AYDIN DAĞTEKİN

Mobilya denilince akla ilk gelen üretim yerlerinden biri, Bursa’nın İnegöl ilçesi. Mobilyanın yanı sıra otomotiv yan sanayi, tekstil ve metal sektörlerinin de geliştiği, dış ticaret fazlası veren şehir, yeni bir organize sanayi bölgesine (OSB) ihtiyaç duyuyor. İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası (İTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Uğurdağ ile İnegöl’de ekonominin durumunu, mobilya başta olmak üzere sektörlerin hedeflerini ve sorunlarını konuştuk. Uğurdağ, mevcut üç OSB’nin artık sanayiciye yetmediğini dile getirdi ve ilçede dördüncü OSB kurulması gerektiğini kaydetti.

*İnegöl ekonomisinde son durum nedir, biraz bahseder misiniz?

Ekonomide pandemi öncesi ve sonrası ayrımını ortaya koymak gerekiyor. Çünkü, pandemiyle birlikte özellikle hammadde tedariğinde dünyada çok sıkıntılar yaşandı. Pandeminin ekonomiye yapmış olduğu negatif ya da pozitif etkilerden dolayı ekonomimizde biraz farklı göstergelerle karşı karşıya kaldık. Pandemi döneminde genel itibariyle dünyanın birçok sektöründe üretim merkezi olan Çin’in negatif yönde etkilenmesi, aslında kısmen bizim ülkemize belli sektörlerde pozitif yönde yansıdı. Bunların başında mobilya ve tekstil geliyor. Ve pandemi sürecini biraz daha pozitif yönde atlatan sektörlerimiz var.

Pandemi geçtikten sonra tabi ülkemizde ve dünyada pandeminin etkisiyle birlikte bir ekonomik çalkantı, sıkıntı ve akabinde Rusya – Ukrayna savaşı. Bununla birlikte yakın coğrafyamızda yıllardır devam eden siyasi ve ekonomik sıkıntılar, aslında ekonomimizi etkileyen temel sıkıntılar. Bir de son zamanlarda Gazze- İsrail meselesi, Irak, İran, Suriye ve Kuzey Afrika’da sirayet eden noktası var bu işlerin. Ekonomimiz bu nedenle 2-3 senedir bir sıkıntı içerisinde.

Tabi bu bağlamda etkilenen, üretim yapan firmalarımız var. Tekstil sektörü en çok etkilenen sektörlerin başında geliyor. Biz İnegöl olarak mobilya şehriyiz. Türkiye’de bu alanda üretim ve ihracat merkeziyiz. Mobilyada çok ciddi düşüşler yaşamadık. Rakamlarımız yükseliyor, ama adetsel bazda değerlendirdiğimizde çok ciddi bir yükseliş de yok. Fiyat ve döviz artmasından dolayı ciro artışı gözüküyor sadece.

İç piyasada tıkanma var

İç piyasada da bir tıkanmayla baş başayız. Nakitte sıkılaşma, kredilerde olumsuz durum var. Kredi kartı taksit ve limitlerinde de sıkıntı var. Enflasyonu düşürmek adına, üretimi, ihracatı artırmak adına alınabilecek doğru tedbirlerin arkasındayız. Bu tedbirlerin biz iş dünyası olarak her zaman arkasında olduk, olmaya devam edeceğiz. Bunu net ifade ediyoruz. Ülkemiz ekonomik anlamda check-up yapmalı ki, ki yapıldı, doğru programların, adımların her zaman arkasında olacağız. İç piyasadaki sıkışıklık bize göre devam edecek. Ancak bazı sektörlerdeki daralma, diğerlerine göre daha az. Gıda, hazır giyim, kafeteryalar… Bunların cirolarında azalma gözükmüyor. Ama bu firmaların da maliyet ve gider artışlarından dolayı sıkıntılar var.

Genel anlamda bakıldığında tekstil İnegöl’de negatife düşmüş durumda. Mobilya, otomotiv yan sanayi ve metal ise cirolarını dolar bazında artırıyorlar. Piyasalarda genel anlamda hem psikolojik, hem de ekonomik akış yönünden sıkıntılar var. İç piyasada daralma sözkonusu. Özellikle mobilya sektöründe, fiyat artışlarından kaynaklı tüketim düşmüş vaziyette. Bu genel bir sorun, İnegöl’e has bir durum değil. İnşallah bakanlığımızın aldığı kararlarla 2025 yılından itibaren toparlanma sürecine gireriz. Kredilerin açılması, enflasyonun düşmesi… Kısa vadede olmasa da kademe kademe açılır.

İhracatta yeni rotalar; ABD, Avrupa ve Afrika

*İnegöl, dış ticaret fazlası veren örnek bir ilçe. İhracat ve ithalatta son rakamlar ve hedefler nedir?

2023 yılında genel seçim yaşadık. Seçim yılları her zaman sıkıntılıdır. Bölgedeki sıkıntılardan da dolayı, olumsuz geçirdik 2023’ü. Bizim İnegöl olarak ihracatımız 2023 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 5 arttı. 1 milyar 483 milyon dolar ihracat yaptık ilçe olarak. Bu çok önemli bir rakamdır. İnegöl’ün başarısıdır bu. İthalatımız ise yüzde 20 oranında düştü. Demek ki firmalarımız yerli üretime yönelmiş. Dış ticaret hacmimiz 1 milyar 793 milyon dolar. Bu da Türkiye’de önemli. Dış ticaret fazlamız 1 milyar 173 milyon dolar. Bu anlamda Türkiye 8’incisiyiz, bu çok önemli.

Diğer bir konu, ihracat yapan firma sayımız her sene artıyor. Küçük- büyük ihracatçı firma sayımız 1448. Geçen yıl bu kadar firma İnegöl’de ihracat yapmış. Yüzde 56’sı mobilyacı. 2022’ye göre yüzde 32’lik bir artış var. 2022’de 1102 firma ihracat yapmıştı İnegöl’de. Üreticilerimiz son yıllarda hep ihracat odaklı yatırımlar yaptılar. İç piyasayı ötelemiyoruz tabi ki. Girdi sağlamamız lazım ihracatla. Sadece iç piyasaya üretim yapmak da mantıklı değil. İhracat ve iç piyasayı dengelememiz lazım.

Tabana yayılmış bir sanayi var İnegöl’de. Belli markaların arkasında toplanan değil. Bu bizim için önemli. İnegöl Türkiye için de önemli. Öbür türlü tekelleşme de olurdu.

İhracatta sabit pazarlar dışında yeni yerlere de ihracat yapmamız önemli. ABD başta olmak üzere Amerika kıtası, Afrika kıtası… Ortadoğu zaten birinci ihracat bölgemiz. Bunun yanında Asya ülkelerinde de ticari faaliyetlerde bulunuyoruz. Özbekistan ciddi bir gelişme gösteriyor, Türki Cumhuriyetler öyle. Avrupa ile de ihracatımızı artırmak istiyoruz. İhracat bölgelerini ve ülkelerini ne kadar çeşitlendirirken, ihracatımızın da o kadar artacağı ve daha katma değerli olacağı kanaatindeyiz.

İhracatta birinci önceliğimiz, hakim olduğumuz yakın coğrafyayı kaybetmemek. Oradaki ihracatı da katma değerli hale getirip, rakamlarını artırmak. İkinci hedefimiz, bu pazarların dışında, Amerika, Avrupa’ya ihracatı artırmak. Bu şekilde özellikle mobilya sektörünü tanıtmamız gerekiyor buralara. ABD deyip geçmeyin, dünyanın en büyük tüketicisi. Kesinlikle ürünlerimizi bu pazara sokmamız gerekiyor. Şubat sonunda biz ABD Miami’de ilk fuarımızı gerçekleştirdik İnegöl mobilyası olarak. Bu organizasyonların devamını getirmek istiyoruz. Afrika kıtası önemli. Önümüzdeki 10 yıl içinde ciddi bir tüketim bölgesi olacak, es geçmiyoruz burayı. Bu iki kıtada ihracatımızı artırırsak, ciddi bir sıçrama yaparız. Avrupa Birliği ülkeleri de bizim kalitemizi, standartlarımızı yukarı çıkaracak. Bu üç bölge tasarım ve kalite açısından, ihracatın artırılması için çok önemli.

Kalifiye eleman ihtiyacımız üst seviyede

*İnegöl’de işsizlik var mı? İstihdam ne durumda?

İnegöl’de uzun yıllardır negatif işsizlik var. Özellikle kalifiye ve işine sadık eleman ihtiyacımız üst seviyede. Standart eleman ihtiyacımız da var. Yani İnegöl’de işsizlik diye bir şey yok, sadece çalışmak istemeyen insanlar var. Çalışmanın zor geldiği insanlar var. Yoksa ben çalışmak istiyorum diyen her birey, İnegöl’de iş bulabilir.

Yeni teknoloji ve sistemle beraber özellikle mobilya sektöründe çırak-kalfa-usta ilişkisinin ortadan kalkmasından dolayı artık kalifiye eleman yetişmiyor. Bunu meslek okullarıyla karşılamak durumundayız. Ancak okullardan gelen eleman da yetmiyor, eskiden yetiyordu. Biraz da yeni neslin bakış açısıyla ilgili bir durum bu. Bu anlamda vakfımız da var. Destek veriyor sektöre. Mobilya tematik lisemiz var, sadece İnegöl’de. Diğer sektörlerin de mesleki eğitimlerine katkı sağlıyoruz. Tabi yeni nesil hayata da, iş dünyasına da çok farklı bakıyor. Bu noktada biraz daha sıkıntı yaşayacağız.

İnegöl genç bir sanayi aslında. Mobilya olarak baktığımızda kültür ve birikim olarak 100 yıllık bir geçmişe sahibiz. Ama tekstil, otomotiv yan sanayi ve metalde yeni yeni büyüyoruz. İnegöl özellikle 1980-90’larda büyümeye ve gelişmeye başlıyor. Aslında 30-35 senelik maziyle karşı karşıyayız ki, bu da iş dünyasında çok kısa bir zamandır aslında.

Profesyonel arkadaşlar, patronlara yol göstermeli

*Markalaşma, verimlilik, inovasyon, e-ticaret, dijitalleşme v.s konularında İnegöl iş dünyası yeterli gelişimi gösterebildi mi? Hangi noktadasınız şu an?

Tabi şehrimizde birinci organize sanayi bölgemiz kuruluyor, ki en önemli sanayi yatırımıdır bizim için. Sanayi kültürü geldi İnegöl’e. OSB ile birlikte küçük çaplı üreticiler, atölyeler büyümeye başladılar. Bu büyüme süreci, kısa zamanda olmuyor. Şimdi firmalarımızın hem sayısı artıyor, hem de ihracatları artıyor. Artık sektör dinamik bir hal alıyor, artık bu saatten sonra markaları çıkarması gerekiyor. Özellikle mobilya sektöründe. Bu noktada geride değiliz. Çilek, Saloni gibi önemli markalara sahibiz. Bu markaların daha da büyüyerek, bilinirliliğinin, cirolarının artması gerekir. İnşallah bu noktada firmalarımız yatırımlarını gerçekleştiriyorlar. Benim kanaatim, önümüzdeki kısa bir dönemde İnegöl’ümüzde hatırı sayılır 7-8 markaya ulaşabiliriz.

İnovasyona gelince… Herkes kendini yenileyecek, yenilemeyen yok olur zaten. Tasarım, üretim, teknoloji anlamında firmalarımız kendini yenileyecek. Artık dijital dünyadayız. Bunu inkar edemeyiz. Yaşımız kaç olursa olsun, bu dünyaya, e-ticarete ayak uydurmak zorundayız. Profesyonel e-ticaret yapan firmalarımız, markalarımız da ortaya çıkmaya başladı. Hepsini doğru orantılı bir şekilde yürütmemiz lazım.

Sektörümüzde üretim, pazarlama alanında çalışan insanlarımızın daha profesyonel olması noktasında yatırımlar yapmamız, adımlar atmamız gerekiyor. Mobilya sektöründe ağaç işleri, orman endüstri mühendisleri, tasarımla ilgili eğitim almış iç mimarlar gibi daha profesyonel, üniversite mezunlarımızı sistemin içerisine sokmak zorundayız. Çünkü sektör kendi iç bünyesinde büyüyor, ancak vizyon açısından kısır kalıyor. Bu vizyonu da geliştirecek profesyonel arkadaşlara ihtiyacımız var. Bu arkadaşlarımızın biraz daha üretimin içine girip patronlara, bizlere biraz daha yol göstermeleri, vizyon açmaları gerekiyor.

OSB’nin yanı sıra, küçük sanayi alanları da gerekli

*İnegöl’de yatırım yapmak isteyen sanayici, şu anda rahatlıkla yer bulabiliyor mu? Arsa ve yeni OSB ihtiyacı var mı?

İnegöl’ümüzde üç tane organize sanayi bölgemiz (OSB) mevcut. Birinci OSB’miz tam kapasite çalışıyor. Yeni OSB’miz var. Orası da çalışıyor. Mobilya İhtisas OSB’miz, Türkiye’de mobilya alanında ilk ihtisas OSB’dir.  Çok ciddi arsa talebi var ama pandemi ve ekonomik sebeplerden dolayı, sanayicimiz biraz daha tedirgin yatırım yapma konusunda. Ama yine de sanayi alanında eksikliğimiz var. Şu anda sadece mobilya ihtisas OSB’de yer temin edebiliyoruz, orada da yerimiz şu anda yok. Alternatifli bir alanımız yok, hemen oluşturulması gerekiyor. Yeni OSB’den bahsediyorum. KOBİ OSB olabilir, karma OSB olabilir. Bu ivedilikle de lazım.

Bir de İnegöl’ün en büyük ihtiyaçlarından biri, bu OSB’leri destekleyecek küçük sanayi alanlarına ihtiyacımız var. Biz hala İnegöl’ümüzde 40-50 yıl önce oluşturulan küçük sanayi sitelerinde üretim yapmaya çalışıyoruz. Bunların modernize edilmesi, metrekarelerinin büyümesi lazım. İnegöl’de yeni bir küçük sanayi alanının oluşturulması gerekiyor. Bunun için yer gösterilmesi gerekiyor. Biz sanayiciler olarak hemen üzerinde yatırımımızı gerçekleştirebiliriz. Bu potansiyelimiz var. Yerel yönetimlerle, genel siyasetçilerle, milletvekillerimizle bunları değerlendiriyoruz. Öncelikli olarak İnegöl’de alternatifli bir OSB bölgesine ihtiyacımız var, ivedi bir şekilde küçük sanayi sitesine ihtiyacımız var. Lojistik merkezlerinin oluşturulması gerekiyor, burası bir ihracat merkezi. Binlerce TIR var, bu TIR’larımızın otoparkı yok. OSB’lerdeki caddelerde veya diğer alanlarda park ediyorlar. Bunların planlaması yapıldı. Biz sadece yerel yönetimlerimizden yer gösterilmesini ve tahsisiyle ilgili destek bekliyoruz. Üst yapısını biz zaten sanayiciler olarak gerçekleştireceğiz.

Konkordato ve iflaslar abartılıyor

*Ekonomideki sıkıntılara paralel olarak özellikle tekstil ve mobilya sektörlerinde konkordato ve iflas haberleri geliyor. İnegöl olarak bu anlamda ne durumdasınız?

BTÜ özel sektör için ‘Sorun Çözme Pazarı’ kurdu BTÜ özel sektör için ‘Sorun Çözme Pazarı’ kurdu

Aslında dedikodu ve negatif algı noktasında sıkıntılı bir süreçteyiz. Ben bunun açıklamasını geçen günlerde yaptım. Özellikle son 1 senedir böyle bir negatif algıyla karşı karşıya İnegöl. Mobilya sektöründe konkordato ve iflaslarla alakalı çok sıkıntımız yok, net bir şekilde ifade ediyorum. Son beş yılda 53 firmamız konkordatoya başvurmuş, bu süre içinde 6 firma da iflas etmiş. 14 bin işletmenin olduğu bir sanayi şehrinde, son 5 yılda 6 firma iflasa başvurmuş. Çok abartılacak bir rakam değil. Ha, bunun yanında şu var; Pandemiydi, bundan kaynaklanan sebeplerden dolayı, bazı ürünlerde ciddi yükselişler ve çalkantılarla karşı karşıya kaldı piyasa. Bu arada bazı arkadaşlarımız yanlış atılımlar, alışlar ve satışlar yaparak kendilerine sıkıntıya düşürdüler. Sıkıntılarımız var mı var, ama abartılacak bir şey de yok.

Ben ümitliyim. İnegöl çok genç ve dinamik bir ekonomi. Genç girişimcilerimiz çok fazla. Türkiye ortalamasının altında bir yaş ortalamamız var, özellikle sanayici alanında. İnegöl’ümüzde 30-35 yaşlarında birçok sanayicimiz var. Bu arkadaşlarımız sektör ve ekonomi içinde tecrübe kazanacaklar. Türkiye’de abartısız söylüyorum, büyümeye en yakın merkez İnegöl. Doğru bir şekilde yönlendirme yaparsak bizler de, İnegöl ekonomisi önümüzdeki yıllarda Türkiye’de rol model olmaya devam edecek.

Yeşil dönüşümün gerisinde kalamayız

*Yeşil dönüşüm dünyanın gündeminde biliyorsunuz. Avrupa, kuralları yeniden belirliyor deyim yerindeyse. İnegöllü firmalar bu yeni dönemi hazır mı, hazırlıklar ne aşamada?

Yeşil dönüşümle ilgili olarak başta TOBB olmak üzere ticaret ve sanayi odaları bu işi önemsiyor. Çünkü üretimimizi direkt etkiliyor. Ama ülkemiz, üreticilerimiz hazır mı noktasında çok soru işaretleri var. Bununla ilgili olarak çok ciddi yatırımlar yapmamız lazım. Her şeyden önce mantığımızı, algımızı değiştirmeliyiz. Yeşil dönüşümün gerisinde kalamayız, kendimizi soyutlayamayız. Sanayicimiz bu noktada bilinçsiz. Üst düzey sanayiciler gerekeni yapıyor ama küçük işletmeler noktasında bu görev bize düşüyor. Bilgilendirmelerimizi gerçekleştireceğiz, yenilenme sürecine girmeleri gerekiyor firmaların. Yeni bir ekonomik sistem bu. Artıları ve eksileri var, iyi değerlendirmek lazım. Avrupa’nın her dediği doğru diye bir şey de yok ama kendimize uyarlamamız gerekiyor. Avrupa’dan kendimizi soyutlayamayız. Çalışmalarımız başladı bu noktada.