Çürük elma
Felsefede önemli bir altın kural vardır. Elma bahçesinin bir ağacının dallarında ne kadar çürük elma varsa, bahçenin bütün ağaçlarında aynı oranda çürük elma vardır.
Bu orantının adı modern çağda istatistiktir. İstatistikler bilimsel bir şekilde yapıldığı takdirde çok az yüzde sapmalarla doğru neticeler verir.
Bu saptamadan sonra bir fıkraya geçerek anlatmak istediğimi, kırmadan dökmeden siz EKOhaber okuyucularına sunmaya çalışacağım.
Diş doktorunun biri, caddenin birinde muayehane açar ve tabelasına şehrin en iyi dişçisi diye yazar. Tabelayı gören başka dişçi yine aynı caddede açtığı işyerine bölgenin en iyi dişçisi diye tabela asar, bir başka dişçi yine aynı caddede açtığı işyerinin tabelasına, ülkenin en iyi dişçisi diye yazı asar. Caddede işlerin iyi gittiğini gören bir başka dişçi yeni işyerine dünyanın en iyi dişçisi tabelasını asarak diğerlerinden daha iddalı olduğunu gösterir. Arz ve talep dengesi bu ya, caddeye gelen son dişçi tabelasına ne yazacak? Şehrin, bölgenin, ülkenin, dünyanın en iyileri bu caddede, o zaman bu caddede bulunanların en iyi diş doktoru diye yazınca hepsinden büyük olduğunu ifade etmeye çalışır.
Bu fıkrada ticari zihniyet, rekabet, reklam, arz-talep ve en sonunda da akıllılık var. Bu fıkra hangi ülkeden çıkmış ise o ülkede de akıl ve akıllılık var. Şimdi asıl anlatmak istediğim konuya geçeceğim.
Geçtiğimiz hafta EKOhaberde yayınlanan sektörel bir araştırma yazısında, benim de içinde bulunduğum sektörün Bursa ayağı ve Bursadaki temsilcilerinin görüşleri yer aldı.
Her firma temsilcisi kendisine göre sektörün sorunlarını ve isteklerini dile getirmiş.
Fakat sektörümüzün Birlik başkanı arkadaşımız, sektörümüzün açmazlarını, sorunlarını ve ana tüzüğümüzde olan, adı üstünde Birlik ve beraberliğimizi bir tarafa bırakarak, üst düzey yöneticisi olduğu şirketinin bir numara olduğunu, kendilerinden sonra gelecek olan sıralamaya, Türkiyeden ikinci, üçüncü, dördüncü olacak bir firmanın olmadığını, kendilerine sorduklarını söylemişler. Yani açıkça söyleyememiş en büyük benim benden sonra küçük yok.
İşte ülkemizin durumu. Siyasette, sanatta, bilimde durum ne ise derneklerde, birliklerde ve rekabette de durum aynı, yani çürük elma durumu. Dişçilerin rekabetindeki aselet mi yoksa en büyük benim benden büyük zaten yok, sektörü başkan olarak temsil ediyorum ama sektörde en büyük benim benden başka büyük yok ama küçük de yok mantığı mı...?
Seçtiğimiz Birlik başkanı bana ve sektördekilerine nasıl ki ezilecek böcek gözü ile bakıyorsa ben de o sektörün birlik başkanını şimdiden görmezden geliyor ve kurucusu olduğum Türkiye Raf İmalatçıları Birliğinden derhal istifa ettiğimi basın yolu ile kamuoyuna bildiriyorum. Alçak gönüllüyüm ama aşağılanacak kadar değilim.
Son söz, al sana bir kaya nereye dayarsan daya...
Saygılarımla
Felsefede önemli bir altın kural vardır. Elma bahçesinin bir ağacının dallarında ne kadar çürük elma varsa, bahçenin bütün ağaçlarında aynı oranda çürük elma vardır.
Bu orantının adı modern çağda istatistiktir. İstatistikler bilimsel bir şekilde yapıldığı takdirde çok az yüzde sapmalarla doğru neticeler verir.
Bu saptamadan sonra bir fıkraya geçerek anlatmak istediğimi, kırmadan dökmeden siz EKOhaber okuyucularına sunmaya çalışacağım.
Diş doktorunun biri, caddenin birinde muayehane açar ve tabelasına şehrin en iyi dişçisi diye yazar. Tabelayı gören başka dişçi yine aynı caddede açtığı işyerine bölgenin en iyi dişçisi diye tabela asar, bir başka dişçi yine aynı caddede açtığı işyerinin tabelasına, ülkenin en iyi dişçisi diye yazı asar. Caddede işlerin iyi gittiğini gören bir başka dişçi yeni işyerine dünyanın en iyi dişçisi tabelasını asarak diğerlerinden daha iddalı olduğunu gösterir. Arz ve talep dengesi bu ya, caddeye gelen son dişçi tabelasına ne yazacak? Şehrin, bölgenin, ülkenin, dünyanın en iyileri bu caddede, o zaman bu caddede bulunanların en iyi diş doktoru diye yazınca hepsinden büyük olduğunu ifade etmeye çalışır.
Bu fıkrada ticari zihniyet, rekabet, reklam, arz-talep ve en sonunda da akıllılık var. Bu fıkra hangi ülkeden çıkmış ise o ülkede de akıl ve akıllılık var. Şimdi asıl anlatmak istediğim konuya geçeceğim.
Geçtiğimiz hafta EKOhaberde yayınlanan sektörel bir araştırma yazısında, benim de içinde bulunduğum sektörün Bursa ayağı ve Bursadaki temsilcilerinin görüşleri yer aldı.
Her firma temsilcisi kendisine göre sektörün sorunlarını ve isteklerini dile getirmiş.
Fakat sektörümüzün Birlik başkanı arkadaşımız, sektörümüzün açmazlarını, sorunlarını ve ana tüzüğümüzde olan, adı üstünde Birlik ve beraberliğimizi bir tarafa bırakarak, üst düzey yöneticisi olduğu şirketinin bir numara olduğunu, kendilerinden sonra gelecek olan sıralamaya, Türkiyeden ikinci, üçüncü, dördüncü olacak bir firmanın olmadığını, kendilerine sorduklarını söylemişler. Yani açıkça söyleyememiş en büyük benim benden sonra küçük yok.
İşte ülkemizin durumu. Siyasette, sanatta, bilimde durum ne ise derneklerde, birliklerde ve rekabette de durum aynı, yani çürük elma durumu. Dişçilerin rekabetindeki aselet mi yoksa en büyük benim benden büyük zaten yok, sektörü başkan olarak temsil ediyorum ama sektörde en büyük benim benden başka büyük yok ama küçük de yok mantığı mı...?
Seçtiğimiz Birlik başkanı bana ve sektördekilerine nasıl ki ezilecek böcek gözü ile bakıyorsa ben de o sektörün birlik başkanını şimdiden görmezden geliyor ve kurucusu olduğum Türkiye Raf İmalatçıları Birliğinden derhal istifa ettiğimi basın yolu ile kamuoyuna bildiriyorum. Alçak gönüllüyüm ama aşağılanacak kadar değilim.
Son söz, al sana bir kaya nereye dayarsan daya...
Saygılarımla
Sayı: 650 - Sayı'nın Kapağı





