Bursa’da yaşayanlar ya da yolu bu şehre düşenler bilirler; Koza Han sadece bir alışveriş mekânı değil, Bursa’nın geçmişle bugün arasındaki köprülerinden biridir. Son günlerde yerel basına sıkça yansıyan bir gelişme oluyor; Koza Han içindeki kafe masalarının kaldırılması ya da sınırlanması kararı gündemi bir hayli meşgul etti. Kimi bu düzenlemeyi tarihi mekânın asli kimliğine dönüş olarak değerlendiriyor, kimi de karşı çıkıyor.

Koza Han, 1491 yılında II. Bayezid tarafından yaptırılmış ve uzun yıllar ipekböceği kozalarının alınıp satıldığı Bursa ipek ticaretinin en önemli merkezlerinden biri olmuş. Bursa’nın bir tekstil kenti olarak gelişmesinde çok önemli bir rol oynamış. Bugün de hanın dükkânlarında ipek eşarplar, şallar ve kumaşlar satılmaya devam ediyor.

Bu haftayı, Koza Han’daki güncel tartışmadan çok, onun hatırlattığı bir başlığa ayırmak istiyorum: Bursa ve ipek.

İpeğin hikâyesi Çin'de başlıyor. Milattan önceki yıllarda Çinlilerin keşfettiği ipek böcekçiliği, yüzyıllar boyunca devlet sırrı olarak saklanmış. İpek Yolu üzerinden batıya taşınan bu değerli kumaş, Roma İmparatorluğu'nda altınla aynı değerde görülmüş.

Bursa'nın ipek serüveni ise Osmanlı'nın ilk yıllarına dayanıyor. Hızla bir ticaret merkezine dönüşen Bursa, İran'dan gelen ipek kervanlarının uğrak noktası olmuş. 15. yüzyılda Moğol İmparatorluğu'nun çöküşü ve Çin’e giden yolun güvensizleşmesi sonucu, İran ipeği dünya pazarında öne çıkmış. Bursa da Batı’ya açılan başlıca kapılardan biri hâline gelmiş. Öyle ki, o dönemde Bursa’daki ipek fiyatları, Floransa ve Venedik gibi ticaret merkezlerinde piyasayı belirleyen ana unsur olmuş. Bursa’da ipekböceği yetiştiriciliği ve dut bahçelerinin yaygınlaşması ise 16. yüzyıl sonlarında olmuş.

Bursa ipeğini değerli kılan şey, kalitesi ve parlaklığıymış. Osmanlı sarayının giysileri, padişah kaftanları, sadrazam kavukları Bursa ipeğinden dokunurmuş. Evliya Çelebi, Bursa'da iki bin ipek tezgâhı olduğunu yazıyor. Hatta ipekçiliğin çok ileri gittiğini, Fransızların Bursa'ya gelip ipek dokumacılığını öğrendiklerini anlatıyor. Bursa ipeği, Avrupa saraylarında "Brusa Silk" adıyla bir kalite standardı olarak aranır hale gelmiş.

19. Yüzyılda işler değişmeye başlamış. Sanayi Devrimi'yle birlikte Avrupa'da makine dokumacılığı gelişmiş. Uzakdoğu'dan gelen ucuz ipekler piyasayı ele geçirmiş. İpek, maliyeti yüksek bir hâle gelmiş. Ayrıca 1860’lı yıllarda ortaya çıkan “Pebrin” hastalığı, ipekböceği kolonilerini büyük ölçüde yok etmiş.

Cumhuriyet döneminde ipekçiliği canlandırmak için çalışmalar yapılmış. 1940’ta kurulan KOZABİRLİK kurulmuş. 1971’de kurulan “Bursa İpekböcekçiliği Araştırma Merkezi” ve 2015’te Büyükşehir Belediyesi’nin başlattığı “Bursa ipeği yeniden hayat bulacak” projesi kapsamında açılan Muradiye’deki ipek fabrikası kurulmuş.

Yüzyıllar boyunca imparatorları giydiren, hanları dolduran Bursa ipeği bugün eski ihtişamından uzak olsa da köklerinin Koza Han’da olduğunu bilmek eminim o tarihi mekânın bizler için anlamını artıracaktır.

Sağlıkla kalın.