Ekmek üretiminde un, maya, enerji, işçilik, akaryakıt, ambalaj, lojistik ve bakım-onarım gibi çok sayıda kalemin maliyetleri değişirken, nihai ürün olan ekmeğin tek bir fiyat tarifesine bağlı kalmasının sektörde maliyet-satış fiyatı dengesizliği oluşturduğu belirtildi.

Komite tarafından yapılan değerlendirmede, mevcut sistemde fiyat tarifesinin güncellenmesinin uzun bir bürokratik sürece bağlandığı ve yıl içerisinde yalnızca bir kez tarife oluşturulabilmesi gibi uygulamaların sektörün maliyet değişimlerine hızlı yanıt vermesini zorlaştırdığı ifade edildi.

40 girdi serbest piyasada, ekmek tek tarifede

Fırıncılık sektörünün temel sorununun, üretimde kullanılan yaklaşık 40 farklı girdinin fiyatının piyasa koşullarına göre değişebilmesine karşın ekmek fiyatının aynı hızda güncellenememesi olduğu vurgulandı.

Bu durumun maliyetlerle satış fiyatı arasındaki makasın açılmasına neden olduğu belirtilirken, fırıncı esnafının artan giderleri uzun süre kendi bünyesinde karşılamak zorunda kaldığı kaydedildi.

“Fiyat belirlemek zam yapmak değildir”

Komite, fiyat belirleme sürecinde sektör temsilcilerinin daha etkin olmasının “keyfi fiyat artışı” anlamına gelmediğini belirtti.

Geçmiş dönemlerde de fiyat tarifeleri oluşturulurken kamu kurumlarıyla istişare edildiği, sektörün gerçek maliyetlerinin ortaya konulduğu ve gerekli değerlendirmelerin ardından fiyat düzenlemelerinin yapıldığı ifade edildi.

Komite, talebinin kontrolsüz fiyat artışı değil; sektörün gerçek maliyetlerinin dikkate alındığı, kamu otoritelerinin denetim ve gözetiminin devam ettiği, ancak gereksiz bürokratik süreçlerin azaltıldığı bir sistem olduğunu bildirdi.

Bürokrasi yerine otomatik güncelleme

Yeni uzlaşma komisyonu sisteminde 4 kamu kurumu temsilcisi ile 2 sektör temsilcisinden oluşan bir komisyon üzerinden sürecin yürütülmesinin hem kamu hem de sektör açısından bürokratik yük oluşturduğu belirtildi.

Komite, bunun yerine ekonomik verilerin düzenli olarak takip edildiği otomatik bir fiyatlama mekanizmasının oluşturulmasını önerdi.

Önerilen modelde belirli dönemlerde enflasyon, işçilik, enerji, un ve temel üretim girdilerindeki değişimlerin objektif bir formül çerçevesinde değerlendirilerek ekmek fiyatlarının otomatik olarak güncellenmesi öngörülüyor.

Bu modelin fırıncıların maliyetlerini daha iyi öngörebilmesine, kamu kurumlarının üzerindeki bürokratik yükün azalmasına ve tüketicilerin ani fiyat değişimleriyle karşılaşmasının önüne geçilmesine katkı sağlayabileceği ifade edildi.

Yeni tarife için çalışma başladı

Öte yandan BTSO 16. Un ve Unlu Mamulleri İmalatı ve Ticareti Meslek Komitesi, sektörden gelen talepler doğrultusunda mevcut maliyet şartları dikkate alınarak yeni ekmek tarifesi oluşturulmasına yönelik çalışmalara başladığını açıkladı.

Komite, sektör olarak fiyat artışı yapmak istemediklerini ancak artan maliyetler karşısında işletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmesi için gerekli düzenlemelerin kaçınılmaz hale gelebildiğini belirtti.

Yeni düzenlemenin doğrudan “zam” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunan komite, söz konusu çalışmanın uzun süredir artan üretim maliyetlerinin ekmek fiyatlarına makul, kontrollü ve ölçülü biçimde yansıtılmasına yönelik bir fiyat ayarlaması olduğunu ifade etti.

“Amacımız fırıncıyı yaşatmak”

Komite, fırın işletmelerinin yalnızca ticari işletmeler olmadığını, vatandaşın her gün sofrasına ulaşan temel bir gıdanın üretimini gerçekleştirdiğini vurguladı.

Açıklamada, fırınların artan maliyetler nedeniyle ekonomik olarak zorlanmasının uzun vadede üretim, istihdam, ekmek kalitesi ve tüketicinin güvenli ve sürdürülebilir ekmeğe erişimi açısından da sorun oluşturabileceği belirtildi.

BTSO 16. Un ve Unlu Mamulleri İmalatı ve Ticareti Meslek Komitesi, mevcut uzlaşma komisyonu sisteminin yeniden değerlendirilmesini ve objektif ekonomik göstergelere dayalı, otomatik ve öngörülebilir bir fiyat güncelleme mekanizmasının hayata geçirilmesini talep etti.

Komite, sektörün sorunlarının çözümü için kamu kurumlarıyla istişare ve iş birliği içerisinde çalışmaya hazır olduğunu da bildirdi