HIDIRCAN KAYA

Türkiye ile AB arasındaki ticaret hacmi, Gümrük Birliği’nin yürürlüğe girdiği dönemde yaklaşık 30 milyar dolar seviyesindeyken bugün 200 milyar doların üzerine çıkmış durumda. Ancak bu artışa rağmen anlaşmanın kapsamının sınırlı kalması, özellikle hizmetler, tarım ve kamu alımları gibi alanların dışında bırakılması, ekonomik ilişkilerin potansiyelinin tam anlamıyla değerlendirilememesine yol açıyor.

Asimetrik yapı rekabeti zorluyor

Mevcut sistemin en çok eleştirilen yönlerinden biri, AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye üzerinde doğrudan etkili olması, ancak Türkiye’nin bu süreçlere dahil edilmemesi. Bu durum, Türkiye açısından “asimetrik bir ticaret yapısı” oluştururken, yerli üreticilerin rekabet gücünü zayıflatıyor. Özellikle son dönemde AB’nin Hindistan gibi yüksek üretim kapasitesine sahip ülkelerle yaptığı anlaşmalar, Türkiye açısından riskleri daha görünür hale getirdi. Bu tür anlaşmalar sayesinde söz konusu ülkelerin ürünleri AB üzerinden dolaylı olarak Türkiye pazarına daha avantajlı koşullarla girebilirken, Türk ihracatçılar aynı pazarlarda benzer avantajlara sahip olamıyor. Bu dengesizlik, hem iç pazarda rekabet baskısını artırıyor hem de ihracat tarafında Türkiye’nin elini zayıflatıyor.

Sanayi ve ihracat üzerinde baskı artıyor

Türkiye’nin ihracatında en büyük payın AB ülkelerine ait olması, Gümrük Birliği’ndeki her yapısal değişikliğin doğrudan ekonomik sonuçlar doğurmasına neden oluyor. Özellikle sanayi üretiminin yoğun olduğu bölgelerde bu etki daha belirgin hissediliyor. Otomotiv, tekstil, makine ve kimya gibi sektörler, AB ile derin bir tedarik zinciri entegrasyonu içinde faaliyet gösterirken, mevcut sistemde yaşanan aksaklıklar bu sektörlerin rekabetçiliğini doğrudan etkiliyor. Ayrıca taşımacılık kotaları ve vize engelleri gibi kronikleşmiş sorunlar da malların serbest dolaşımına rağmen ticaretin önünde fiili engeller oluşturuyor.

Yeni nesil ticaret kuralları kapıda

Küresel ticarette son yıllarda öne çıkan dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik politikaları da Gümrük Birliği’nin güncellenmesini zorunlu kılan başlıklar arasında yer alıyor. Avrupa Birliği’nin hayata geçirdiği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) gibi uygulamalar, Türkiye’nin mevcut yapıyla rekabet etmesini daha da zorlaştırabilecek unsurlar olarak öne çıkıyor. Özellikle enerji yoğun sektörlerde faaliyet gösteren firmalar için bu düzenlemeler, ilave maliyetler anlamına gelirken, uyum sürecinin doğru yönetilememesi halinde ihracatta ciddi kayıplar yaşanabileceği ifade ediliyor. Bununla birlikte, dijital ticaret, e-ticaret ve veri akışı gibi alanların mevcut anlaşma kapsamında yer almaması da yeni nesil ekonomik ilişkilerin dışında kalınmasına neden oluyor.

Stratejik bir dönüm noktası

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusu artık yalnızca teknik bir ticaret politikası meselesi olarak değil, Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerindeki konumu açısından stratejik bir başlık olarak ele alınıyor. Küresel ticarette artan korumacılık eğilimleri ve AB’nin tedarik güvenliği arayışları, Türkiye için yeni fırsat pencereleri de oluşturuyor. Bu çerçevede, güncelleme sürecinin hızlandırılması ve kapsamlı bir reformun hayata geçirilmesi, Türkiye’nin hem mevcut pazarlarını koruması hem de yeni ticari fırsatları değerlendirmesi açısından kritik önem taşıyor.

Güncelleme ile neler değişebilir?

