Akaryakıt fiyatlarından özellikle de motorinden bahsediyorum. Bir ay içinde dokuz kez zamlandı bir kez fiyatı düştü. 8 Temmuz 2025 günü Ankara’da 1 litre benzin 51.89 bir litre motorin 53.27 TL. Brent petrol fiyatlarındaki küresel hareketlilik, döviz kurlarındaki değişimler, Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) düzenlemeleri gibi faktörlerin etkisiyle sürekli değişen akaryakıt fiyatları vatandaşı alt üst etti.

Bir süre önce sosyal medyada yapılmakta olan gülümseten şakalar gerçek oldu. Hani bir akaryakıt istasyonu ilan vermiş. “Sıra gelmediği için zamsız benzin alamayan müşterilerimize duyurulur. Üzülmeyin fırsatınız kaçmadı. Birkaç gün içinde yeni bir zam vardır.” Gerçekten olay bu halde. Artık kuyrukta beklemenin alemi kalmadı. Nasılsa zamlardan biri denk geliyor ve kar ettim diye mutlu olma fırsatınız oluyor.

Bu günleri unutmamak gerek. 2025 yılının Haziran/Temmuz aylarında, bir ay içinde akaryakıt dokuz kere zamlandı bir kere ise ucuzladı. Ve 8 Temmuz 2025 günü Amerikan doları Kırk lirayı geçti. Tarihe not düşmek için yazıyorum. Aslında bu kadar dostluğumuz, pek çok konuda işbirliğimiz var. Projelerine destek oluyoruz. Neden hesap yapmakla uğraşıp duruyoruz acaba. Bir dolar bir lira diyelim bitsin gitsin. Dostluğumuzun hatırına belki onlarda destek verirler. Belki de Fantom bile alırız, Kaan yetişene kadar.

Ve 8 Temmuz günü 12 şehidimiz var. 2 yıl önce şehit düşmüş bir arkadaşlarını aramak için bir mağaraya girmişler. Mağara teröristlerin silah ve erzakta depoladığı bir mağara imiş. Bozulan erzakın çıkardığı metan gazından zehirlenmişler ve şehit oldular. Akıl alacak gibi değil. Onlarca soru işareti var. Bir keşif yapmak bile akıllara gelmedi mi? Her halde bunun bir araştırması olacaktır. Türk milleti ve aileler bu gençlerin nasıl şehit olduğunu öğrenmek isteyecektir.

8 Temmuz enteresan olayların yaşandığı bir gün. O gece bir TV kanalı 10 günlüğüne kapatıldı. Aslında iki kanal birden aynı gün ve saatte kapatılacaktı ama sonradan birinin cezası ertelendi. Nedenleri konusunda yorum yapacak kadar uzman değilim. Ancak basın özgürlüğünün kutsal olduğuna inanırım. Okuyucu ya da seyircinin doğru haber alma özgürlüğü asla kısıtlanmamalı. Ne var ki belgesiz, kanıtlanmayacak haberler yapanın da cezalandırılması bir o kadar önemli. Ancak ceza veren kurum bağımsız yargı dışında bir kurum olmamalı. Özellikle sosyal medya ya da internet öylesine asparagas haberlerle dolu ki insan neye inanacağını şaşırıyor. Bu haberleri yapanlar da son derece cesur, açıkça isimlerini lanse ediyorlar. Hep söylenir, “Ruslar Berlin’e girdiklerinde, Berlin halkı savaşı kazandığını zannediyormuş.” Buna haber alma özgürlüğü demek mümkün değil. Olsa olsa yalan haberle şahsi menfaatler için aldatmak denilebilir ki, bunun bir kutsiyeti olmadığı aşikâr üstelik bir ceza gerektirdiği. Nasıl ve ne kadar bir ceza denilirse o da bağımsız yargının ve hukukçuların işi.