AYDIN DAĞTEKİN

Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) bünyesinde faaliyet gösteren Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği (UMSMİB) ile Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin (UYMSİB) 2023 Yılı Çalışma Raporları açıklandı. Raporlarda; 2023 yılı faaliyetleri, sektörel değerlendirmeler, 2024 yılı iş programları ve sektörlerin sorunları ile çözüm önerileri yer aldı. UMSMİB raporunda, sektörde yaşanan sorunlar ile çözüm önerileri şöyle sıralandı:

•       Endüstri hammadde konusunda sıkıntı yaşamaktadır. Endüstriyel tarımı destekleyici ve bu ürünlere hammadde teşkil edecek üretimi özendiren bir tarım politikasının hayata geçirilmesi gerekmektedir.

•       Pazar çeşitliliğinin artırılması yönünde çalışmaların yapılması, ihracat kota ve kısıtlamalarının kaldırılması, kotasız ihracatın önünün açılması gerekmektedir. Bunun yanında, Serbest Ticaret Anlaşmaları giderek daha büyük önem arz etmektedir.

•       Dolaylı vergilerin fazlalığı, sanayide kullanılan tarımsal ürün hammaddelerinden stopaj vergisi adı altında peşin vergi alınması, kullanılan akaryakıt üzerindeki vergilerin yarattığı maliyet artışı büyük sorun.

•       Hammadde yetersizliği, fiyat değişkenliği, işletme büyüklüklerinin yetersiz olması ve arazilerin çok parçaya bölünmüş olması nedeniyle fazla üretici ile çalışılması, hammaddenin düzgün bir şekilde temin sorunu oluşmaktadır. Bu sorunun çözümüne yönelik sözleşmeli tarım hukukun daha fazla geliştirilmesi gerekmektedir.

•       Enerji, akaryakıt ve işçilik maliyetlerinin yüksekliği, sezonluk çalışıldığında kaliteli işçi bulunamaması sıkıntısı,

•       Devlet desteklerinin ve teşviklerin yetersizliği ve geç ödenmesi,

•       Sektörün ihracat hammaddesinin üretici bazında yeterince desteklenmemesi,

•       Elektrik, doğalgaz, ambalaj gibi malzemelerde KDV’nin yüzde 20 olması üreticilere yük getirmekte.

•       Türk Şeker üreticilere ürün sağlamalı, C şekerinin tedariği sağlanmalı, devlet sanayicilere DİİB kapsamında şeker ithalatına izin vermeli,

•       Nakliye ve depolama sıkıntılarının yaşanması,

•       Sertifikalı tohum temininde güçlük yaşanması,

•       Sektörün kur riskine karşı savunmasız olması.

•       Son bir yılda enerjiye ve ambalaj malzemelerine gelen yüksek zamlar.

•       Destekleme ve Fiyat İstikrarı Fonu (DFİF) kaynaklı teşviklerin yeniden uygulamaya konulması ve ihracat bedeli dövizlerin bozdurulması esnasında ihracatçıya verilen yüzde 2’lik prim desteğinin yüzde 5’e çıkarılması büyük önem arz etmektedir.

Yaş meyve ve sebzedeki sorunlar

Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği raporunda da, sektörün sorunları ve çözüm önerileri şöyle sıralandı:

•       İhracat iadeleri ödemelerinin hızlı yapılması, kapsamının da genişletilmesi önem arz etmektedir.

•       YMS sektörünün alternatif pazarlara yönelebilmesi, ihraç pazarlarını genişletebilmesi için, ihracatın önündeki engeller ivedilikle kaldırılmalı. Ülkelerle, ürün bazlı karantina anlaşmalarının imzalanmasına hız verilmelidir.

•       AB giriş kapısı Bulgaristan’da CED (Genel Giriş Dokümanı) zirai ilaç kalıntı analizine tabi tutulmaktadır. Son yapılan düzenlemeyle analiz sıklığı arttırılmış, bu uygulama ile ödenen ücretler kabul edilebilir olmaktan uzaklaşmıştır. AB ülkelerine ülkemiz menşeli ürünlerin ihracatında AB giriş kapısındaki analiz uygulamasından muaf tutulması önem arz etmektedir.

•       Çıkış kapılarında yoğunluk olduğu dönemlerde tırların kuyruklarda günlerce beklemesi, ürünlerin bozulmasına ve mağduriyetler yaşanmasına sebep olmaktadır. Ayrıca kırmızı hatta düşen tırlarda soğuk zincir bozulmaktadır. Buna sebep bu uygulamada soğuk hava deposunun gümrük kapısında bulunmamasıdır.

