HIDIRCAN KAYA-BURAK TAŞ

​Bursa gayrimenkul sektöründe son dönem verileri, ertelenmiş talebin sınırlı da olsa sahaya yansımaya başladığını gösteriyor. Ancak sanayisi, istihdam gücü ve sürekli göç alan yapısıyla Türkiye ekonomisinin lokomotif kentlerinden biri olan Bursa'da, satış adetlerindeki artışa rağmen yatırım amaçlı alımların durma noktasına geldiği gözlemleniyor. Piyasadaki mevcut canlılık ağırlıklı olarak barınma ihtiyacını karşılamak isteyen rasyonel alıcılardan ve sermayesini korumak isteyen yatırımcılardan kaynaklanıyor. Artan inşaat maliyetleri ve primli sıfır konut fiyatları karşısında alıcıların erişilebilir fiyatlı ikinci el alternatiflere kayması, toplam satışların yaklaşık dörtte üçünün ikinci elde yoğunlaşmasını beraberinde getiriyor.

​Sektörün en büyük gündem maddesini ise yüksek konut kredisi faizleri, bankaların kredi kısıtlamaları ile sürekli tırmanan arsa, işçilik ve malzeme maliyetlerinden oluşan "üçlü baskı" oluşturuyor. Üretici tarafında proje başlangıç maliyetleri yükselirken, alıcı tarafında krediye erişim zorlukları satın alma gücünü kısıtlıyor. Bu durum arz-talep makasını daraltırken üreticileri kâr marjlarından fedakârlık etmeye itiyor. Yaşanan bu dönüşüm karşısında gayrimenkul geliştiricileri, yüzlerce konutluk dev etaplar yerine; daha hızlı tamamlanabilir, likiditesi yüksek, kentsel dönüşüm odaklı ve öz kaynak yapısı güçlü projelere yöneliyor.

Esnek ödeme ve güven ön planda

​Konut alıcısının önceliklerinde son yıllarda köklü bir değişim yaşanıyor. Geçmişte geniş metrekareler ve sosyal donatılar ön plandayken, bugün ilk sırada binanın güncel deprem yönetmeliklerine uygunluğu, mühendislik kalitesi ve firmanın güvenilirliği yer alıyor. Tüketiciler artık kullanılmayan geniş alanlar yerine; net-brüt farkı düşük, aidat ve işletme giderleri optimize edilmiş, fonksiyonel 2+1 ve kompakt 3+1 daire tiplerini tercih ediyor. Lokasyon önceliğinde ise Nilüfer gelişme aksı prim potansiyeliyle cazibesini korurken, kent merkezinde depreme dayanıklı kentsel dönüşüm projeleri öne çıkıyor.

​Banka kredilerinin yetersiz kaldığı bu süreçte satışı kapatan en kritik parametre esnek ödeme modelleri haline geldi. Peşinatı düşük tutan, inşaat süresince ara ödeme imkânı veren veya şirket içi senetli taksitlendirme sunan projeler pazarda büyük avantaj sağlıyor.

Sınırlı bir hareketlilik bekleniyor

​Önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler, faiz oranlarında kalıcı bir düşüş ya da ilk kez ev alacaklara yönelik özel bir finansman modeli gelmediği sürece piyasada dengeli ancak sınırlı bir hareketliliğin süreceği yönünde. Öte yandan, konut üretimindeki yavaşlamanın uzun süre devam etmesi halinde ilerleyen yıllarda arz yetersizliğinin daha da belirginleşeceği, bunun da fiyat ve kira bedellerinde yeni artış baskıları yaratabileceği öngörülüyor. Sektör temsilcileri, Merkez Bankası’nın faiz indirimine gitmesi durumunda ertelenmekte olan güçlü talebin ipotekli satışlar öncülüğünde piyasaya daha hızlı yansıyacağını tahmin ediyor.

Şeref Demir

İMSİAD Başkanı

Yatırım amaçlı konut alımları düşük

TÜİK’in açıkladığı son konut satış verilerinde görülen hareketliliği, uzun süredir ertelenen talebin kademeli olarak piyasaya yansıması şeklinde değerlendiriyoruz. Ancak sanayisi, üretim gücü ve göç alan yapısıyla Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olan Bursa’nın gerçek potansiyeli dikkate alındığında, mevcut satış rakamlarının henüz istenilen seviyeye ulaştığını söylemek mümkün değil. Sahada gözlemlediğimiz tablo oldukça net. Yatırım amaçlı konut alımları büyük ölçüde durmuş durumda. Satın almaların önemli bölümü barınma ihtiyacına yönelik gerçekleşiyor. Satışların ağırlığını ikinci el konutlar oluştururken, birinci el projelerde ise artan üretim maliyetlerinin satış fiyatlarına yansıması nedeniyle süreç daha yavaş ilerliyor.

