Osmangazi Belediyesi, önceki hafta uyguladığı özel bir programla 700 Yıllık Fetih coşkusunu Bursa’ya yaşattı. Etkinlik, Uludağ’ın eteklerinde hayat bulan Bursa’nın yüzyıllara yayılan tarihini ve kültürünü gelecek nesillere taşıma heyecanıyla hazırlanan ‘’700 Yıldır Bursa’dayız/Bursa’nın Fethinin 700. Yılı’’ adı verilen programla, Panorama 1326 Müzesi’nin tarihi atmosferinde başlatıldı.
Ortak anıları canlı tutmayı ve tarih bilincini güçlendirmeyi hedefleyen Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, yedi asırlık mirası geleceğe taşıyacak bu etkinliği başlattı. 700 yıl önce küçük bir Bizans garnizonu olan Prusa’nın, büyük bir medeniyet yürüyüşünün ilk adımlarına sahne oluşunu anmak için bir arada olduklarını söyleyen Erkan Aydın konuşmasına şöyle devam etti;
‘’Osman Gazi’ye nasip olmayan bu kutlu fetih, oğlu Orhan Gazi tarafından uzun süren sabırlı ve kararlı bir kuşatmanın ardından tek bir taş dahi ziyan edilmeden gerçekleştirilmiştir. Bu fetih sadece bir şehrin alınması değil, adaletin, hoşgörünün, merhametin ve eşitliğin bu topraklarda kök salmasıdır. Fetihten sonra Bursa’da yaşamak isteyenlere kapılar sonuna kadar açılmış, ayrılmak isteyenlere ise Bizans’ın başkenti İstanbul’a gitmeleri için her türlü kolaylık sağlanmıştır. İşte bu anlayış, ecdadımızın fetih ruhunun en güçlü göstergesidir. Belki o gün Osman Gazi ve Orhan Gazi 600 yıl boyunca yedi kuşak yayılacak bir cihan devletinin doğacağını hayal bile etmiyorlardı, ancak Bursa Osmanlı Devleti’nin ilk payitahtı olarak bu büyük yürüyüşün başlangıç noktası olmuştur. Bizler, bu kadim şehirde yaşamaktan onur duyan, Bursa’yı sevgiyle sahiplenen insanlar olarak ecdadımızın mirasına layık olmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Bu bilinçle Bursa’mızda fetih anma ve 700. Yıl Kutlama şenliklerini büyük bir gurur ve coşkuyla gerçekleştireceğiz.
Bu Toprakların Evladı Olmak En Büyük Şereftir. Bitinya’dan Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bu üç bin yıllık tarih, Bursa’yı hepimize yurt kılmıştır. Osmangazi Belediyesi olarak, Bursa’nın fethinin 21’incisini düzenleyeceğimiz anma etkinliklerini büyük bir gururla gerçekleştiriyoruz. 20 yıldır gerçekleştirilen bu anlamlı organizasyon bizden önce görev yapmış Belediye Başkanları tarafından başlatılmıştır. Kendilerine, bugün aramızda olmasalar da, bu kıymetli mirası bizlere emanet ettikleri için özellikle teşekkür ediyorum. Bu toprakları fethedenlerin torunları 100 yıl önce bu şehrin işgaliyle de karşı karşıya kalmıştır. Bursa’yı fetheden Orhan Gazi’dir. Babası Osman Gazi’nin türbesi bugün Tophane’dedir, bu şehrin kalbinde yatmaktadır. 100 yıl önceki Yunan işgali sırasında, Yunan komutanının Osman Gazi ve Orhan Gazi türbelerine yönelik saygısız tutumu üzerine, ‘’Kalk Osman kalk, yurdunu kurtar’’ sözlerini duyan Mustafa Kemal Atatürk, aynı gün Meclis kürsüsüne Puşede-i Siyah koydurmuştur. İki yıl, iki ay, iki gün süren zorlu mücadelenin ardından, 11 Eylül 1922’de Bursa düşman işgalinden kurtarılmış, Atatürk te o siyah örtüyü kaldırtarak Bursa’yı yeniden özgürlüğüne kavuşturmuştur. İşte Bursa 700 yıl önce fethedilmiş, 100 yıl önce işgalden kurtarılmış, 3 bin yıldır medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir şehirdir. Böyle bir şehirde yaşamak, bu toprakların evladı olmak, en büyük onur, en büyük şereftir. Birlik ve beraberlik içinde bu onuru yaşamaya devam edeceğiz.
Balkanlardan Kafkasya’ya, Orta Asya’dan Uzak Doğu’ya, Avrupa’ya kadar uzanan kardeş şehirlerimizle yapılacak etkinliklerden, uluslararası tarihi kent koşusundan, kültürel ve sanatsal programlara kadar dolu dolu bir yıl yaşayacağız. Elbette bu büyük yılı bir simgeyle taçlandırmak istedik. Bu nedenle 700. Yılın anısını taşıyacak özel bir logo çalışması yaptık. Bu çalışmayı da bir yarışmayla gerçekleştirdik. Ortaya çıkan 700. Yıl Logosu, hepimizin içine sinen, gurur duyduğumuz bir çalışma oldu.
700 yıldır buradayız, Allah’ın izniyle daha nice 700 yıllar boyunca da bu topraklarda olmaya devam edeceğiz…’’
Ben de Başkanın açıkladığı tarihi Bursa’da yaşayan halkın toplum değerlerine bir saygı örneğini, Pınarbaşı Suyu kullanım düzenini ekleyeceğim. Pınarbaşı’nda dağ eteğinde kayalar arasından akan Pınarbaşı suyu, Osmanlı’nın derine döşediği künklerle Tarihi Surlar içi, Tophane, Hisar, Üftade, Tahtakale mahallelerinde evden eve dolaşıp Ulucami ortasındaki havuza ulaşırdı. Ben tüm çocukluğumdan itibaren üniversiteyi bitirene dek, Tahtakale’de iki katlı ahşap bir Bursa evinde yaşadım. Evimizde içme suyu olarak musluktan akan Terkos suyu ve komşudan gelip bizdeki küçük bir havuza boşanan ve bizden de komşuya akan Pınarbaşı suyu vardı. Pınarbaşı suyu kışın ılık, yazın da soğuk akardı ve evin buzdolabı işlevini görürdü. Annem yaz aylarında soğuk su dolu havuza, kavun, karpuz, su güğümlerinin dışını terkos çeşmesinde yıkar, temizler, öyle koyardı, böylece su hiç kirlenmezdi, bize gelene kadar da aynı kullanım şekliyle hiç kirletilmezdi. Ulucami havuzundaki çeşmelerden, suyun kirletilmediğinden emin olan Bursalılar da rahatlıkla aptes alırlardı. İşte bu Pınarbaşı suyu kullanım düzeni o günlerin Bursalılarının değerli bir medeniyet ölçeğiydi.
Bu vesile ile değerli okuyucularımın, aileleriyle birlikte yeni yılını kutluyorum.