•       İyi Tarım Uygulamaları yalnızca ülkemizde geçerliliği olan bir uygulama olup, ihracatçımıza bir yararı olmamaktadır. Uluslararası geçerliliği olan Global Gap uygulamasına geçilmeli.

•       Bursa siyah incirinin niteliğinin ve pazardaki yerinin koruması için uygulanan kesim ihraç tarihlerine uyum sağlanmalı, bunun için gerekli önlemler alınmalı.

•       Özellikle üreticinin üretimde kullandığı akaryakıt, gübre, ilaç, sulama vb. girdilerin maliyetlerinin azaltılması (AB ve ABD‘deki seviyelere çekilmesi) gerekmektedir. Özellikle finansman maliyeti, nakliye ve enerji giderleri gibi giderler azaltılmalı.

•       Özellikle son iki yılda hasat, budama, paketleme v.b. tarımsal işçiliklerde yaşanan artış, ülkemiz ihracatını durdurma noktasına getirmiştir. Buna karşın baskılanan döviz kuru sebebiyle ihracat yapmak olanaksız hale gelmiştir.

•       İhracata yönelik yeni dikimlerin fidan destek kapsamında ele alınması, ihracat ürün değeri olmayan ürünlerin bu kapsamda desteklenmemesi gerekmektedir.

•       Ülkemiz arazi mülkiyet yapısı, ekonomik tarım yapmaya uygun değildir. Tarla bitkilerinde yapılan toplulaştırmanın benzer şekilde meyve plantasyonları için de yapılması oldukça önemlidir. Bu kapsamda yeni çeşit ve anaçlarla ihracata yönelik plantasyonlar oluşturulabilir. Ayrıca üretim aşamasında İTU, GlobalGAP uygulamaları daha ekonomik ölçeklerde değerlendirilebilir.

•       İhracatımızda en sık karşılaştığımız sorunların başında pestisit kalıntısı gelmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı’mızın bu konuyu ivedilikle değerlendirmesi, ruhsatlandırmalara hız vermesi ve etiketleri genişletmesi gerekmektedir.

•       Günlük sigorta yapılan işçilerin, BES’ten muaf tutulması tarımsal ürün ihracatçıları için önem arz etmektedir.

Arazi toplulaştırması şart

Alara Tarım Ürünleri Pazarlama Koordinatörü Hakan Gazi, tarımda küçülen araziler, yüksek maliyetler, ilaç kalıntısı gibi sorunlara dikkat çekti ve “Sektörde sübvansiyon yerine asıl yapmamız gereken, yapısal değişikliklerdir” çağrısında bulundu.

Dünyanın en büyük taze kiraz ve incir üreticileri ve ihracatçıları arasında yer alan Alara Tarım Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş, tarım uygulamalarında devrim yaratarak ve ileri meyve işleme teknolojisini kullanarak dünya lideri haline geldi. Bursa merkezli Alara, ürünlerini halen 5 kıtada 22 ülkedeki büyük perakendecilere dağıtıyor. En büyük ve seçkin yetiştiricilerle çalışan şirket, sezon boyunca deneyimli ve eğitimli çalışanları istihdam ediyor.

Üretim ve ihracattaki bu başarısından dolayı geçtiğimiz günlerde Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) tarafından ödüllendirilen firmalar arasında yer alan Alara Tarım Ürünleri’nin Pazarlama Koordinatörü Hakan Gazi ile şirketin faaliyetlerini ve sektörü konuştuk. Kiraz ve incir ihraç ettiklerini kaydeden Gazi, arazi toplulaştırmasının önemine dikkat çekerken, şunları kaydetti:

İlaç kalıntısı ihracatta sıkıntı yaratıyor

“Bu ihracatta, üretici sayısı çok fazla. Sebebi de küçük alanlar. Bu alanların toplulaştırılması, daha büyük alanlarda daha verimli üretim yapılması için biz kendi üreticilerimizi yönlendiriyoruz. Ama genel olarak ülkenin böyle bir sorunu var. 1 dönüm arazisi olanın da, 50 dönüm arazisi olanın da traktörü var. Ama 1 dönümde üretim yapanın maliyeti çok yüksek. Altından kalkamıyor, sattığı üründen kâr edemiyor ve diğer büyük üreticilerle rekabet edemiyor. Biz Avrupa’ya ihracat yapıyoruz ve oraları gezdiğimizde, çiftçilerin bin dönüm, 5 bin dönüm arazileri var. Toplulaştırılmış, daha verimli araziler. Dolayısıyla birim alandan daha yüksek karlar elde edebiliyorlar. En büyük sorunumuz burada başlıyor.

