindirici ama gündeme geldiğinde çok yönlü araştırılması gerekli bir oluşum olduğunu unutmamak gerekir.
Aslında Görkemli Hatıralar programıyla ülke çapında geniş bir izleyici gurubu olarak Bendimahi Çayını ve çevresini tanıdık, çok değerli ve renkli bir turizm bölgesi olabilme şansına sahip olduğunu da gördük. Bölgede Van Ferit Melen Havaalanı da var. Turizm firmalarının Van kentimizin tarihi ve doğal değerlerini görme imkanı veren turlar programladıklarını okudum, aslında Avrupalılar gibi yaz tatilini denizde değil de böyle doğa ve tarih dolu bir ortamda geçirmeyi düşündüm, siz de düşünmez misiniz???