Uzmanlara göre Gümrük Birliği’nin güncellenmesi halinde hem Türkiye hem de AB açısından daha dengeli ve verimli bir ticaret yapısı kurulabilir. Güncellemenin;

· Hizmetler, tarım ve kamu alımlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi,

· Türkiye’nin AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı ticaret anlaşmalarına dahil edilmesi,

· Lojistik, vize ve kota gibi uygulamaların kolaylaştırılması,

· Dijital ticaret ve yeşil dönüşüm başlıklarının entegre edilmesi

gibi alanları içermesi bekleniyor.

Bu adımların hayata geçirilmesiyle birlikte Türkiye’nin ihracat gücünün artması, yatırım ortamının daha öngörülebilir hale gelmesi ve yabancı sermaye girişlerinin hızlanması öngörülüyor. Aynı zamanda üretim, istihdam ve teknoloji yatırımlarında da önemli bir ivme yakalanabileceği değerlendiriliyor.

Özer Matlı

Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı

İhracat odaklı büyüme hedefleri açısından stratejik riskler barındırmaktadır

Gümrük Birliği’nin mevcut yapısı, küresel ticaretin hızla değişen dinamikleri karşısında artık Türkiye’nin ihtiyaçlarına yeterince cevap verememektedir. 1996 yılında yürürlüğe giren bu sistem, o dönemin koşullarına göre önemli kazanımlar sağlamış olsa da günümüzde çok taraflı ticaret anlaşmalarının yaygınlaşması ve rekabetin farklı bir boyuta taşınmasıyla birlikte güncelliğini büyük ölçüde yitirmiştir.

Avrupa Birliği’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye’yi doğrudan etkilemesine rağmen, ülkemizin bu süreçlerin dışında kalması önemli bir yapısal soruna işaret etmektedir. Karar alma mekanizmalarında yer alamayan Türkiye, ortaya çıkan sonuçlara katlanmak durumunda kalırken, bu durum ticarette asimetrik bir yapı oluşturmaktadır.

Özellikle Hindistan gibi yüksek üretim kapasitesine ve düşük maliyet avantajına sahip ülkelerin AB üzerinden dolaylı olarak Türkiye pazarına daha kolay erişim sağlaması, yerli üreticimiz açısından ciddi bir rekabet baskısı oluşturmaktadır. Buna karşılık Türk ihracatçısının aynı pazarlara girişte benzer avantajlara sahip olmaması, rekabet gücümüzü zayıflatmakta ve dış ticaret dengesi üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır.

Bu tablo, yalnızca kısa vadeli ticari kayıplar açısından değil, aynı zamanda sanayimizin üretim yapısı, istihdam kapasitesi ve ihracat odaklı büyüme hedefleri açısından da stratejik riskler barındırmaktadır. Özellikle Avrupa Birliği pazarına yüksek düzeyde bağımlı olan sektörlerimiz ve bölgelerimiz için bu gelişmeler çok daha kritik sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.

Bu nedenle Gümrük Birliği’nin kapsamlı ve hızlı bir şekilde güncellenmesi artık bir tercih değil, ekonomik sürdürülebilirlik açısından zorunluluktur. Tarım, hizmetler ve kamu alımları gibi alanların yanı sıra dijital ticaret, lojistik süreçler ve Yeşil Mutabakat gibi yeni nesil başlıkları kapsayan bir modernizasyon süreci hayata geçirilmelidir. Aynı zamanda Türkiye’nin, AB’nin üçüncü ülkelerle yürüttüğü ticaret müzakerelerine daha etkin şekilde dahil edilmesini sağlayacak mekanizmaların oluşturulması büyük önem taşımaktadır.

Türkiye’nin küresel ticaret zincirindeki güçlü konumunu koruyabilmesi, ancak daha dengeli, kapsayıcı ve çağın gerekliliklerine uygun bir Gümrük Birliği yapısıyla mümkün olacaktır. Bu doğrultuda atılacak adımlar, hem üreticimizin rekabet gücünü artıracak hem de ülkemizin dış ticarette sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmasına önemli katkılar sağlayacaktır.