Talep özellikle daha ulaşılabilir fiyatlı 1+1 ve kompakt 2+1 konutlarda yoğunlaşıyor. Bunun yanında deprem gerçeği, vatandaşlarımızın konut tercihlerini önemli ölçüde değiştirdi. Eski ve riskli yapılardan çıkarak güncel deprem yönetmeliklerine uygun, güvenli ve nitelikli yapılarda yaşamak isteyen ciddi bir talep bulunuyor. Ancak yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan zorluklar, bu talebin satışa dönüşmesini önemli ölçüde sınırlandırıyor.

Bugün sektörümüz adeta üçlü bir cenderenin içinde bulunuyor. Bir tarafta yüksek konut kredisi faizleri, diğer tarafta bankaların kredi kullandırma konusundaki çekingen yaklaşımı, buna ilave olarak da sürekli artan arsa, işçilik ve inşaat girdi maliyetleri üretimi ciddi anlamda zorlaştırıyor. Vatandaş krediye ulaşmakta güçlük çekiyor; kredi kullanabilenler ise yüksek geri ödeme yükü nedeniyle konut sahibi olmayı ertelemek zorunda kalıyor. Üretici açısından bakıldığında ise artan maliyetler yeni proje geliştirmeyi her geçen gün daha riskli hale getiriyor.

Biz İMSİAD ve İMSİFED olarak her platformda ifade ediyoruz; inşaat sektörü yalnızca konut üreten bir sektör değil, 250’den fazla alt sektörü besleyen ve ekonomiyi canlı tutan stratejik bir üretim alanıdır. Bu nedenle üyelerimiz bugün daha kontrollü hareket ediyor. Öz kaynakla ilerleyen, etap etap geliştirilen ve gerçek piyasa talebine uygun projeler ön plana çıkıyor.

Ancak burada önemli bir uyarıda bulunmak isterim. Konut üretimindeki yavaşlama uzun süre devam ederse, önümüzdeki yıllarda arz yetersizliği daha da belirgin hale gelecek; bunun doğal sonucu olarak hem konut fiyatlarında hem de kira bedellerinde yeni artışlarla karşı karşıya kalacağız. Dolayısıyla üretimin sürdürülebilirliği yalnızca sektörün değil, toplumun tamamının ortak meselesidir.

Bursa’da konut alıcısının öncelikleri son yıllarda önemli ölçüde değişti. Eskiden daha büyük metrekareler ve sosyal donatılar ön plandayken, bugün ilk sırada yapı güvenliği ve bütçeye uygunluk yer alıyor. Vatandaş artık daha fonksiyonel, aidat ve işletme giderleri düşük, verimli planlanmış 2+1 ve küçük 3+1 konutları tercih ediyor. Kullanılmayan geniş alanlar yerine yaşam kalitesini artıran, ekonomik ve kullanışlı projeler daha fazla ilgi görüyor.

Lokasyon elbette önemini koruyor. Ancak artık tek başına belirleyici unsur değil. Alıcıların ilk sorguladığı konu, binanın güncel deprem yönetmeliklerine uygun olup olmadığı ve projeyi geliştiren firmanın güvenilirliğidir. Yüklenici firmanın mali gücü, geçmiş projeleri, sektördeki itibarı ve teslim kabiliyeti satın alma kararında her zamankinden daha etkili hale gelmiştir. Vatandaş artık yalnızca bir daire satın almıyor; aynı zamanda güven satın alıyor. Diğer taraftan banka kredilerinin yetersiz kaldığı bu dönemde, alıcıların en çok önem verdiği konuların başında şirket bünyesinde sunulan taksitlendirme seçenekleri, takas imkânları ve esnek ödeme modelleri geliyor.

Yılın ikinci yarısında, faiz oranlarında belirgin bir gerileme ya da ilk kez ev sahibi olacak vatandaşları destekleyecek güçlü bir finansman modeli hayata geçirilmediği sürece piyasada dengeli ancak sınırlı hareketliliğin devam edeceğini öngörüyoruz. Bununla birlikte gayrimenkul, enflasyonist dönemlerde değerini koruyan en önemli yatırım araçlarından biri olmayı sürdürüyor. Bugünkü satış fiyatları, hızla yükselen üretim maliyetleri dikkate alındığında hâlâ önemli ölçüde baskılanmış durumda. Bu nedenle finansman imkânına sahip olan ve uzun vadeli düşünen vatandaşlarımız açısından mevcut dönem, pazarlık imkânlarının yüksek olduğu önemli bir fırsat sunmaktadır.

Barbaros Onulay

Bursa Çimento ve Bursa Beton Genel Müdürü

Satış adetlerindeki artış sevindirici

Bursa'da konut satışları geçen yılın aynı dönemine göre artış gösterdi. Elbette satış adetlerindeki artış sevindirici. Ancak sektörü sağlıklı analiz edebilmek için yalnızca toplam satış rakamlarına değil; ilk el–ikinci el dağılımına, finansman kaynaklarına ve talebin sürdürülebilirliğine de birlikte bakmak gerekiyor.

Bugün piyasadaki hareketliliğin önemli bir bölümü ikinci el konut satışlarından geliyor. Birinci el satışlarda ise finansman koşullarının etkisi hâlâ hissediliyor. Dolayısıyla mevcut veriler, güçlü bir talep patlamasından ziyade, ertelenmiş talebin kademeli olarak piyasaya dönmeye başladığını gösteriyor.

Bursa özelinde sanayi, ihracat ve istihdam gücü konut talebini destekleyen temel dinamikler olmaya devam ediyor. Özellikle Nilüfer, Osmangazi ve gelişim aksındaki bölgelerde; deprem yönetmeliğine uygun, ulaşım olanakları güçlü ve yaşam maliyetini optimize eden projelere ilginin daha yüksek olduğunu gözlemliyoruz.

Artık tüketici sadece bir konut satın almıyor; güvenli, sürdürülebilir ve uzun vadede değerini koruyacak bir yatırım yapıyor. Bu nedenle kaliteli yapı üretimi her zamankinden daha fazla önem kazanmış durumda.

Son iki yılda sektörün en belirleyici konusu finansman maliyetleri oldu. Bugün hem yatırımcı hem de konut alıcısı karar verirken krediye erişim koşullarını ve finansman maliyetlerini çok daha yakından takip ediyor. Bu durum doğal olarak yeni proje başlangıçlarında daha seçici bir yaklaşımı beraberinde getiriyor.

İnşaat maliyetlerinde artış devam etse de sektörün gündeminde finansmana erişim ve finansman koşulları da önemli bir yer tutuyor. Maliyetleri değerlendirirken yalnızca iç dinamiklere değil, küresel gelişmelere de bakmak gerekiyor. Son dönemde Orta Doğu'da yaşanan jeopolitik gelişmelerin enerji ve petrol fiyatları üzerindeki etkisi de maliyetleri etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Bununla birlikte sektörümüz, geçmişte olduğu gibi bu tür küresel dalgalanmaları yönetebilecek deneyime sahip. Önümüzdeki dönemde maliyetlerde sağlanacak istikrarın, finansman koşullarındaki iyileşmeyle birlikte sektöre ve konut piyasasına olumlu yansıyacağına inanıyoruz.

Bursa Beton olarak biz konut geliştiricisi değil, yapı sektörünün en önemli çözüm ortaklarından biriyiz. Bu nedenle yatırımlarımızı kısa vadeli piyasa dalgalanmalarına göre değil, sektörün uzun vadeli ihtiyaçlarına göre planlıyoruz. Üretim kapasitemizi, teknoloji yatırımlarımızı ve sürdürülebilir beton çözümlerimizi geliştirmeye devam ediyoruz.

Önümüzdeki dönemde özellikle kentsel dönüşüm, sanayi yatırımları ve kamu altyapı projelerinin sektörün ana lokomotifleri olacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla biz de bu alanlara yönelik hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Temkinli olmak elbette önemli ancak Türkiye'nin devam eden yapı ihtiyacı, uzun vadeli bakış açısını zorunlu kılıyor.

Son yıllarda konut alıcısının karar kriterleri önemli ölçüde değişti. Geçmişte metrekare ve fiyat ön plandayken bugün yapı güvenliği, kullanılan malzemenin kalitesi, enerji verimliliği, ulaşım olanakları ve sosyal yaşam gibi unsurlar çok daha belirleyici hale geldi.

Özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından yapı kalitesi konusunda farkındalık belirgin şekilde arttı. Hazır betonun standardı, mühendislik hizmeti ve kullanılan yapı malzemelerinin niteliği artık satın alma kararında daha fazla sorgulanıyor. Bu değişimi sektör adına son derece önemli buluyoruz.

Yılın ikinci yarısına ilişkin beklentimiz ise dengeli bir seyir yönünde. Finansman koşullarında anlamlı bir iyileşme olması durumunda ertelenmiş talebin daha güçlü şekilde devreye girmesi mümkün. Ancak burada belirleyici olan yalnızca konut kredi faiz oranı değil; krediye erişimin kolaylaşması ve tüketicinin geleceğe ilişkin güven duygusunun güçlenmesidir.

Bursa özelinde arz-talep dengesinin büyük ölçüde korunduğunu düşünüyoruz. Kentin sanayi üretimi, istihdam yapısı ve devam eden kentsel dönüşüm ihtiyacı, konut talebini desteklemeye devam edecektir. Bu nedenle kısa vadeli dalgalanmaların ötesinde, Bursa'nın yapı sektörü açısından güçlü potansiyelini koruduğuna inanıyoruz.

Sonuç olarak sektörün sürdürülebilir büyümesi; kaliteli üretim, güvenli yapılaşma ve doğru mühendislik uygulamalarından geçiyor. Bursa Beton olarak biz de bu anlayışla, yapı sektörünün güvenilir çözüm ortağı olmaya ve depreme dayanıklı kentlerin inşasına katkı sunmaya devam edeceğiz.

Yusuf Şehitoğlu

Şehitoğlu İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı

Gayrimenkulde fonksiyonel beklentiler artıyor

Konut satış rakamları Türkiye'de dönemsel değerlendirilmesi gereken veridir. Sene sonlarında artan satış rakam istatistikleri tapu devirlerinden ya da şirketler tarafında muhasebesel işlemlerden kaynaklanmaktadır. Geçtiğimiz sene 11 ayda 5 bin civarında satış rakamlarında olan Bursa konut satış rakamları aralık ayında 9 binli rakamlara ulaşmıştır. Tek başına veriye baktığımızda talep artmış diyebilirken altındaki tapu devirlerinin yapılması ile etken göz önüne aldığında aslında talebin artmadığını görebiliriz. Diğer taraftan verileri yorumlarken genel tabloyu incelemek gerekiyor. Konut piyasasında verileri doğru yorumlamak için hem senelik toplam verilere hem de geçmiş sene hareketlerine bakmak gerekir. 2025 temmuz ayı rakamlarına göre artış gözükmekte ancak geçmiş temmuz aynında da 5 binli rakamları geçmesi dolayısıyla Ocak-Haziran trendinin üzerine çıkmıştır. Diğer taraftan Türkiye ve Dünya'da altın piyasasında önemli bir sıçrama yaşanmıştır. 2026 yılı başlangıcından itibaren rakamları incelediğimizde altın piyasasındaki hareketliliğin etkisini görebiliyoruz. Genel anlamda piyasadaki hareketliliği altın tarafındaki kazancın realize edilmesiyle ilişkilendiriyorum. Tabi ki tek başına o noktaya bağlayamayız fakat önemli etkisi olduğuna inanıyorum.

Enflasyonu düşürme hedefiyle uygulanan talep yönlü parasal sıkılaşma stratejisinde bankacılık karşılık ve büyüme kısıtlarıyla ilerlemeyi seçiyorlar. Dolayısıyla kredi büyümesi tarafında ciddi anlamda etkiliyor. Gelir enflasyon dengesi geçmiş dönemde ciddi bozulma yaşadığı için 2026 dönemi dengeye gelmeye başladığı dönemdir diyebilirim. Fakat faiz oranlarının yüksekliği toplamda ödenecek borç tarafında psikolojik etki yaratmaktadır. Dolayısıyla bankacılık düzenlemeleri ve para politikası direk etkiliyor. Merkez Bankası verilerinde bankalarda yabancı para ve Türk Lirasi vadeli-vadesiz mevduat büyüklüğü yaklaşık 30 Trilyon TL civarındadır. Dolayısıyla ülkemizde aslında finansman tarafında önemli bir kaynağımız bulunmaktadır. Bu kaynağın ekonomiye dönebilmesinin en önemli faktörü de piyasaya duyulacak güven ile ilgilidir. Tüm bunların ışığında geçmiş dönemlere göre proje başlangıçları daha az olmakla birlikte hiç yok diyemeyiz. Neticede barınma ihtiyacı insanın en temel ihtiyacıdır. Yatırım tarafından da gayrimenkul yatırımı her zaman için enflasyonun üzerinde ve diğer yatırım araçlarının üzerinde kazanç sağlamıştır.

