Kuşlar olmasaydı, insanoğlu kime ve neye öykünerek uçağı icad edecekti? Uçağın icad edilmesinin sebebi onlar.
Uçağı uçuran insanoğlu, onların inip kalkacağı yerlere de ihtiyaç duydu. Uçaklar olmasaydı, havaalanlarına da doğrusu hiç ihtiyaç olmayacaktı.
Dünyada halen 35 bine yakın uçağın inip kalktığı 2 Bin 817’si büyük- ticari olmak üzere 50 bini aşkın havaalanı var. Her gün yeni uçaklar imal ediliyor, yeni havalimanları yapılıyor. 2025 yılı rakamlarına göre 9.8 milyar yolcunun taşındığı sektörde karada yapılanlar yetmemiş olmalı ki denizlere de dolgu yaparak havalimanları inşa ediliyor.
Dünyada bazı havalimanları nüfus yoğunluğu ve arazi sorunları nedeniyle su üzerine, kıyı ıslah alanlarına veya yapay oluşturulan adalara yapılmış.
İlk olarak Japonlar yapay dolgu adası üzerine dünyanın ilki ve büyüğü olan Kansai Havalimanı’nı (KIX) inşa etti ve 1994 yılında sektörün hizmetine açtı.
Hong Kong Havaalanı (HKG): Hong Kong kıyılarındaki Chek Lap Kok ve Lam Chau adalarını birleştiren yapay bir ada üzerine inşa edilmiştir.
Chubu Centrair Havaalanı (STK): Japonya'nın Nagoya Kenti yakınlarındaki Ise Körfezi'nde yapay bir ada üzerine inşa edilmiştir.
Osaka Havalimanı (Itami) / Kobe Havalimanı (UKB): Japonya'nın Kobe Körfezi'ndeki açık denizde yapay bir ada üzerine yapıldı.
Makao Havalimanı (MFM): Makao'daki Taipa adası açıklarında ıslah edilmiş arazi ve yapay pistler üzerine inşa edilmiştir.
JAPON YAPARSA TÜRK DE YAPAR!
Japon teknolojisi yapar da Türkler hiç geri kalır mi dedik biz de ana karalara bitişik dolgu alanlarına havalimanı yapmak için adeta yarışa girdik. İlk olarak havalimanı olmayan Giresun ve Ordu’nun ortak kullanım için Gülyalı ile Piraziz arasına denize dolgu şeklinde bir havalimanı yapıp 15 Mayıs 2015’te hizmete açtık. Coğrafi zorluklara karşı mühendislik eseri olarak nitelenen bu havalimanı 2,3 milyon metrekare dolgu alanıyla Türkiye’nin ve Avrupa kıtasının bu yöntemle yapılan ilk ve tek havalimanı olarak tarihe geçti.
Denizi doldurarak havalimanı yapmak hoşumuza gitmiş olmalı ki ardından yine havalimanı olmayan Artvin ve Rize illeri için Pazar açıklarında denizi doldurarak bir meydan daha yaptık. 14 Mayıs 2022’de törenle açılan 3 milyon metrekarelik bu havalimanı için hırçın Karadeniz’e tam 100 milyon ton taş ve dolgu malzemesi döküverdik.
Giresun-Ordu’da olduğu gibi Artvin-Rize’de de Karadeniz bu yapılanlara itiraz etmedi, şimdilik boyun eğdi. Bu meydan da Türkiye’nin ve Avrupa’nın deniz üstüne yapılan ikinci tesisiydi.
Dedim ya, hoşumuza gitmiş olmalı ki bu kez de Trabzon Havalimanı’nı kara yerine deniz dolgusuyla büyütmek için yeni bir projenin müjdesini veriyoruz. Bittiğinde, Türkiye’nin deniz üzerine inşa edilen üçüncü dünyanın da altıncı havalimanı olacak bu havalimanı için 97 milyon ton taş ve dolgu malzemesi “Ey gidi Karadeniz” diye ağıt yakılan güzelim Karadeniz’imize dökülecek.
TRT1’de yayınlanan “Taşacak bu deniz” adlı dizinin adı Karadeniz’in bir gün sinirlenerek taşacağını istemeden aldıklarını geri verebileceğini hatırlattı.
Dilerim ve umarım böyle bir şey olmaz.
Böyle düşünmeme de 24 Eylül 2026 tarihinde New York’ta toplanan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda “Deniz Seviyesinin Yükselmesinin Yol Açtığı Varoluşsal Tehditler Üst Düzey Toplantısı" adıyla bir toplantı sebep oldu. Toplantıda iklim krizi nedeniyle denizlerde yükselme olaylarının yalnızca evleri ve kentleri değil, devletlerin kendilerini ortadan kaldırabilme olasılığı karşısında uluslararası hukukun karşı karşıya kaldığı soru bir bildirgeye konu oldu.
BM Genel Kurulu Başkanı Khalilur Rahman yaptığı konuşmada “Küresel ortalama deniz seviyesindeki yıllık yükselme 1993-2002 döneminde 2,1 milimetre iken 2015-2024 arasında 4,7 milimetreye çıktı. Bu tehdidin Marshall Adaları'ndan kendi ülkesi Bangladeş'in başkenti Dakka'ya ve toplantının yapıldığı New York'a kadar uzandığını söyledi.
Sorunun en gözle görülür bir biçimde ortaya çıktığı yerler olan Pasifik'teki Tuvalu, Kiribati ve Marshall Adaları’nın çok büyük bölümü deniz seviyesinin yaklaşık iki metre üzerinde yer alıyor.
Dünya Meteoroloji Örgütü'nün (WMO) hesaplamasına göre küresel ortalama deniz seviyesi, 2100'e kadar en az 50 cm. yükselebilir; daha kötü senaryoda ise yükselme iki metreye ulaşabilirmiş.
BM Genel Kurulu, Başkan Rahman’ın toplantıyı kapatırken söylediği gibi insanlığın tamamını kuşatan tarihsel bir soruna yanıt arama çabasını sürdürüyor:
“Deniz seviyesinin yükselmesi nihayetinde, mirasımızla, kimliğimizle ve çocuklarımıza bırakacağımız dünyayla, [yani] insanlarla ilgilidir.”
Bu konu; emek, zaman ve para harcayarak ve de Karadenizimizi taşla doldurarak yapılan havalimanlarından başka dört bir yanı denizlerle çevrilmiş cennet vatanımızı ve geleceğimizi doğrudan ilgilendiriyor unutmayalım.
Mutlu yarınlar Türkiyem.