DSİ 1.Bursa Bölge Müdürlüğü, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Kocaeli, İstanbul illerindeki DSİ hizmetlerinden sorumluydu. Son staj dönemimde mühendis abilerim beni, o günlerde DSİ’nin çok değer verdiği Uluabat Gölü Seddesi inşaatına götürmüşlerdi. Uluabat gölü, MKP çayıyla beslenir ve kış aylarında MKP ovasının yarısından fazlasını kaplardı. Köylüler yazın sular çekildikten sonra, ancak Ağustos ayında tarlalarına girebilirler, sürüp ekebilirlerdi. DSİ hem MKP çayının taşkınlarını önleyen projeyi uyguladı hem de çayın sağ ve solunda, ovayı gölden ayıran göl seddelerini, ovadaki taban suyunu kontrol altına alan drenaj kanallarını ve drenaj suyunu göle aktaran pompa istasyonlarını yaptı. Ayrıca MKP Çayı suyunu kullanarak ovanın tamamının sulanmasını sağladı. Bugün DSİ’nin bu projesi sayesinde MKP’lı çiftçiler yıl boyu tarlalarını ekip biçiyorlar, karınlarını ovanın sulanan verimli toprakları sayesinde doyuruyorlar. Bu vesile ile MKP yöneticilerine ve çiftçilere sesleniyorum, gelin köy bazında HOLLANDA MODELİ KOOPERATİF çatısı altında toplanarak üretim yapın ve de hem siz zenginliğinizi katlayın, hem de ülkemizi tarım zengini ülkeler arasına yerleşme yolunu açın! Bu konuda bilgi almak isteyeniniz olursa benimle irtibat kurun.

DSİ içindeki yaşantımdan biraz daha bahsedeyim. 1959 yılında mühendis olarak çalışmaya başladım, 1961 yılında bir yıl boyunca ABD’nin DSİ muadili kuruluşunda, Breau of Reclalamation’da çalıştım, yeni bilgiler, deneyimler edindim. İlerleyen yıllarda Proje-İnşaat Başmühendisi, Bölge Müdür Yardımcısı görevlerinde bulundum. 1973-1994 arası da, DSİ tarihinin aynı makamda en uzun süre kalan Bölge Müdürü oldum. Bu oluş sürecim de örnek alınacak bir uygulama idi. Bölge Müdürümüz Selahattin Saygı istifa ederek ayrıldığında, liseden ve üniversiteden sınıf arkadaşım Yüksel İşleyen ve ben Bölge Müdür yardımcılarıydık, tayinimizi yapacak Bakan da Yüksel’in hanımının öz be öz dayısıydı. Ama Yüksel bu konuda kesinlikle bir girişimde bulunmadı, herkes Yüksel Bölge Müdürü olacak derken, Bakan benim Bölge Müdürlüğümü onayladı ve canım arkadaşım, Rahmetli Yüksel İşleyen Bölge Müdürlüğüm sürecinde yardımcım olarak, Başkan olduğumda da emekli olup DSİ’den ayrılıp danışmanım olarak hep yanımda oldu, benimle el ele çalıştı.

Gelelim yine Bursa ve Su konumuza. İçme suyu kaynaklarımız, Pınarbaşı 8,6milyon m3/yıl, Gökdere 590bin m3/yıl, Doğancı Barajı 80milyon m3/yıl, Nilüfer Barajı 60milyon m3/yıl, Yeraltı suyu 100milyon m3/yıl. Demirtaş Barajı 14milyon m3/yıl. Barajlardaki toplam suyun %79’u tarıma tahsisli, dünyada %70, ama tarımda kullanılan suyun %52’i tarlada bitkilere ulaşıyor, %48’i akıp gidiyor.

Şimdi de gelelim Bursa İçme Suyu projesine. DSİ 1960 yılında çıkarılan bir Bakanlar Kurulu Kararnamesiyle, nüfusu 100 binden fazla olan kentlerin içme/kullanma suyu projelerini yürütmekle görevlendirildi.

DSİ uzmanlarının uluslararası yöntemler kullanarak yaptığı nüfus etütlerine göre Bursa kent nüfusu 2000 yılında 1,050 milyon olacaktı ki bu aynen tuttu, 2030 nüfusu da 2,300 milyon olacaktı ama daha şimdiden 3,300 milyonu geçti. Her vesile ile vurguladığım gibi, bu sapmanın nedeni 2 yerine 17 OSB oluşumunun pompaladığı göç!

İlk olarak Doğancı Barajı ve arıtma tesisleri projesine 1975’te başladık, Doğancı Barajı ve dünya standartlarında yapılan Dobruca Arıtma tesisi bitirdik, arıtılmış suyu şehrin doğu ucuna kadar iletecek, 4 basınç bölgesine ayıran ana boru hatlarını da döşedik. O yıllarda Almanya’da çalışan bir sınıf arkadaşım bizim projeyi duymuş, bana telefon ederek Almanya’da çelik boruların içinin çimento alaşımlı bir madde ile püskürtülerek kaplandığını, anlattı ve gelip görmemi istedi. Gidip gördüm, malzeme üreticileriyle konuştum, dönüşümde bizim çelik boruları üreten Mannesman şirketi yetkililerine anlattım ve boruların iç kaplamasının aynı düzende yapılmasını sağladık ve boru ömrünü katlayarak uzattık. Bu kaplama düzeni bugün Türkiye’nin her noktasında kullanılıyor. Bazen tırlarla taşınan, dışı siyah, içi beyaz çelik borular görürsünüz, işte içerdeki beyaz kaplamayı Türkiye’ye ilk defa Bursa İçmesuyu sisteminde kullanarak, biz getirdik.

Özetle bugün evinizde, iş yerinizde, kurumlarınızda musluklarınızdan akan su, dünya sağlık örgütünün önerdiği, insan sağlığı için gerekli içeriğe sahiptir. O nedenle öneririm ki, sağlığınız için yararlı olan musluğunuzdaki sudur, onu için!

Son olarak sizlerden isteğim Musluğunuzdan Akan Suyu İsraf Etmeyin! Örneğin dişinizi fırçalarken, Japonya’da ilkokullarda çocuklara öğretildiği gibi, fırçanızı ıslatıp, musluğu kapatın, fırçalama bitince açıp ağzınızı çalkalayın, böylece her fırçalamada 1lt su tasarruf edin. Ellerinizi yıkarken de aynı yöntemi kullanın. Benzer tasarruf yöntemlerini kendiniz geliştirin. Unutmayın ki insanlık İklim Değişikliği Doğa Felaketiyle yüz yüze geliyor, o nedenle başta su olmak üzere doğal kaynaklarımızı, kirletmeden ve de tasarruflu olarak kullanma gereğini unutmayalım!!!