Dünyada tüketici tercihleri her alanda değişiklik gösteriyor. Gayrimenkul tarafında aile yapılarının değişmesi, yeni jenerasyonların beklentilerinin değişmesi, yaşam şekillerinin değişmesi gibi birçok etken ile gayrimenkulde tercihlerde değişmektedir. Pandemi sonrası tüketici yaşam alanlarında daha fazla vakit geçirmek istiyor. Bunun yanında misafir ağırlama kültürü de değişiklik gösteriyor. Yeni jenerasyonlarda sahip olma kültürü değişmekte, fonksiyonel beklentiler artmaktadır. Gayrimenkul yatırımları her zaman için toplumuzda güvenli liman olduğu için tercih unsuru devam edecektir. Ancak eskisi kadar hızlı bir döngü olmamakla birlikte profesyonel yatırım ve yaşam bakış açısıyla süregelecektir.

Murat Evke

Evke Yapı İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı

İkinci yarıda hareketlilik bekliyoruz

Haziran ayında Bursa'da yaklaşık 4 bin 231 konut satışı gerçekleşmesi ve yıllık bazda artış kaydedilmesi, sahadaki canlılığın rakamlara da yansıdığını ortaya koyuyor. Türkiye genelinde de konut satışları, ipotekli satışlar ve ilk el satışlarda artış dikkat çekiyor.

Ancak bu hareketliliği tek başına güçlü bir piyasa olarak değerlendirmek doğru olmaz. Talep daha çok gerçek ihtiyaçtan kaynaklanan alımlarda yoğunlaşıyor. Özellikle orta gelir grubuna hitap eden, ulaşım akslarına yakın, deprem yönetmeliğine uygun, enerji verimliliği yüksek ve ödeme planı esnek projeler daha fazla ilgi görüyor. Lüks segmentte ise alıcı daha seçici davranırken, yatırım amaçlı alımlarda geçmiş yıllara kıyasla daha temkinli bir yaklaşım söz konusu.

Sektörün en büyük gündem maddesi hâlâ finansman maliyetleri ve üretim maliyetleri. Her ne kadar ipotekli satışlarda ciddi bir artış görülse de bu artışın önemli ölçüde baz etkisi ve belirli kredi kampanyalarından kaynaklandığını düşünüyoruz. Kredili satışların artması olumlu bir sinyal olsa da mevcut faiz seviyeleri hem üretici hem de konut alıcısı açısından hâlâ yüksek bir maliyet oluşturuyor.

Diğer taraftan arsa maliyetleri, işçilik giderleri ve inşaat girdilerindeki artış yeni proje geliştirme süreçlerini zorlaştırıyor. Bu nedenle sektör genelinde yatırımlar tamamen durmuyor ancak daha seçici ilerliyor. Talebin güçlü olduğu bölgelerde, doğru fiyatlandırılmış ve finansal fizibilitesi sağlam projeler hayata geçirilmeye devam edecektir. Risk yönetiminin ön planda olduğu, daha kontrollü bir yatırım dönemi yaşayacağımız kanaatindeyim.

Artık konut alıcısı yalnızca metrekareye bakmıyor. Yaşam kalitesi, ulaşım kolaylığı, sosyal donatılar, otopark, yeşil alan, enerji verimliliği ve depreme dayanıklılık gibi kriterler karar sürecinde çok daha belirleyici hale geldi.

Fiyat elbette en önemli unsur olmaya devam ediyor ancak ödeme koşulları da en az fiyat kadar önem kazandı. Uzun vadeli ödeme seçenekleri, kişiye özel finansman modelleri ve üretici destekli kampanyalar satış kararını doğrudan etkiliyor. Özellikle ilk kez ev sahibi olacak kesim için erişilebilir finansman en kritik konu olmaya devam ediyor.

Yılın ikinci yarısında Bursa konut piyasasında dengeli ancak hareketli bir tablo bekliyoruz. Faizlerde aşağı yönlü kalıcı bir iyileşme sağlanması halinde hem ilk el satışların hem de yeni proje yatırımlarının ivme kazanacağını düşünüyoruz. Ancak mevcut finansman koşullarının devam etmesi halinde piyasa tamamen durmaz; daha çok ihtiyaç odaklı, seçici ve fiyat-fayda dengesinin ön plana çıktığı bir yapı korunacaktır.

