Osmangazi Kent Konseyi Sevim Sakallı Başkanlığında toplandı ve 22 Mart Dünya Su Günü kutlandı, ben de bu kutlama sonrası Bursa ve Su başlıklı aşağıdaki konuşmayı konuşma yaptım.
22 Mart 1993 günü toplanan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, büyüyen temiz su sorununa dikkat çekmek için su kaynaklarının korunması ve çoğaltılması yollarının tartışıldığı Dünya Su Konseyinin her üç yılda bir, 22 Mart Dünya Su Gününde toplanmasını kararlaştırdı. Konsey 2009 yılında İstanbul’da toplandı. Su kaynaklarının bilinçli ve tasarruflu kullanılması Konsey gündeminin ön sırasına oturuyor. Dünya nüfusunun artışı, su kaynaklarının yanlış kullanımı ve kirletilmesi konuyu Birleşmiş Milletler gündemine yerleştiriyor ve dünya su stratejisi olarak, su ile ilgili liderliklerinin güçlendirilmesini ve gelişmekte olan ülkelerin su ihtiyaçlarının karşılanmasına odaklanılmasını da. Birleşmiş Milletler 2026 Dünya Su Günü teması Su ve Cinsiyet Eşitliğidir.
İnsanlığın karşısındaki İklim Değişikliği doğa felaketi su kaynaklarının kapasitesini kısıtlamaktadır. Bu konuda da Bileşmiş Milletler Paris Sözleşmesiyle, küresel sıcaklık artışının olabildiğince 2C altında tutmak, 1,5C seviyesini aşmamak yolunda yenilenebilir sıfır karbon salınımlı enerji kaynaklarının kullanımını desteklemektedir. İşte bu koşullar içinde ben de konuşmamda Su Şehri Bursa’nın su kaynaklarını masaya yatırdım.
Tarihi Bursa’nın ahşap yapılı evlerinde genelde iki su pınarı bulunurdu, Terkos suyu çeşmesi ve Pınarbaşı suyu havuzu, her iki su da Bursa’nın tarihiyle bütünleşmiş varlıklarıydı. Terkos suyu 1905 yılında Reşit Mümtaz Paşa tarafından kaptaj/iletişim hatları/1000 tonluk depolar/100 hayrat çeşme yapılarak hizmete açılmıştı. 1940 yılında sisteme 161 kaynak suyu eklenmiş, Vali Haşim İşcan da Kırkpınar suyunu getirmiştir. Bugün Terkos suyu Gökdere vadisindeki depodan şehre aktarılıyor.
Pınarbaşı suyu M.Ö. 202 yılında Bithynia kralı Prusias tarafından şehre getirilmiş ve derine döşenmiş künklerle evlere dağıtılmıştır. Osmanlı döneminde I. Murat tarafından Akpınar suyu, Yıldırım Beyazıt tarafından da Akçağlayan suyu ve Pınarbaşı suyu Ulucami’ye kadar ulaştırılmıştır.
Ben altı yaşımdan itibaren Tahtakale’deki ahşap bir Bursa evinde büyüdüm. Babam Süleyman Çelebi İlkokulu’nda öğretmen idi. Evimizdeki Terkos çeşmesinden içme suyumuz akardı, yanındaki Pınarbaşı havuzu ise, kışın ılık akan suyuyla annemin temizlik pınarıydı, yazın da soğuk suyuyla evimizin buzdolabı. Annem ve bize gelene kadarki evlerde yaşayanlar bu suyu hiç kirletmeden, çok dikkatli kullanırlardı. Örneğin annem temizlik yapacağı suyu temiz maşrapa ile kovaya doldururdu, yazın da havuza soğuması için koyacağı karpuzu, kavunu, su güğümünü önce, yandaki Terkos çeşmesinde yıkardı. Suyun temiz olduğundan emin olan insanlar da Ulucami havuzundaki çeşmelerden abdest alırlardı. Pınarbaşı suyunun bu kullanım düzeni o günün Bursalılarının bir uygarlık göstergesiydi.
Meslek yaşantımın suyla buluşması bir tesadüf müydü? Yoksa kaderim miydi? Yazayım, siz karar verin. İTÜ’de eğitim süreci 20 Haziranda son bulur, yaz aylarında tüm ülke genelinde staj yapılacak kurumları Talebe Birliği belirler ve Haziran başında kura çekerek gideceğimiz kurumu seçerdik. Ben kuramı çektim, Erzurum DSİ çıktı, Erzurumlu bir arkadaşım da çekti, Bursa DSİ çıktı, göz göze geldik, pusulaları birbirimize uzattık, o Erzurum’a ben de Bursa’ya yönlendim. Bursa’ya geldiğimde DSİ Bölge Müdürlüğü Setbaşında bugün misafirhane olan binadaydı. Ofiste fazla yer olmadığı için beni yine İTÜ mezunu, benim ilkokul öğretmenimin kızı Sevim ablanın masası önünde bir sandalyeye oturttular ve önüme konan bir sehpa üzerinde, staj süresince bana verilen ödevleri yaptım. DSİ Bölge Müdürü Ankara’dan gelen Arif Onat idi ve kendisi çok sert mizaçlı bir insan olduğundan yanına giden mühendisler bile çok heyecanlanırdı. Benim staj süremin biteceğine yakın bir gün beni odasına çağırdı, tabii ben de çok heyecanlandım. Odaya girdiğimde masasının önündeki sandalyeye oturttu ve gelecek sene kura çekmek yok, 20 Haziran’da okul kapanır, 21 Haziran’da gelir burada staja başlarsın, dedi ve beni bu tavrıyla DSİ’li yaptı. İşte o kura çekimi ve ardından Bölge Müdürü Arif Onat beni meslek yaşantımda Bursa’da suyla buluşturdu ve de suyun içinde mesleğimi sürdürttü, ne dersiniz, şans mı, kader mi???
Evet, 1954 yılında başlayan DSİ stajımla su ile tanıştım, tüm meslek yaşantım su taşkınlarıyla oluşan zararların önlenmesi, sulama sistemlerinin yapımıyla tarımsal verimin artırılması, Bursa’nın uzun vadeli içme suyu sisteminin oluşturulması gibi mühendislik çalışmalarıyla dolu, dolu geçti.