Temmuz ayının son haftası, ya da ağustos ayının ilk haftası Bursa'nın sesi değişir.
Bunu sadece bu şehirde yaşayanlar bilir.
Sabahın altısında servis bekleyen çalışanların sayısı azalır. Fabrika otoparkları biraz boşalır. Vardiya zili susar. Normalde kilometrelerce öteden duyulan o üretim uğultusu yerini alışılmadık bir sessizliğe bırakır.
Bir yabancı için bu sessizlik tatildir. Sanayiyi bilen için ise tam tersidir. Çünkü fabrikanın en yoğun çalıştığı zamanlardan biri, üretimin durduğu zamandır. Pres çalışmaz ama bakım ekibi çalışır.
Robot üretmez ama yazılımı güncellenir. Konveyör dönmez ama rulmanları değiştirilir.
Çünkü herkes aynı gerçeği bilir. Üretimin ortasında durmanın maliyeti, üretime ara verip eksikleri gidermenin maliyetinden çok daha yüksektir.
Yıllardır yüzlerce fabrikanın kapısından girdim.
Patronlarla konuştum. Genel müdürlerle konuştum. Ustabaşıyla da konuştum, ilk iş gününe çıkan genç çalışanla da konuştum.
Şunu gördüm ki; makinalar için gösterdiğimiz özeni çoğu zaman kendimiz için göstermiyoruz.
Makinaların bakım planı var. İnsanların yok.
Makinaların kullanım kılavuzu var. Yöneticilerin çoğunun kendini geliştirme planı yok.
Makinaların arızası daha oluşmadan önlem alıyoruz. Ama şirket kültürü bozulmaya başladığında çoğu zaman fark etmiyoruz.
İşte asıl revizyon eksikliği burada başlıyor.
Bugün birçok işletme verimsizliği eski makinalarda arıyor. Oysa sorun çoğu zaman demirde değil, zihniyette. Çünkü bazı düşünceler de paslanır. "Biz bunu yıllardır böyle yapıyoruz."
Belki de Türk sanayisinin en pahalı cümlesidir bu. Bir cümle... Ama bazen milyonlarca liralık yatırımın önüne geçer.
Bir cümle... Ama genç bir mühendisin bütün heyecanını söndürür.
Bir cümle... Ama şirketin on yıl sonrasını bugünden yaşlandırır.
Dünya değişiyor demek artık klişe oldu. Çünkü dünya değişmiyor. Dünya çoktan değişti. Yapay zekâ üretim planı hazırlıyor. Dijital ikizler fabrikaları gerçek üretim başlamadan test ediyor.
Bir operatör aynı anda birkaç hattı uzaktan izleyebiliyor. Müşteri artık sadece kaliteli ürün istemiyor; hızlı, izlenebilir, sürdürülebilir ve çevik üretim bekliyor. Buna rağmen bazı işletmeler hâlâ geçen yılın sorunlarını konuşuyor. Geçmişin yöntemleriyle geleceği yönetmeye çalışıyoruz.
Sonra da gençler neden kalmıyor, verimlilik neden artmıyor, rekabet neden zorlaşıyor diye şaşırıyoruz. Oysa cevap, belki de her yaz yaptığımız revizyonun içinde saklı.
Keşke bakım listelerine birkaç madde daha ekleyebilsek.
"Yönetim anlayışı kontrol edildi."
"Liderlik becerileri güncellendi."
"Şirket içi iletişim test edildi."
"Eski alışkanlıklar değiştirildi."
"Çalışanların fikirleri dinlendi."
İnanın bana, bunların maliyeti yeni bir üretim hattından çok daha düşük; getirisi ise çoğu zaman çok daha yüksektir.
Çalışanlar için de bu birkaç hafta, sadece deniz kenarında geçirilen günlerden ibaret olmamalı.
Dinlenelim. Mutlaka dinlenelim. Çünkü yorulan beden de, yorulan zihin de verimli çalışamaz.
Ama dönüşte aynı insan olarak dönmeyelim. Bir kitap bitirmiş olalım.
Yeni bir program öğrenmiş olalım. Yapay zekâyı işimizin neresinde kullanabileceğimizi düşünmüş olalım. Belki uzun zamandır ihmal ettiğimiz aile sofralarına daha fazla oturmuş olalım. Belki çocuğumuzun anlattığı bir hikâyeyi ilk kez gerçekten dinlemiş olalım. Çünkü gelişim sadece meslekle ilgili değildir.
İyi yönetici olmadan önce iyi insan olmak gerekir. Ve iyi insan, kendisine zaman ayırmayı bilen insandır.
Bu satırları okurken Bursa'da, Kocaeli'nde, Sakarya'da, Manisa'da, Eskişehir'de binlerce fabrikanın kapısı birkaç günlüğüne kapanıyor olacak. Ama aslında kapanan sadece fabrika kapıları. Önümüzde sessiz, sakin ve çok kıymetli bir pencere açılıyor.
Bu pencereyi sadece yıllık izin olarak görenler, eylül ayında aynı sorunlarla işe dönecek.
Bu pencereyi revizyon fırsatı olarak görenler ise yalnızca makinalarını değil, kendilerini de yenilemiş olacak.
Çünkü gelecekte şirketleri birbirinden ayıracak olan şey sadece kullandıkları teknoloji olmayacak.
O teknolojiyi yöneten insanların kendilerini ne kadar yenileyebildiği olacak.
Makinalar bakım ister.
Bunu herkes bilir.
Asıl soru şu:
KENDİMİZE EN SON NE ZAMAN BAKIM YAPTIK?