Bursa, güçlü sanayi altyapısı, sürekli göç alan yapısı ve gelişen ulaşım projeleri sayesinde konut talebini koruyan şehirlerden biri olmaya devam ediyor. Bu nedenle orta ve uzun vadede konut sektörünün potansiyelini koruduğuna inanıyoruz. Burada önemli olan, sektörün sürdürülebilir büyümesini destekleyecek finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi ve üretim maliyetlerini dengeleyecek ekonomik ortamın oluşturulmasıdır.

Eyüp Ceylan

Ceylan Grup Yönetim Kurulu Başkanı

Maliyetler satın alma kararlarını etkiliyor

TÜİK verileri, konut satışlarında bir hareketlilik olduğunu ortaya koyuyor. Ancak sahadaki tabloya baktığımızda bu artışın henüz tüm segmentlere aynı ölçüde yansıdığını söylemek mümkün değil. Özellikle Bursa’da satış hareketliliği daha çok yatırım amaçlı tercih edilen 1+1 eşyalı dairelerde yoğunlaşıyor. Üniversite öğrencileri, beyaz yakalı çalışanlar ve kiralama potansiyeli yüksek bölgeler nedeniyle bu tip konutlara ilgi devam ediyor.

Buna karşın aile yaşamına yönelik daha büyük metrekareli konutlarda aynı seviyede bir hareketlilik olduğunu söyleyemeyiz. Yüksek kredi maliyetleri ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar nedeniyle birçok alıcı satın alma kararını ertelemeyi tercih ediyor. Dolayısıyla TÜİK verilerindeki artışın sahaya güçlü bir canlılık olarak yansıdığını ifade etmek şu aşamada doğru olmaz.

Önümüzdeki dönemde finansman koşullarının iyileşmesi halinde talebin yalnızca yatırım amaçlı küçük dairelerde değil, aile tipi konutlarda da daha belirgin şekilde artacağını düşünüyoruz.

Yüksek faiz oranları ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar hem üreticiyi hem de konut alıcısını etkiliyor. Özellikle krediye ulaşımın maliyetli olması, ipotekli satışların potansiyelini sınırlayan en önemli unsurlardan biri. Bunun yanında inşaat maliyetlerinde son yıllarda yaşanan artış da yeni proje geliştirme süreçlerinde çok daha dikkatli planlama yapılmasını gerektiriyor.

Ancak konut ihtiyacı ertelenebilecek bir ihtiyaç değildir. Bu nedenle biz, Ceylan Grup olarak uzun vadeli bakış açımızı koruyor, doğru fizibiliteyle hazırlanan, bulunduğu bölgeye değer katacak projeleri hayata geçirmeye devam ediyoruz. Elbette bugünün şartlarında daha seçici, daha planlı ve daha kontrollü hareket etmek gerekiyor. Kaliteden ödün vermeden, sürdürülebilir projeler üretmeye odaklanıyoruz.

Konut alıcısının beklentileri artık çok daha bilinçli hale geldi. Sadece metrekareye değil; depreme dayanıklı yapı kalitesine, mimariye, enerji verimliliğine, sosyal yaşam alanlarına, otopark ve güvenlik gibi unsurlara da büyük önem veriliyor. Lokasyon hâlâ en belirleyici kriterlerden biri olmayı sürdürürken, ulaşım akslarına yakınlık ve yaşamı kolaylaştıran çevresel olanaklar tercihleri doğrudan etkiliyor.

Ödeme koşulları ise satın alma kararında her zamankinden daha önemli hale geldi. Esnek ödeme modelleri ve üretici tarafından sunulan finansman çözümleri, alıcı açısından ciddi avantaj sağlıyor.

Yılın ikinci yarısında Bursa konut piyasasında hareketliliğin devam edeceğini düşünüyorum. Faizlerde yaşanabilecek olası iyileşmeler, ipotekli satışları daha da artırabilir. Bununla birlikte arzın kontrollü ilerlemesi ve üretim maliyetlerinin yüksek seyretmesi nedeniyle nitelikli konutların değerini koruyacağı kanaatindeyim. Bursa, gelişen ulaşım yatırımları, güçlü sanayisi ve yaşam kalitesiyle hem oturum hem de yatırım amacıyla tercih edilen şehirlerden biri olmayı sürdürecektir. Bu nedenle sektörün orta ve uzun vadede güçlü potansiyelini koruduğuna inanıyorum.

Ahmet Akın

Zeka Mimarlık Yönetim Kurulu Başkanı

Kontrollü yatırım anlayışı hâkim olacak

Bursa’da konut piyasası yeniden hareketleniyor. Sahada da bunu net şekilde hissediyoruz. Özellikle uzun süredir alım kararını erteleyen yatırımcıların ve oturum amaçlı alıcıların yeniden piyasaya dönmeye başladığını gözlemliyoruz. Talep ağırlıklı olarak ulaşılabilir fiyatlı, aile yaşamına uygun, merkezi ulaşım akslarına yakın ve kaliteli projelerde yoğunlaşıyor. Artık sadece fiyat değil; güvenilir müteahhit, sağlam yapı kalitesi, sosyal donatılar ve projenin uzun vadeli değer kazanma potansiyeli de alıcıların kararında belirleyici oluyor.

Yüksek faiz oranları ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar hem üretici hem de alıcı tarafını doğrudan etkiliyor. Bunun yanında inşaat maliyetleri hâlâ yüksek seviyelerde seyrediyor. Bu nedenle sektörün eskisi kadar kolay proje geliştirebildiğini söylemek mümkün değil. Biz ise kısa vadeli dalgalanmalardan ziyade uzun vadeli bakış açısıyla hareket ediyoruz. Doğru lokasyonda, doğru maliyet hesabıyla ve gerçek piyasa ihtiyacına cevap veren projelere yatırım yapmaya devam edeceğiz. Ancak geçmiş dönemlere göre daha seçici ve daha kontrollü bir yatırım anlayışının tüm sektörde hâkim olacağını düşünüyorum.

Bugünün alıcısı geçmişe göre çok daha bilinçli hareket ediyor. Yalnızca metrekareye veya fiyata bakmıyor; ulaşım kolaylığı, depreme dayanıklılık, enerji verimliliği, yaşam kalitesi ve yatırım potansiyelini birlikte değerlendiriyor. Esnek ödeme seçenekleri de satın alma kararını önemli ölçüde etkiliyor. Bursa, sanayisi, istihdam gücü ve sürekli göç alan yapısıyla konut talebini canlı tutan şehirlerden biri olmaya devam ediyor. Yılın ikinci yarısında, ekonomik koşullarda ilave bir olumsuzluk yaşanmadığı takdirde, özellikle nitelikli projelerde satışların istikrarlı şekilde devam edeceğini düşünüyorum. Konut ihtiyacının sürdüğü bir ortamda, kaliteli üretim yapan ve güven veren firmaların her zaman avantajlı olacağına inanıyorum.

Son olarak gayrimenkul, kısa vadeli al-sat aracı değil; doğru seçildiğinde ailelerin yaşamını güvence altına alan ve uzun vadede değer üreten stratejik bir yatırımdır.

Macid İlker

Kıvam Grup İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı

Finansmana erişim sektörü olumsuz etkiliyor

Sahada özellikle ikinci el konutlarda ve oturma amaçlı orta gelir grubuna hitap eden projelerde daha yoğun bir ilgi gözlemliyoruz. Bunun yanında deprem güvenliği yüksek, ulaşım akslarına yakın ve sosyal donatıları güçlü yeni konut projeleri de alıcıların öncelikli tercihleri arasında yer alıyor. Yüksek kredi faizleri ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar hem üreticiyi hem de konut alıcısını zorlamaya devam ederken, artan inşaat maliyetleri yeni proje geliştirme süreçlerinde daha dikkatli hareket etmeyi gerektiriyor. Buna rağmen Bursa'nın güçlü nüfus artışı ve devam eden konut ihtiyacı nedeniyle doğru lokasyonlarda ve doğru fiyat politikasıyla geliştirilen projelere yatırım yapmayı sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde kontrollü ancak nitelikli projelerle üretime devam eden, maliyet ve talep dengesini gözeten bir yaklaşımın sektörde ağırlık kazanacağını düşünüyoruz.

Artık konut alıcısı yalnızca fiyat odaklı değil, depreme dayanıklılık, enerji verimliliği, ulaşım kolaylığı ve esnek ödeme seçeneklerini birlikte değerlendirerek karar veriyor. Geniş metrekare yerine fonksiyonel yaşam alanları, merkezi lokasyonlar ve bütçeyi zorlamayan ödeme planları daha fazla önem kazanmış durumda. Yılın ikinci yarısında faizlerde yaşanabilecek olası iyileşmelerin de etkisiyle Bursa'da konut talebinin kademeli olarak artacağını, özellikle markalı ve güven veren projelerde satış ivmesinin güçleneceğini öngörüyoruz.

Bayram Toktaş

BT Grup Yapı İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı

Yatırımdan vazgeçen anlayışta değiliz

Bursa’da son aylarda konut satışlarında gözle görülür bir hareketlilik var. Ancak bu hareketliliği sadece “piyasa canlandı” şeklinde yorumlamak doğru olmaz. İnsanlar uzun süredir bekledikleri alım kararlarını artık yavaş yavaş hayata geçiriyor.

Özellikle oturum amaçlı alınan, ulaşımı kolay, sosyal donatıları bulunan ve fiyatı ulaşılabilir seviyedeki 2+1 ve 3+1 dairelere talep daha yüksek. Lüks segmentte ise hareket var ancak daha seçici bir alıcı profili görüyoruz. Yatırımcılar artık sadece prim beklentisiyle değil, kira getirisi ve bulunduğu bölgenin geleceğini de dikkate alarak karar veriyor. Bursa gelişmeye devam eden bir şehir. Sanayi, göç ve nüfus artışı konut ihtiyacını canlı tutuyor. Bu nedenle doğru lokasyonda geliştirilen kaliteli projeler her dönem alıcısını bulmaya devam ediyor.

Bugün sektörün en büyük problemi talep eksikliği değil, finansmana erişimdir. Faiz oranlarının yüksek olması hem konut almak isteyen vatandaşı hem de üretici firmaları zorlayan en önemli unsur haline geldi. Bunun yanında inşaat maliyetleri son yıllarda ciddi şekilde yükseldi. Arsa, işçilik ve malzeme maliyetleri artmaya devam ediyor. Bu da yeni proje geliştirirken çok daha detaylı hesap yapmayı zorunlu hale getiriyor. Biz yatırım yapmaktan vazgeçen bir anlayışta değiliz. Ancak artık her projeye aynı gözle bakmak mümkün değil. Doğru lokasyon, doğru maliyet hesabı ve gerçekçi satış planı olmayan projelerin başarılı olması giderek zorlaşıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde yatırım yapmaya devam edeceğiz fakat daha planlı, daha kontrollü ve piyasa dinamiklerini dikkate alan bir süreç izleyeceğiz.

Eskiden alıcılar daha çok metrekareye odaklanırken bugün yaşam kalitesini ön plana çıkarıyor. Depreme dayanıklılık, ulaşım kolaylığı, otopark, yeşil alan, enerji verimliliği ve sosyal yaşam alanları artık karar sürecinde çok daha belirleyici hale geldi. Fiyat elbette hâlâ en önemli kriterlerden biri. Ancak ödeme koşulları da en az fiyat kadar önem taşıyor. Uygun vade seçenekleri sunabilen projeler alıcı açısından daha cazip hale geliyor. İnsanlar artık bütçelerini zorlayacak riskler almak yerine ödeme planını uzun vadede yönetebilecekleri projeleri tercih ediyor.

Yılın ikinci yarısında Bursa’da konut piyasasının tamamen duracağını düşünmüyorum. Aksine doğru fiyatlanan ve kaliteli projelerde satışların devam edeceğine inanıyorum. Faizlerde yaşanabilecek olası iyileşmeler piyasaya ilave bir hareket kazandıracaktır. Bursa üretmeye, büyümeye ve göç almaya devam eden güçlü şehirlerden biri. Bu nedenle orta ve uzun vadede konut ihtiyacının süreceğini ve sektörün sağlam temeller üzerinde ilerlemeye devam edeceğini düşünüyorum.

Kenan Taşköprü

Ekip İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı

Doğru planlanmış projeler alıcı bulur

Konut sektöründe son dönemde satış rakamlarında bir hareketlilik görülse de bunun kalıcı bir canlanmaya dönüştüğünü söylemek için henüz erken. Özellikle sıfır konut üreticileri açısından artan arsa, işçilik ve inşaat maliyetleri fiyatlar üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Finansmana erişimin hâlâ zor olması da hem üreticiyi hem de konut alıcısını temkinli davranmaya yönlendiriyor. Bursa gibi sürekli göç alan ve nüfusu artan bir şehirde konuta olan ihtiyaç devam ediyor. Ancak bu ihtiyacın karşılanabilmesi için üretim maliyetlerini dengeleyecek ve konut kredilerine erişimi kolaylaştıracak adımların atılması gerekiyor. Önümüzdeki dönemde faizlerde yaşanabilecek olası iyileşmelerin sektöre olumlu yansıyacağını düşünüyoruz. Doğru planlanmış, ulaşılabilir fiyatlı ve nitelikli konut projeleri her zaman alıcı bulacaktır.