Tuncer Hatunoğlu

BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı

Bursa, Türkiye'nin Avrupa'ya açılan en kritik sanayi kapılarından birisidir

Kesinlikle güncellenmeli. 1996'da yürürlüğe giren mevcut anlaşma yalnızca sanayi ürünlerini ve işlenmiş tarım ürünlerini kapsıyor; hizmetler, kamu alımları ve ham tarım ürünleri bugün hâlâ bu çerçevenin dışında. Gümrük Birliği öncesinde yaklaşık 30 milyar dolar olan ikili ticaret hacmi bugün 210 milyar doları geçmiş durumda. Bu verinin tek başına ortaya koyduğu şey, anlaşmanın ekonomik gerçekliğin çok gerisinde kaldığıdır. 1996'dan bu yana kronikleşen sorunlar- taşıma kotaları, vize engelleri, anlaşmazlık çözüm mekanizmalarının yetersizliği-ve değişen küresel ticaret kuralları güncellemeyi kaçınılmaz kılıyor. Buna ek olarak Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve "Made in EU" gibi yeni AB düzenlemeleri de mevcut çerçeveyi işlevsiz hale getiriyor.

Güncellemenin birkaç temel başlığı bir arada ele alması gerekiyor.

Kapsam genişletmesi: Hizmetler, kamu alımları ve tarım sektörlerinin Gümrük Birliği'ne dahil edilmesi hem Türkiye'nin hem AB'nin bu ilişkiden aldığı verimi önemli ölçüde artıracak.

AB'nin STA müzakerelerine katılım: Türkiye şu anda AB'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının müzakere masasında yok, ancak bu anlaşmaların sonuçlarını Gümrük Birliği nedeniyle kendiliğinden uygulamak zorunda kalıyor. Bu asimetri giderilmeli.

SKDM ve ETS uyumu: Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın 2026 sonrasında daha geniş ürün gruplarına yayılması bekleniyor. Güncelleme, Türkiye'nin Emisyon Ticaret Sistemi'ni (ETS) hayata geçirme takvimiyle uyumlu olmalı; aksi takdirde çelik, alüminyum ve kimya gibi sektörlerde ihracat maliyetleri ciddi biçimde yükselecek.

Ulaşım ve serbest dolaşım: Malların serbest dolaşımı sağlanmış olsa da bu malları taşıyan araçlar ve sürücüler kota ve vize engelleriyle karşılaşmaya devam ediyor. Bu çelişkinin de güncelleme kapsamında ele alınması şart.

Bursa, Türkiye'nin Avrupa'ya açılan en kritik sanayi kapılarından biri. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) 2025 sonu itibarıyla 36,8 milyar dolarlık ihracatıyla ülkenin en büyük ihracatçı birliği konumunda. Otomotiv ve yan sanayi, tekstil, makine başta olmak üzere Bursa'nın öncü sektörlerinin tamamı AB pazarıyla derin bir entegrasyon içinde. Türkiye'nin "Made in EU" kapsamına alınması, Bursa'daki firmaların AB ihalelerinde ve kamu alımlarında "Birlik menşeli" muamelesi görmesini sağladı; bu da özellikle Çin'in otomotivdeki agresif fiyat politikasına karşı önemli bir rekabet kalkanı işlevi görüyor. Gümrük Birliği'nin hizmetler ve kamu alımlarına genişletilmesi durumunda bu etki daha da derinleşecek; firmalarımızın Avrupa tedarik zincirindeki görünürlüğü ve pazarlık gücü artacak. Öte yandan SKDM bir fırsat değil, yakın vadede maliyet baskısı anlamına geliyor. Kapsamdaki ürün gruplarını AB'ye ihraç eden şirketler için bu maliyet artık yansıtılıyor; hem üretim maliyetleri hem de üretimin dönüşümü için daha odaklı ve sistematik ilerlenmesi gerekiyor. Bursa'daki çelik ve enerji yoğun üreticiler bu dönüşüm için destek mekanizmalarına ihtiyaç duyuyor.

Yatırım planlarımız olumlu yönde değişir. Hizmetler ve kamu alımlarının kapsama alınması, bugüne kadar mevzuat belirsizliği nedeniyle rafa kaldırılmış yatırım kararlarını harekete geçirecektir. Özellikle Avrupa firmaları ile ortak üretim, ar-ge ortaklığı ve yüksek katma değerli proje iş birlikleri için somut bir zemin oluşacak. Üyelerimizin büyük çoğunluğu hâlihazırda Avrupa tedarik zincirleriyle entegre çalışıyor; güncelleme bu entegrasyonu derinleştirmenin önündeki kurumsal engeli kaldıracak ve yeni yabancı doğrudan yatırımları için de Bursa'yı daha cazip kılacaktır.

Öncelikle AB Konseyi nezdinde müzakere yetkisinin bir an önce alınmasını bekliyoruz. Resmi müzakerelere başlanmadan önce etki analizi, iç istişare ve onay süreçlerinin tamamlanması gerekiyor; bu süreçte Ticaret Bakanlığı ile sivil toplum ve özel sektör temsilcileri arasındaki koordinasyon kritik önem taşıyor. BUSİAD olarak bu istişare mekanizmalarına etkin biçimde katılmak istiyoruz. Bunun yanı sıra SKDM ve ETS'e uyum için bir ulusal dönüşüm fonu oluşturulmasını, düşük maliyetli yeşil finansmana erişimin kolaylaştırılmasını bekliyoruz. ETS ile SKDM gibi uygulamaların bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor; bu dönüşümün daha ucuz finansmanla desteklenmesi için odaklı ve sistematik ilerlenmeli.

Gümrük Birliği'nin güncellenmesi meselesi artık teknik bir ticaret politikası tartışması olmaktan çıkmış, Türkiye'nin küresel tedarik zincirlerindeki stratejik konumlanmasının temel bir bileşeni haline gelmiştir. Trump döneminin yeniden tetiklediği korumacılık dalgası, AB'nin tedarik güvenliği refleksiyle birleşince Türkiye için tarihsel bir fırsat penceresi açılmış durumda. Bursa sanayisi bu fırsatı değerlendirmeye hazır. Güncelleme sürecinin AB üyeliğine alternatif değil, o hedefe giden yolda somut bir adım olarak ele alındığı sürece Bursa ekonomisi bu süreçten güçlenerek çıkacaktır.

Yalçın Aras

NİLSİAD Yönetim Kurulu Başkanı

Daha dengeli bir rekabet ortamı oluşur, ihracat gücü artar

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi artık bir tercih değil, ihtiyaçtır. Mevcut yapı günümüz ticaret koşullarına cevap vermekte zorlanıyor ve AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı STA’lar Türkiye açısından ciddi rekabet kaybı yaratıyor.

Güncelleme; sanayi ürünlerinin yanında tarım, hizmetler, e-ticaret, dijital ürünler, kamu alımları, Yeşil Mutabakat, karbon düzenlemeleri ve AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı STA’ların Türkiye’ye etkilerini de kapsamalıdır.

Daha dengeli bir rekabet ortamı oluşur, ihracat gücü artar. Bu da sektörümüzde büyümeyi, Bursa ekonomisinde ise üretim, istihdam ve yan sanayide hareketliliği destekler.

Daha öngörülebilir ve adil bir ticaret ortamı, yatırım kararlarını olumlu etkiler. Kapasite artışı, teknoloji, otomasyon ve sürdürülebilirlik yatırımları daha güçlü şekilde gündeme gelir.

Bu konunun stratejik bir başlık olarak ele alınması, Türkiye’nin yaşadığı kayıpların daha güçlü şekilde savunulması ve ihracatçının yeşil dönüşüm ile dijitalleşme süreçlerinde daha fazla desteklenmesi bekleniyor.

Türkiye, üretim gücü ve stratejik konumuyla Avrupa için önemli bir ortaktır. Daha adil ve güncel bir ticaret yapısı, hem Türkiye hem de AB açısından ortak fayda yaratacaktır.

İskender İskenderoğlu

BALKANTÜRKSİAD Yönetim Kurulu Başkanı

Güncelleme, üretim ve ihracatı artırabilir

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği, 1996’dan beri yürürlükte olup günümüz ekonomisinin ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Mevcut anlaşma hizmetler, tarım ve dijital ticaret gibi alanları kapsamadığı için Türkiye açısından rekabet dezavantajı yaratmaktadır.
Güncelleme, Türkiye’nin AB ile ticari entegrasyonunu güçlendirebilir ve yeni küresel ekonomik kurallara uyumunu kolaylaştırabilir.

Gümrük Birliği güncellemesi öncelikle mevcut kapsamın genişletilerek hizmetler, tarım ve e-ticaret gibi alanların dahil edilmesini içermelidir. Türkiye’nin, Avrupa Birliği’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarında daha aktif rol almasını sağlayacak mekanizmalar kurulmalıdır. Dijital ekonomi, veri akışı ve rekabet politikaları gibi yeni nesil ticaret konuları anlaşmaya eklenmelidir.
Yeşil dönüşüm kapsamında karbon düzenlemeleri ve sürdürülebilir üretim standartlarına uyum da önemli bir başlık olmalıdır. Ayrıca anlaşmazlıkların çözümü, karar alma süreçlerine katılım ve kurumsal işleyişin daha dengeli hale getirilmesi sağlanmalıdır.

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, Bursa’nın ihracata dayalı özellikle otomotiv ve tekstil sanayisinin Avrupa Birliği pazarına erişimini kolaylaştırarak üretim ve ihracatı artırabilir. Hizmetler, dijital ticaret ve yeşil dönüşüm gibi alanların dahil edilmesi, Bursa’daki firmaların rekabet gücünü yükseltirken yeni yatırım fırsatları yaratabilir. Ancak daha sıkı çevre ve kalite standartları, kısa vadede firmalar için uyum maliyetlerini artırabilir.

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, firmaların Avrupa Birliği pazarına daha öngörülebilir ve geniş kapsamlı erişim elde etmesiyle yatırım planlarını artırma ve uzun vadeye yayma eğilimini güçlendirebilir. Özellikle yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve yüksek katma değerli üretim alanlarında yeni yatırımların hızlanması beklenir. Ancak yeni standartlara uyum gereklilikleri nedeniyle bazı firmalar yatırımlarını yeniden yapılandırmak veya ertelemek zorunda kalabilir.

Devletten, Gümrük Birliği güncelleme sürecinde iş dünyasının ihtiyaçlarını gözeten etkin bir müzakere politikası yürütmesi beklenir. Firmaların yeşil dönüşüm ve dijitalleşme süreçlerine uyumu için teşvik ve finansman destekleri sağlanmalıdır. İhracatı kolaylaştırmak adına lojistik ve gümrük işlemlerinin daha hızlı ve sade hale getirilmesi önemlidir. Ayrıca hukuki öngörülebilirlik ve ekonomik istikrar, firmaların yatırım kararlarını destekleyen temel unsurlar bekliyoruz.

Murat Evke

RUMELİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı

Yeni yatırımlar teşvik edilebilir

Kesinlikle Gümrük Birliği anlaşması güncellenmelidir. Mevcut Gümrük Birliği yapısı, bugünün küresel ticaret gerçeklerini ve üretim-ekonomi dinamiklerini karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Türkiye, Avrupa ile güçlü üretim, tedarik ve ihracat bağlarına sahip bir ülkedir. Ancak mevcut sistem, sanayi ve ticaretin dönüşen ihtiyaçlarına aynı ölçüde cevap verememektedir. Bu nedenle Gümrük Birliği’nin daha kapsayıcı, daha adil ve daha güncel bir çerçeveyle yeniden ele alınması gerektiğine inanıyoruz.
Güncelleme yalnızca klasik sanayi ürünleri ticaretiyle sınırlı kalmamalıdır. Başta tarım, kamu alımları, dijital ticaret, e-ticaret, lojistik, yeşil dönüşüm, sürdürülebilir üretim, teknik mevzuat uyumu ve vize kolaylığı gibi alanlar mutlaka kapsam içine alınmalıdır.
Özellikle iş dünyası açısından en önemli başlıklardan biri, ticaretin serbestleşmesine rağmen iş insanlarının dolaşımında yaşanan sorunların giderilmesidir. Malın serbest dolaştığı ama iş insanının zorlandığı bir sistem sürdürülebilir değildir. Ayrıca Türkiye’nin karar süreçlerinde daha fazla dikkate alındığı, daha dengeli bir mekanizmanın kurulması da büyük önem taşımaktadır.
Bursa; sanayi, ihracat, otomotiv yan sanayi, tekstil, makine, mobilya ve üretim altyapısıyla Türkiye’nin en stratejik şehirlerinden biridir. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, Bursa açısından hem dış ticaret kapasitesini hem de rekabet gücünü artıracak çok önemli bir adım olur.
Daha güçlü entegrasyon; ihracatın artmasına, yatırım iştahının yükselmesine, yeni pazarlara erişimin kolaylaşmasına ve şehirdeki üretim zincirlerinin daha sağlam hale gelmesine katkı sağlar. Özellikle KOBİ’ler açısından yeni fırsatlar doğar. Bursa, böyle bir güncellemeden Türkiye’de en hızlı ve en güçlü pozitif etki alacak şehirlerin başında gelir.
Öngörülebilirlik arttığında, yatırım kararları daha cesur ve daha uzun vadeli şekilde alınabilir. Avrupa ile ticari ilişkilerin kurumsal olarak güçlenmesi; üretim kapasitesi artışı, teknoloji yatırımları, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve ihracat odaklı büyüme planlarını daha güçlü hale getirir.
Yani böylesi bir güncelleme, sadece mevcut yatırımları koruyan değil, aynı zamanda yeni yatırımları da teşvik eden bir iklim oluşturur.

En büyük beklentimiz, bu sürecin kararlı, stratejik ve sonuç odaklı şekilde yürütülmesidir. Türkiye’nin müzakere masasında güçlü bir duruş sergilemesi, üreticinin, ihracatçının ve sanayicinin beklentilerini merkeze alması gerekir.
Ayrıca içerde de firmalarımızı bu yeni döneme hazırlayacak adımlar atılmalıdır. Yeşil dönüşüm, dijital altyapı, finansman erişimi, ihracat destekleri, teknik uyum süreçleri ve nitelikli insan kaynağı konusunda iş dünyasının önünü açacak destek mekanizmaları güçlendirilmelidir. Devletin burada sadece müzakere eden değil, özel sektörü dönüşüme hazırlayan bir yol açıcı rol üstlenmesini bekliyoruz.
Türkiye, Avrupa için yalnızca bir pazar değil; aynı zamanda güçlü bir üretim ortağı, stratejik bir tedarik merkezi ve kritik bir ekonomik aktördür. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da lehine olacak bir adımdır.
Bursa iş dünyası olarak biz, rekabetten kaçan değil; kuralları net, zemini adil ve geleceği öngörülebilir bir ekonomik çerçeve isteyen bir anlayışa sahibiz. Doğru kurgulanmış bir güncelleme, hem Türkiye’nin üretim gücünü büyütür hem de Bursa gibi sanayi şehirlerinin küresel konumunu daha da güçlendirir.

Tolga Papatya

GESİAD Yönetim Kurulu Başkanı

Kent ekonomisine olumlu katkı sağlar

Bugünkü siyasi ve ekonomik koşullar dikkate alındığında, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesi, ticari ilişkilerin derinleşmesi ve rekabet gücünün artırılması açısından önemli bir fırsat sunmaktadır. Ancak bu sürecin başarılı olabilmesi, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ilişkilerde de karşılıklı güven ve iş birliğinin güçlendirilmesine bağlıdır.

Güncelleme, hizmetler sektörü, tarım ürünleri ve dijital ticaret gibi mevcut anlaşmada kapsanmayan alanları içermelidir. Ayrıca modern ticaret kuralları, e-ticaret, fikri mülkiyet ve sürdürülebilirlik konularını da kapsayarak Türkiye-AB ekonomik entegrasyonunu güçlendirmelidir.

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, Bursa’nın otomotiv, tekstil ve sanayi ihracatını artırarak kent ekonomisine olumlu katkı sağlar. Aynı zamanda hizmetler ve dijital ticaret alanındaki açılımlar, yerel işletmelerin rekabet gücünü yükselterek istihdam ve yatırımı destekler.

Güncelleme, firmaların AB pazarına erişimini kolaylaştıracağı için yatırım planlarını genişletmelerine ve yeni projelere yönelmelerine yol açabilir. Ayrıca, dijital ticaret ve hizmetler alanındaki fırsatlar, şirketleri teknoloji ve altyapı yatırımlarına teşvik edebilir.

Devletten, Gümrük Birliği güncelleme sürecinde firmalara rehberlik ederek mevzuat uyumunu ve rekabet avantajını sağlaması beklenir. Ayrıca, yatırım ve ihracatı destekleyecek teşvik ve altyapı politikalarını hayata geçirerek ekonomik büyümeyi güçlendirmesi önemlidir.