Bursa sanayisi dijitalleşiyor Bursa sanayisi dijitalleşiyor

Diğer bir sorunumuz ilaç kalıntısı. Maalesef üreticimiz, çiftçimiz çok bilinçli değil bu konuda. Dolabında geçen seneden ne kadar ilaç kaldıysa, israf olmasın diye herhangi bir ürüne atabiliyor. Normalde ihracat yapacağı ülkenin, neye izin verdiğini kontrol ederek uygulama yapması gerekirken, örneğin elmaya kullandığı ilacı, kiraza da kullanabiliyor. Bu çok büyük bir sorun. Biz bu kalıntıyı gördüğümüzde, biz maalesef ihracat yapamıyoruz. Bu şekilde çevirdiğimiz yüzde 30 civarında üretici var.”

Asıl önemli olan yapısal değişiklikler

Dünyada gıda fiyatları yüzde 10 aşağı gelirken, Türkiye’de son üç yılda yüzde 70 arttığını kaydeden Alara Tarım Ürünleri Pazarlama Koordinatörü Hakan Gazi, bunun da sektördeki temel sorunlardan biri olduğuna işaret etti. Gazi, “Avrupa’da enflasyon oranları yüzde 3 ile 10 arasında değişirken ve devlet, fiyatlar daha yükselmesin diye tedbir alırken, bizim burada yükselmiş enflasyonla Avrupa’ya fiyat artırarak ürün göndermemizin imkanı yok. Örnek veriyorum; geçen sene Avrupa’da bir market kirazı 3 Euro’dan satıyorsa, bu sene en fazla 3,10 ya da 3,20 Euro’dur. Bizim buradaki maliyetleri üstüne koyarak, 4 Euro, 5 Euro isteme gibi bir şansımız yok. Dolayısıyla bizim İspanya ve İtalya gibi ülkelerle rekabet şansımız da azalıyor maalesef bu maliyetlerden dolayı. Sübvansiyon da bir yere kadar çözüm olur. Asıl önemli olan, yapısal değişikliklerin olması. Bu biraz uzun vadeli. Teşviki 5-10 üretici alabilir, ama ülke 85 milyon. Bu nedenle yapısal değişiklik olması gerekiyor” diye konuştu.

Fine Food Yönetim Kurulu Üyesi Göztepe:

Tarımsal ihracata getirilen kısıtlamalar, bizi zora sokuyor

 

Sektör temsilcileriyle değerlendirme yapmadan alınan tarımsal ihracat kısıtlamaların üretime zarar verdiğini vurgulayan Fine Food Gıda Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin Göztepe, “Kısıtlama bir tarafa, ihracatın mutlaka teşvik edilmesi gerekiyor” dedi.

Dondurulmuş gıda sektörü, gelişmiş ülkelerin aksine, Türkiye’de gelişmekte olan sektörler arasında yer alıyor. Bu alanda faaliyet gösteren Fine Food Gıda Sanayi ve Ticaret İhracat İthalat A.Ş Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin Göztepe ile sektörün sorunlarını konuştuk. Aynı zamanda Uludağ İhracatçı Birlikleri’ne (UİB) bağlı Uludağ Meyve Sebze Mamülleri İhracatçıları Birliği (UMSMİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olan Göztepe, şunları kaydetti:

“1986 yılından beri dondurulmuş gıda üretip ihraç eden bir firmanın ikinci kuşak temsilcisiyim. Dondurulmuş gıda sektörü ülkemizde yeni gelişen bir sektör ama bütün dünyada çok farklı konumda. Ülkemizde bu sektörde alınması gereken çok fazla yol var. Özellikle üretimden kaynaklanan sıkıntılarımız var. Bazı dondurulmuş gıda ürünlerine, bazı tarımsal ürünlerin ihracatına getirilen kısıtlamalar, ihracatın önünde çok büyük engeller teşkil etmekte. Bunların kesinlikle ve kesinlikle kaldırılması gerekiyor. Kısıtlama bir tarafa, ihracatın mutlaka teşvik edilmesi gerekiyor. Cari açığı olan bir ülkede, bu açığı kapatmak adına, dünya ile rekabet edebilecek tesislere sahip ülke sanayinin mutlaka ve mutlaka bu rekabette önünün açık olması gerekiyor.

