Kişinin yargılandığı davada, duruşma düzeninin bozulması ile ifade özgürlüğü önemli iki ayrı hukuki sorun olarak kabul edilebilir.
Konu ile ilgili iç düzenlemeler şöyledir. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun[1] 203'üncü maddesine göre; " (1) Duruşmanın düzeni, mahkeme başkanı veya hakim tarafından sağlanır. (2) Mahkeme başkanı veya hakim, duruşmanın düzenini bozan kişinin, savunma hakkını kullanmasını engellememek koşuluyla salondan çıkarılmasını emreder."
Bu kural çerçevesinde, mahkeme başkanı veya hakim,duruşmanın düzenini bozan kişinin, savunma hakkını kullanmasını engellememek koşuluyla salondan çıkarılmasını emredebilir. Temel hak ve hürriyetleri düzenleyen Anayasanın 13'üncü madde hükmü uyarınca; "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmadıkça yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzenine ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
Üstteki kural ile, tüm temel hak ve hürriyetlere ilişkin sınırlamaların ancak kananla sınırlanabileceği düzenlenmiştir.
Hatta, duruşma düzenini bozan kişinin duruşma salonundan dışarı çıkarılması sırasında direnç gösteren veya karışıklıklara neden olan kimseler yakalanıp haklarında dört güne kadar disiplin hapsi uygulanabilir (CMK m.203). Bu hapis kararına karşı bir kanun yolu da düzenlenmemiştir.
Adil bir yargılamanın yapılabilmesi için duruşmanın belli bir düzen ve disiplin içinde yürütülmesi, kamu otoritesinin kesintisiz olarak korunması esastır.
Bununla beraber, duruşma düzeninin sağlanması hiç bir zaman ifade özgürlüğünü de gereksiz şekilde aşacak nitelikte olmamalıdır. Böylesi bir durumda orantılılık, amaç ile araç arasında adıl bir denge kurulması gerektiği açıktır.
Hedeflenen amaca ulaşıldığında elde edilecek kamusal yararla kıyaslandığında sınırlama ile kişiye yüklenen külfetin aşırı ve orantısız olmaması gerekir (Anayasa Mahkemesi, 1/10/2020 Tarih, E/K.21-53 Sayılı Karar). Şayet, söz konusu sınırlama ile kişiye yüklenen külfet aşırı ve orantısız ise, denetime açık tutulması gerekmektedir. Aksine olarak da, Anayasa'nın 26'ncı maddesinde öngörülen ifade özgürlüğüne ilişkin bir müdahaleden söz etmek mümkün değildir.
Çalışmalarınızda başarı, ailenizle birlikte esenlik ve mutluluk dileklerimizi iletir, mübarek Ramazan Bayramınızı kutlar, en içten saygılarımızı sunarız.
[1] CMK: 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu