Oldukça uzun bir süredir Bursa’nın ovada kurulu mahallelerine kar yağmamıştı. Bu yıl ise 2026 yılını kar ile karşıladık. Ve Ocak başından bugüne birkaç kez yokladı. Çok kalıcı olmasa da sabahın erken saatlerinde, henüz şehir yeni uyanırken çevreyi alabildiğince bembeyaz görmek kısmet oldu.

Hani, bir bilimsel tarafı olmasa da nasıl başlarsan öyle gider derler ya, bu sene de geç gelen soğuk havalar geç giderse, doğal gaz zamları can yakacak. Tam hangi yıllardı hatırlayamıyorum ama sanıyorum 20 yıldan fazla bir süre önce bir ilkbahar günü 19 ve 20 Mayıs günleri Kuşaklıda telesiyej çalışmış, kayak yapmıştık. O zamanlar ikamet ettiğimiz çekirgede, dağ eteklerinde kış bir başka güzeldi. Bir daha asla o yaşları yaşayamayacak olmak hüzün veriyor ama her yaşın farklı güzelliklerle dolu olması yaşam sevincini güçlendiren bir teselli.

Bursalılar şahittir. Son yıllar hariç “barajlarda su kalmadı, bir aylık suyumuz var” cinsinden haberleri duymazdık. Kar, Uludağ eteklerinde gösterirdi kendini. Genelde İnkayadan yukarı hissetmeye başlar Yiğitaliden yukarıya beyazlar içinde yol alırdınız. Uludağ yolu her zaman yaşama zevki doldurmuştur insanın içini.

Artık Dünya genelinde ısınan havalar nedeniyle mi, Bursa özelinde Ovaakça termik santralinin hava sıcaklıklarını birkaç derece arttırması nedeniyle mi, özellikle Nilüfer gibi alçakta kalan semtlerde, kar yağışını gerçekten özlemişiz. Pek çok insan, sıcak kaloriferin sobanın yada ocağın yakınında, pencereden bakıp çayını yudumlarken, tam lapa lapa denecek kadar olmasada yağan karı seyretmeyi çok sever. Çocuklar için ise bambaşka bir coşkudur kar. 1 Ocak sabahı, büyük ihtimal anne babaların verdiği müjde ile pencerelere fırlayan çocuklar, kahvaltıyı zor beklemiş olacaklar ki, sokak bir anda kar topu oynayan, kardan adam yapmaya çalışan küçük insanlarla doldu. Nadiren bir yolculuk yapmadan buldukları karla, doyasıya eğlenme yarışına girdiler. Kendi çocukluğum aklıma geldikçe güldüm. Meyilli bir arazinin üst taraflarında otururduk. Ve büyüklerimizle birlikte merdivenle aşağılara doğru kayardık. Pek çoğumuzda naylon torbalar üstünde yuvarlana yuvarlana karla kucaklaşır, sanırım pek çok sorunları olsa dahi büyük insanlar felekten bir gün çalar, eğlencenin doruğuna ulaşmaya çalışırlardı.

Güzeldir kar. Bembeyaz yağar ve çevredeki bütün çirkinlikleri örter. Her yerde yaşanmış ne kadar kirlilik, pislik varsa örter, yaşama sevgisini yeniler, mutluluk verir. Ancak kısa sürer. Çok kısa. Sonra ne varsa çevrede insanı utandırması gereken, hepsi çarpar gözünüze. Ama ne anlam ifade eder, neyi değiştirir meçhul. En azından hatırlatır çoğuna, gerçekte ne olduğunu. Keşkelerle doldurur gönülleri bazen. Bu bile kazanım sayılır. Bedava terapi bir açıdan.

Elbette, başka bir yüzü de var bu bembeyaz, pamuk gibi güzelliğin. Soğuk kış günlerinde, ısınabilme imkanları olmayan, sıcak bir çaydan dahi mahrum kalan insanlarımız. Gelirleri açlık sınırlarının bile çok altında kalan, barınma sorunları olan, gelen zamlarla umutları sürekli azalan, çok çeşitli dertlerle boğuşan, yardıma muhtaç insanlarımız. Onlar kar yağışına bakarken çok farklı duygular yaşıyorlar. Biz tüm insanlığa ama önce Türk milletine yağan kardan sevinç duyacağı, geleceğe umutla bakacağı günler dileyelim.