Sektörle de görüşülmeli

Tabi ki dönem dönem hükümetimizin, devletimizin geleceği düşünerek aldığı kararlara saygılıyız, fakat bakanlık temsilcilerinin mutlaka konunun diğer taraflarıyla da görüşerek karar alması çok çok önemli. Bu tür kararlar, belki anlık pansuman tedbirler olarak iş görüyor, fakat uzun vadede özellikle yatırım ikliminin oluşturulmasında çok büyük sıkıntı teşkil ediyor. Aynı zamanda yatırım ikliminin yansımaları, tarımsal üretime de dönüyor. Tarımsal üretim yıllar içerisinde, bir 1 yıl, birkaç ay fiyatları baskılamak, kontrol altında tutmak konusunda bandaj olabiliyor ama uzun vadede üretimden vazgeçmek gibi bir sonuca neden oluyor. Zaten tarım toplumundan çıkmış, çiftçi sayısında azalış kaydedilen ülkemizde, tarımsal üretimin geliştirilmesi adına mutlaka ve mutlaka ihracatın, sadece ihracatın değil, sektörün tüm paydaşlarıyla çözüm üretilmesi en büyük dileğimiz.”

Kur ve yüksek maliyetler konusunun sadece kendilerinin değil, bütün sektörlerin sorunu olduğuna işaret eden Hüseyin Göztepe, “Bizler sadece kur odaklı olmaktan çıkıp, herkesin, bütün yöneticilerimizin, kamu yönetiminin, bakanlık yetkililerinin, sektörün önde gelenlerinin de telaffuz ettiği gibi mutlak suretle verimlilik odaklı, ürünlerimizi çeşitlendirme anlamında, sektörel pazarlarımızı korumamız gerekecek” diye konuştu.

Gıda fiyatlarının düşmesi için üretici desteklenmeli

Zeytincilik alanında faaliyet gösteren Eşref Ali Silmez Gıda firmasının sahibi Emrah Silmez, Türkiye’de gıda fiyatlarının makul seviyeye inmesi için üretimin artırılması gerektiğini, bunun da yolunun üreticinin doğru desteklenmesinden geçtiğini söyledi. Geçen yıl arz azlığının, zeytin ve zeytinyağında ciddi fiyat artışlarına neden olduğunu hatırlatan Silmez, şunları kaydetti:

“Zeytinyağında, özellikle İtalya ve İspanya, dünyadaki en büyük tedarikçiler. Bunlardaki ürün kıtlığı, bizim ülkemize yönelik talebi artırdı. Aşırı talep, ürün fiyatlarının aşırı yükselmesine sebep oldu. Böylece fiyatlar çok ciddi bir şekilde yükseldi. Ülkemizde tarımdaki, özellikle köylü tarafındaki desteklemelerin az olduğunu düşünüyorum. Kilogram başına 15 kuruş destek veriliyor örneğin köylüye. Zeytinyağı için bu İtalya ve İspanya’da 1 Euro civarında. Köylüye özellikle destekler verilmesi lazım. Üreticiye finans konusunda yardımcı olunması gerektiğini düşünüyorum. Bu faiz oranlarıyla firmaların ayakta kalması çok zor.

Bir diğer konu, ülkemizdeki tarımda yaş ortalaması 58’e dayandı. Bunu düşündüğümüzde, tarımda çok iyi günler bizi beklemiyor. Gençleri tarım sektörüne, bu alanlara teşvik etmemiz gerekiyor.”

BTB’den gıda Ur-Ge projesi

Aynı zamanda Bursa Ticaret Borsası (BTB) Yönetim Kurulu üyesi olan ve BTB’nin Gıda Ur-Ge projesi hakkında bilgi veren Emrah Silmez, şöyle devam etti:

“Bursa Ticaret Borsası olarak biz bir UR-GE projesi başlattık. Ramazan ayından önce Dubai’de ikili iş görüşmeleri gerçekleştirdik ve aynı zamanda GULFOOD Gıda Fuarı`nı katılımcı firmalarımızla birlikte ziyaret ettik. Bu görüşmelerden çok iyi geri dönüşler alıyoruz. Hatta aramızda hemen ihracata başlayan ve portföyüne yeni müşterileri katan üyelerimiz var. Ve orada Gemlik zeytiniyle beraber, zeytinyağının da çok önemli olduğunu bir kez daha gördük. Bununla alakalı olarak ürün ve ambalaj gamını genişletip dünya pazarlarına açılmak istiyoruz.”

Zeytinin değerini ve kalitesini artırmak için mutlaka lisanslı depoculuğa geçilmesi gerektiğini dile getiren Silmez, “Lisanslı depoculuk sayesinde üretici ürününü daha kolay ve daha değerli pazarlayabiljr” diye konuştu.

Firma olarak halen Avusturya, Belçika ve Almanya’ya ihracat yaptıklarını da kaydeden Emrah Silmez, Arap ülkelerine ihracat yapmayı hedeflediklerini belirtti.